Buradan Boston'a gitmenin ne kadar zaman alacağını bilmiyorum.I don't know how long it takes to get to Boston from here.
Alabileceğim tüm yardımı kullanabilirim.I can use all the help I can get.
Ben hemen senin için biraz alacağım.I'll get some for you right away.
Ben hemen sizin için bir tane alacağım.I'll get one for you right away.
Sanırım biraz temiz hava alacağım.I think I'll get a bit of fresh air.
Ben onu alayım.Let me get that.
Bu çok daha uzun zaman alamaz.It can't take much longer.
İhtiyacın varsa bir hafta izin alabilirsin.You can take a week off if you need to.
Ben alarm kodunu bilmiyorum.I don't know the alarm code.
Ağırdan alabilirsin.You can take it easy.
Ödünç alabileceğim bir tırnak törpün var mı?Do you have a nail file I could borrow?
Benimkini ödünç alabilirsin.You can borrow mine.
Tom uykusunu alamıyor.Tom doesn't get enough sleep.
Şansınızı alacaksınız.You'll get your chance.
Ödünç alabileceğim bir mektup açacağın var mı?Do you have a letter opener I could borrow?
Bizden haber alacaksın.You'll be hearing from us.
İhtiyacın olan şeyi alabilirsin.You may take what you need.
Hiçbir şey için bunlardan birini alabilmelisin.You should be able to get one of those for next to nothing.
Bundan zevk alacaksın.You'll get a kick out of it.
Burada çalışmaktan zevk alacaksın.You'll enjoy working here.
Biz biraz parafin satın alacağız.We'll buy some paraffin.
Onlar için biraz parafin satın alacağız.We'll buy some paraffin for them.
Bir battaniye daha alabilir miyim?Can I get another blanket?
Lütfen dolma kalemini ödünç alabilir miyim?Could I please borrow your pen?
Eski işimi tekrar alabileceğimi umuyorum.I hope I can get my old job back.
Uzun vadede fayda sağlayabilecek alanlara yatırım yapılmamıştı.The money was not invested in areas where it could bring benefit over the long term.
Senin için ne alabilirim?What can I get for you?
Yüzüğümü geri alabilir miyim?Could I get my ring back?
Benim uzmanlık alanım karşılaştırmalı dindir.My major is comparative religion.
Bunun ne kadar zaman alacağını bilmenin yolu yok.There's no way to know how much time it's going to take.
Ne kadar süre alacak?How long's it going to take?
Şu anda bunu göze alamam.I can't afford it right now.
Gidip Tom'u alalım.Let's go and get Tom.
Bu uzun zaman alabilir.This could take a long time.
"Sen ne istersen alabilirsin." "Buna ne dersin?" "Hayır, o çok pahalı.""You can have whatever you want." "What about that?" "No, that's too expensive."
Bunu bir süre için ödünç alabilir miyim?Can I borrow this for a little while?
Bu pis bir hal alabilir.It could get messy.
Hak ettiğini alacaksın.You'll get what you deserve.
Ne hak ediyorsanız alacaksınız.You'll get what you deserve.
Şu anda, bu alanda etkin silahlı çatışma yok.Currently in this area there are no active hostilities.
O sorunu ele alayım.Let me handle that problem.
Biranın birazını alabilir miyim.Could I have some of your beer?
Haydi siper alalım.Come on, let's take shelter.
O, dudaklarının nasıl tat alacağını merak ediyordu.She wondered how his lips would taste.
O, onun dudaklarının nasıl tad alacağını merak ediyordu?She wondered what his lips would taste like.
Ne alabileceğime bakalım.Let's see what I can get.
Bunu göze alalım.Let's risk it.
Tom'la alay etmeye gidelim.Let's go make fun of Tom.
Önce Tom'un fikrini alalım.Let's get Tom's opinion first.
Şunu alayım.Let me have that.
Onları alayım.Let me take those.
Paltomu alayım.Let me get my coat.
Bütün kızlar benimle alay ettiler.All the girls teased me.
Onlar burada başka bir yerde alamayacağın şeyleri satar.They sell things here that you can't get anywhere else.
O işi alabileceğim konusunda bir şans olduğunu düşünüyor musun?Do you think there's a chance I could get that job?
Daha da kötü bir hâl alabilirdi.It could get worse.
Biraz zaman alabilir.It could take a while.
Bu haftalar alabilir.This could take weeks.
İstediğiniz kadar alabilirsiniz.You can take as much as you want.
Kemanımı alayım.Let me get my violin.