Bu sporcular, oyunlarda yer alabilmek için çok büyük fedakarlıklar yapmışlardı.هؤلاء الرياضين ضحوا بكل شيء ليتسابقوا في السباقات
Bu sporcular, oyunlarda yer alabilmek için çok büyük fedakarlıklar yapmışlardı.誰もがメダルに値するけれど 運という要素も欠かせません
Bu tüketicilerin istedikleri şeyi piyasadan alabilmek icin beraber çalıştıklarını gösteriyor.Es geht darum, dass Konsumenten zusammenarbeiten, um vom Markt das zu bekommen, was sie wollen.
Bu tüketicilerin istedikleri şeyi piyasadan alabilmek icin beraber çalıştıklarını gösteriyor.Este vorba despre consumatori lucrand impreuna sa obtina ceea ce vor din piata.
Bu tüketicilerin istedikleri şeyi piyasadan alabilmek icin beraber çalıştıklarını gösteriyor.Het gaat over consumenten die samenwerken om te krijgen wat ze willen.
Bu tüketicilerin istedikleri şeyi piyasadan alabilmek icin beraber çalıştıklarını gösteriyor.Il s'agit de consommateurs qui travaillent de concert pour obtenir ce qu'ils veulent du marché.
Bu tüketicilerin istedikleri şeyi piyasadan alabilmek icin beraber çalıştıklarını gösteriyor.이는 소비자들이 시장에서 자기들이 원하는 것을 얻어내기 위해서 같이 움직인다는 걸 의미합니다.
Bu tüketicilerin istedikleri şeyi piyasadan alabilmek icin beraber çalıştıklarını gösteriyor.Konsumenci współpracują ze sobą, żeby zdobyć to czego potrzebują.
Bu tüketicilerin istedikleri şeyi piyasadan alabilmek icin beraber çalıştıklarını gösteriyor.Si tratta di consumatori che lavorano insieme per ottenere quello che vogliono dal mercato.
Bu tüketicilerin istedikleri şeyi piyasadan alabilmek icin beraber çalıştıklarını gösteriyor.Αυτό σημαίνει ότι οι καταναλωτές συνεργάζονται για να πάρουν ότι χρειάζονται από την αγορά.
Bu tüketicilerin istedikleri şeyi piyasadan alabilmek icin beraber çalıştıklarını gösteriyor.Това е свързано с консуматори, работещи заедно, за да получат онова, което искат от пазара.
Bu tüketicilerin istedikleri şeyi piyasadan alabilmek icin beraber çalıştıklarını gösteriyor.Это касается потребителей, работающих вместе над тем, чтобы получить от рынка то, что им нужно.
Bu tüketicilerin istedikleri şeyi piyasadan alabilmek icin beraber çalıştıklarını gösteriyor.מדובר בצרכנים שפועלים ביחד כדי להשיג את מה שרצוי להם מן השוק.
Bu tüketicilerin istedikleri şeyi piyasadan alabilmek icin beraber çalıştıklarını gösteriyor.فالمستهلكون يعملون سوياً من أجل الحصول على ما يريدون من سوق العمل
Bu tüketicilerin istedikleri şeyi piyasadan alabilmek icin beraber çalıştıklarını gösteriyor.市場外から得るため 協力しています いくつか例をあげましょう
Bütün bunları yapabilmenizin ve bu ışığı beyne alabilmenizin bir güzel püf noktası daha var.Ada satu trik ajaib lain yang Anda butuhkan untuk melakukan ini, yaitu cara memasukkan cahaya ke dalam otak.
Bütün bunları yapabilmenizin ve bu ışığı beyne alabilmenizin bir güzel püf noktası daha var.Er is nog een andere magische truc nodig om dit allemaal te laten gebeuren: hoe krijg je licht in de hersenen?
Bütün bunları yapabilmenizin ve bu ışığı beyne alabilmenizin bir güzel püf noktası daha var.És van itt egy másik trükk is amit végre kell hajtanunk, és az lenne a fénynek az agyba juttatása.
Bütün bunları yapabilmenizin ve bu ışığı beyne alabilmenizin bir güzel püf noktası daha var.Há outro truque mágico necessário para que isso aconteça, é a capacidade de colocar luz dentro do cérebro.
Bütün bunları yapabilmenizin ve bu ışığı beyne alabilmenizin bir güzel püf noktası daha var.Hay otro pase de magia que hacer para que todo esto funcione y es la capacidad de meter luz en el cerebro.
Bütün bunları yapabilmenizin ve bu ışığı beyne alabilmenizin bir güzel püf noktası daha var.이런 것이 일어나기 위해선 다른 비결이 필요한데, 뇌 안으로 빛을 비추게 하는 능력입니다.
