O riski alabileceğimizi sanmıyorum.I don't think we can take that risk.
Alarmım çalmadı. Geç kalmamın nedeni bu.My alarm didn't go off. That's why I was late.
Yakında Tom'dan haber alacağımı umuyorum.I expect to hear from Tom soon.
Patenciler paten alanının etrafında kaydı.The skaters skated around the rink.
Tom ve Mary buz pateni alanında paten yaparken el ele tutuştular.Tom and Mary held hands as they skated around the rink.
Tom buradan yaklaşık yüz metre aşağıda alabalık avlıyor.Tom is fishing for trout about a hundred meters downstream from here.
Seninle alay etmiyordum.I wasn't making fun of you.
Ranzalar, alandan kazanmanın bir yoludur.Bunk beds are a way to save space.
Fırçanı ödünç alabilir miyim?Can I borrow your brush?
Biraz çay alabilir miyim?Can I have some tea?
Bu alan güzel manzarası ile bilinir.This area is known for its beautiful scenery.
Bir seyahat alarm saatim var.I have a travel alarm clock.
Senin kalışından zevk alacağını umuyorum.I hope you'll enjoy your stay.
Yeterli dolap alanım yok.I don't have enough closet space.
Bunu alacağını sanmıyorum.I don't think you'll get it.
Tom için bir hediye alacağım.I'll buy a gift for Tom.
Kendimi alamıyorum ki.I just can't help myself.
Sadece onu alamam.I just can't take it.
Bu sahneyi görünce içimi çekmekten kendimi alamadım.Seeing this scene, I couldn’t help but sigh.
Az önce bir alarm çaldığını duydum.I just heard an alarm go off.
Onu nereden alacağını bileceğini biliyordum.I knew you'd know where to buy that.
Biraz para alabileceğimiz bir mekan biliyorum.I know a place we can get some money.
Tom'un yerini alamayacağımı biliyorum.I know I can't take Tom's place.
Kurşun kalemimi alanın Tom olmadığını biliyorum.I know it wasn't Tom who took my pencil.
Bu alanı oldukça iyi biliyorum.I know this area pretty well.
Nereden bir şey alabileceğimizi biliyorum.I know where we can get one.
Nereden biraz yardım alabileceğimizi biliyorum.I know where we can get some help.
Yiyecek bir şeyi nereden alabileceğimizi biliyorum.I know where we can get something to eat.
Arkamdan benimle alay ettiğini biliyorum.I know you make fun of me behind my back.
İşi alacağını biliyorum.I know you'll get the job.
Alan bereketli mi?Is the field fertile?
Tom'un şivesiyle alay ettim.I made fun of Tom's accent.
Biraz daha alana ihtiyacım var.I need a little more space.
Bu alana ihtiyacım var.I need this space.
Gerçekten artık onu alamam.I really can't take it anymore.
Biraz para ödünç alıp alamayacağını Tom'a sormadın mı?Didn't you ask Tom if you could borrow some money?
Tom'un parasını alamam.I can't take Tom's money.
Bu gece arabanı ödünç alabilir miyim?May I borrow your car tonight?
Çakmağını ödünç alabilir miyim?May I borrow your lighter?
Yangın alarmımız annem mutfakta yemek pişiriyorken bazen çalar.Our fire alarm sometimes goes off when my mother is cooking something in the kitchen.
Yeni bir kamera alacağım. Bu sefer o dijital bir kamera olacaktır.I'm going to buy a new camera. This time it will be a digital one.
Biletleri nerede alabilirsin?Where can you get tickets?
Onu alacağımı söyledim.I said I'll get it.
Bir tane alacağımızı söyledim.I said we'll get one.
Tom'u park alanında gördüm.I saw Tom in the parking lot.
Tom'un arabasını park alanında gördüm.I saw Tom's car in the parking lot.
Alarm için neden olmadığını anlıyorum.I see no cause for alarm.
Sanırım bu ayakkabı çiftini alacağım.I think I'll buy this pair of shoes.
Sanırım gideceğim ve Tom'u alacağım.I think I'll go and get Tom.
Sanırım bunu alacağım.I think I'll take it.
Sanırım Tom seninle alay ediyor.I think Tom is pulling your leg.
Artık kendimi gülmekten alamıyorum.I can't keep myself from laughing anymore.
Tom'un Mary ne isterse alabilecek maddi durumu var.Tom can afford to buy Mary anything she wants.
İstersen seni havaalanından alabilirim.I can pick you up at the airport if you like.
Benimle alay etmeye devam et ve ne olacağını gör.Keep taunting me and see what happens.
E-kitapların, kağıt kitapların yerini alacağını düşünüyor musunuz?Do you think that e-books will replace paper books?
Arabamı alacağım.I'll take my car.
Bu odayı sevmiyorum. Başka bir tane alabilir miyim?I don't like this room. May I have another one?
Tom Mary'ye Fransızca ders kitabını ödünç alıp alamayacağını sordu.Tom asked Mary if he could borrow her French textbook.
Bana önerebileceğin bir işi alacağım.I'll take any job you can offer me.