Bir gün bir pamuk şekeri makinesi satın alacağım.Someday I will buy a cotton candy machine.
Benim arabayı alacağım.I'm going to take my car.
Ne alacaksınız?What will you have?
İşi alacak mısın?Will you take on the job?
Siz bir ödül alacaksınız.You shall have a reward.
Şanslarımı sizinle birlikte alacağım.I'll take my chances with you.
Her ikiniz için içecek bir şey alacağım.I'll get something to drink for both of you.
Eğer dürüstsen, seni işe alacağım.If you are honest, I will hire you.
Korkarım banka evimi geri alacak.I'm afraid the bank is going to repossess my house.
Çok geçmeden ondan haber alacağımızı umuyorum.I hope it won't be long before I hear from her.
Bu güzel günlerden bir gün o sadece hak ettiğini alacak.One of these fine days he will get his just deserts.
Yakında bizden haber alacaksın.You'll be hearing from us soon.
Öğrenciler bu İngilizce kurslarından birini alacak.Students will take one of these English courses.
Bir gün senden intikamımı alacağım.I will get even with you some day.
Çözümün zaman alacağı konusundaki açıklaması kimseyi tatmin etmedi.His explanation that a solution would take time didn't satisfy anyone.
Gelecek hafta yeni bir araba satın alacağız.We will purchase a new car next week.
Otobüs bizi saat kaçta alacak?What time will the bus pick us up?
İçmek için ne alacaksın?What will you have to drink?
İstasyona taksiyle gitmek 20 dakikamı alacak.It will take me 20 minutes to get to the station by taxi.
Yağmur yağacağını sanmıyorum, ancak her ihtimale karşı bir şemsiye alacağım.I don't think it will rain, but I'll take an umbrella in case it does.
Yağmur yağmadan önce çamaşırı içeri alacağım.I'll take in the washing before it rains.
Ömrümün geri kalanını alsa bile senden intikamımı alacağım.I'll get even with you, if it takes me the rest of my life.
O, çok parası olursa o sözlüğü alacağını söyledi.He said that if he had much money, he would buy the dictionary.
Yakında ondan haber alacaksın.You will soon hear from him.
Tekrar kilo alacağım.I'll gain weight again!
İlk kez yoklama alacağım.I'll take attendance first.
Hardallı ve ketçaplı iki sosisli sandviç alacağım.I'll have two hot dogs with mustard and ketchup.
Onu sizin için alacağım.I will get it for you.
Ben bir Ford alacağım.I'll buy a Ford.
Otobüs bizi nereden alacak?Where will the bus pick us up?
Otobüsle gitmek çok zaman alacak mı sence?Do you think it will take long by bus?
Otobüs zaman alacaktır.The bus will take time.
Ben bir kova su alacağım.I'll get a bucket of water.
Ne tür tedavi alacağım?What kind of treatment will I get?
Ne kadar pahalı olursa olsun o eski saati alacağım.I'll buy that old clock, however expensive it is.
Ona hangisini alacağını söyle.Tell her which one to take.
Biletleri nereden alacağımı bana söyleyebilir misiniz?Can you tell me where to buy tickets?
Televizyonun kitapların yerini alacağını sanmıyorum.I don't think TV will ever take the place of books.
Affedersiniz, bir saniye. Gidip viski alacağım.Excuse me just a second. I'll go and get the whiskey.
Ne kadar olduğu umurumda değil. Ben zaten onu alacağım.I don't care how much it costs. I'm going to buy it anyway.
Keşke o arabayı satın alacak yeterli param olsa.I wish I had enough money to buy the car.
Sözlüğü alacak kadar param yok.I have no money to buy the dictionary.
Ben sarı olanını alacağım.I'll take the yellow one.
Yarışı kim kazanırsa ödülü alacak.Whoever wins the race will receive the prize.
Salon 1.000'den fazla kişiyi alacak kadar büyüktü.The hall was so large as to hold more than 1,000 people.
Oraya varmak bir saat alacaktır.It'll take an hour to get there.
Olduğun yerde kal, geleceğim ve seni alacağım.Stay put. I'll come and get you.
Bir bardak şampanya alacağım.I'll take a glass of champagne.
Ben bir duş alacağım.I'll take a shower.
Jane doğrudan A alacaktır.Jane will get straight A's.
Sam, bu senin saatlerini alacak.Sam, this is gonna take you hours.
Böylesine pahalı bir bisikleti alacak kadar delisin.You're crazy to buy such an expensive bike.
Onu alacağım.I'll take it.
Bunu alacağım.I'll take this one.
Bundan hoşlanıyorum. Onu alacağım.I like this. I'll take it.
Bu sorunu üçüncü bölümde ele alacağız.We will deal with this problem in Chapter Three.
Bu kitaptan büyük bir keyif alacaksınız.You will derive great pleasure from this book.
Soğuk algınlığımı atlatmak uzun zamanımı alacak.It'll take me a long time to get over my cold.
Bu kahverengi kravatı alacaktım.I would take this brown tie.
Bu işin zamanımın çoğunu alacağından korkuyorum.I fear this work will take up most of my time.