Bütün bunları yapabilmenizin ve bu ışığı beyne alabilmenizin bir güzel püf noktası daha var.Pak by stačilo už jen jedno: pustit do mozku světlo.
Bütün bunları yapabilmenizin ve bu ışığı beyne alabilmenizin bir güzel püf noktası daha var.Trzeba się posłużyć pewną sztuczką. Mianowicie dostarczyć światło do mózgu.
Bütün bunları yapabilmenizin ve bu ışığı beyne alabilmenizin bir güzel püf noktası daha var.Есть один фокус, который нужно проделать, чтобы это удалось - нужно, чтобы свет мог проникнуть в мозг.
Bütün bunları yapabilmenizin ve bu ışığı beyne alabilmenizin bir güzel püf noktası daha var.יש עוד תכסיס אחד שנדרש כדי שכל זה יפעל, וזה היכולת להכניס אור למוח.
Bütün bunları yapabilmenizin ve bu ışığı beyne alabilmenizin bir güzel püf noktası daha var.ويمكن القيام بذلك بحركة سحرية واحدة وهو عن طريق توجيه الضوء الى الدماغ
Bütün bunları yapabilmenizin ve bu ışığı beyne alabilmenizin bir güzel püf noktası daha var.脳内に光刺激を届けるための工夫が必要です そのために 痛覚のない脳に
Bütün mesele, oksijeni kılcal damarlara alabilmektir.Bei der ganzen Chose geht es ja dar an Sauerstoff zu kommen
Bütün mesele, oksijeni kılcal damarlara alabilmektir.Cílem je dostat kyslík.
Bütün mesele, oksijeni kılcal damarlara alabilmektir.Il punto è quello di ottenere l'ossigeno.
Bütün mesele, oksijeni kılcal damarlara alabilmektir.Intinya adalah untuk mendapatkan oksigen.
Bütün mesele, oksijeni kılcal damarlara alabilmektir.산소를 얻은 혈액은 붉어지고
Bütün mesele, oksijeni kılcal damarlara alabilmektir. Şimdi kan, kalbe geri dönmek için hazır.Najważniejsze jest samo pobranie tlenu. kiedy to nastąpi, krew jest gotowa, żeby wrócić do serca.
Bütün mesele, oksijeni kılcal damarlara alabilmektir.Toată ideea este să primească oxigenul.
Bütün mesele, oksijeni kılcal damarlara alabilmektir.Tudo isto acontece para pegar o oxigênio.
Bütün mesele, oksijeni kılcal damarlara alabilmektir.Весь смысл - в этом.
Bütün mesele, oksijeni kılcal damarlara alabilmektir.Головна мета - отримати кисень.
Bütün mesele, oksijeni kılcal damarlara alabilmektir.כל המטרה היא להשיג חמצן.
Bütün mesele, oksijeni kılcal damarlara alabilmektir.الهدف الأساسي أن يلتقط الدم الأوكسجين
Bu vektörle çarpımını alabilmem için, vektörün 4 bileşeni olması gerekir. - Buraya 4 eleman yazayım.Vamos a decir que es 2, 3, 4, y entonces menos 1.
Bu vektörle çarpımını alabilmem için, vektörün 4 bileşeni olması gerekir. -Так что этот парень будет иметь 4 компоненты для нас даже быть возможность умножить их, иначе
Bu vektörle çarpımını alabilmem için, vektörün 4 bileşeni olması gerekir.هذا سيحتوي على اربعة مكونات حتى
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartAntes de obter um empréstimo, eles têm de ter formação.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartA předtím, než dostanete půjčku, musíte být kvalifikovaní.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartA pred tým, než si tú pôžičku môžete zobrať, musíte byť vyškolení.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartDar înainte să primești un împrumut, trebuie să fii instruit.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartE prima di poter aver un prestito, bisogna essere formati.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartÉs mielőtt hitelt kapsz, tanulnod kell.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartEt ensuite, avant d'obtenir un prêt, vous devez être formé.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şart그리고 대출을 받기 전에 여러분은 훈련을 받아야만 합니다.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartLalu sebelum mendapat pinjaman, anda harus dilatih.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartOch sedan, innan man kan få ett lån, måste man utbildas.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartPrzed pożyczką trzeba się podszkolić.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartUnd dann bevor man ein Darlehen bekommt, muss man ausgebildet sein.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartVà trước khi bạn có thể vay tiền, bạn phải được đào tạo.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartVoor het verkrijgen van een lening moet je worden opgeleid.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartY antes de conseguir un crédito, uno tiene que ser entrenado.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartΚαι πριν πάρεις δάνειο, πρέπει να εκπαιδευτείς.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartИ освен това, преди получаване на заем, човек трябва да бъде обучен.
Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şartИ перед тем как взять кредит, нужно обучиться.