Ana içeriğe geç
Sözlük

ala ile cümle

ala kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yazı yazacak bir şey ödünç alabilir miyim?Can I borrow something to write with?
İçecek bir şey alabilir miyim?Can I get you something to drink?
Müzik alanında hiç kimse bu genç kadın eşit değildir.Nobody is equal to this young woman in the field of music.
Prenses ona gülmekten kendini alamadı.The princess couldn't help laughing at him.
Temiz tuttuğun sürece bu kitabı alabilirsin.You may take this book as long as you keep it clean.
İstasyona taksiyle gitmek 20 dakikamı alacak.It will take me 20 minutes to get to the station by taxi.
Yağmur yağacağını sanmıyorum, ancak her ihtimale karşı bir şemsiye alacağım.I don't think it will rain, but I'll take an umbrella in case it does.
Yağmur yağmadan önce çamaşırı içeri alacağım.I'll take in the washing before it rains.
Bir günlük izin alabilir miyim?Do you mind if I take a day off?
Bir gün izin alabilir misin?Can you get a day off?
Ben dışarıya bir seferde kaç tane kitap alabilirim?How many books can I take out at one time?
Bir mola alalım.Let's take a break.
Ömrümün geri kalanını alsa bile senden intikamımı alacağım.I'll get even with you, if it takes me the rest of my life.
Ben bir kitap için 40 doları göze alamam!I can't afford $40 for one book!
Ben bir ısırık alabilir miyim?Can I have a bite?
Bir şey için onu yapmayı öze alamadım.For one thing, I couldn't afford to do that.
Bir kuyu su alabileceğiniz bir yerdir.A well is a place where you can get water.
Burada bir yeşil alan vardı; şimdi bir süpermarket var.There used to be a green field here; now there's a supermarket.
Bir yol haritası alabilir miyim, lütfen?May I have a road map, please?
Ben sadece lensleri satın alabilir miyim?Can I buy only the lenses?
Fişimi kaybettim. Hâlâ bir geri ödeme alabilir miyim?I lost my receipt. Can I still get a refund?
Radyonu ödünç alabilir miyim?Can I borrow your radio?
Tuzu alabilir miyim acaba?The salt, if you please.
Bir sürü zamanımı alan eylemlerim var.I have a lot of activities which take up my time.
Eğer istiyorsan elbette onu alabilirsin.Of course you can take it if you want.
Mıknatısların, tabii ki, etrafında bir manyetik alanı vardır.The magnets, of course, have a magnetic field around them.
Doğru bir yol bulmadıkça bu alanda asla ileri gitmeyeceksin.You'll never get ahead in this place unless you go through the proper channels.
Uyuma ihtimaline karşı, alarmı kur.In case you sleep, set the alarm.
O zaman savaş alanına gitmeyi reddetseydi, hâlâ hayatta olurdu.He would still be alive had he refused to go to the battlefield then.
Eğer onu okuyabilirsen kitabı alabilirsin.You may take the book if you can read it.
Yeterli param olsaydı, onu alabilirdim.If I had had enough money, I could have bought it.
Yeterli param olsa, onu satın alabilirim.If I had enough money, I could buy it.
Param olsa onu alabilirim.If I had money, I could buy it.
O, çok parası olursa o sözlüğü alacağını söyledi.He said that if he had much money, he would buy the dictionary.
Ben biraz daha süt alabilir miyim?Can I have some more milk?
Biraz daha çay alabilir miyim?Can I have some more tea?
Artık onu alamam.I can't take it any more.
Menüyü tekrar alabilir miyim lütfen?Can I have the menu again, please?
Menüyü tekrar alabilir miyim, lütfen.Can I have the menu again, please?
Bir parça kek daha alabilir miyim?May I have another piece of cake?
Öfkemi daha fazla kontrol altına alabileceğimi sanmıyorum.I don't think I'll be able to hold in my anger any longer.
Menüyü alabilir miyim, lütfen?May I have the menu, please?
Mary alay edilmeye alışkın değildir.Mary is not used to being made fun of.
Mayuko alarmda ayağa fırladı.Mayuko jumped up in alarm.
Yakında ondan haber alacaksın.You will soon hear from him.
Tekrar kilo alacağım.I'll gain weight again!
İlk kez yoklama alacağım.I'll take attendance first.
Her şeyden önce, lütfen adınızı alabilir miyim.First of all, may I have your name, please?
Demlikte varsa biraz daha çay alabilir miyim?May I have some more tea if there is any in the pot?
Hardallı ve ketçaplı iki sosisli sandviç alacağım.I'll have two hot dogs with mustard and ketchup.
O kadar çok ödemeyi göze alamam.I can't afford to pay so much.
Onu sizin için alacağım.I will get it for you.
Gemi su yükledi ve neredeyse alabora oluyordu.The boat shipped water and nearly capsized.
Bir tekne alabora oldu.A boat capsized.
Ben senin kalemini ödünç alabilir miyim?Can I borrow your pen?
Ben senin kalemini ödünç alabilir?May I borrow your pen?
Dolma kalemini ödünç alabilir miyim?May I borrow your pen?
Betty her zaman istediğini alabildi.Betty always managed to get what she wanted.
Saç kurutucunuzu ödünç alabilir miyim?Can I borrow your hair drier?
Banyo yeterince sıcak değildi ve ben zevk alamadım.The bath was not hot enough and I was unable to enjoy it.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod