Ana içeriğe geç
Sözlük

al ile cümle

al kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Londra'daki bir arkadaşımdan bir mektup aldım.I got a letter from a friend of mine in London.
Robert, karın küçük bir bölümünü aldı..Robert got a small proportion of the profit.
Robert, kız arkadaşı ile konuşmaktan keyif aldı.Robert enjoyed talking with his girlfriend.
Bir yol haritası alabilir miyim, lütfen?May I have a road map, please?
Mumun alevi yumuşak esintide titriyor.The candle's flame is flickering in the soft breeze.
Mumun alevi hafif rüzgarda titriyor.The candle's flame is flickering in the soft breeze.
Ben sadece lensleri satın alabilir miyim?Can I buy only the lenses?
Fişimi kaybettim. Hâlâ bir geri ödeme alabilir miyim?I lost my receipt. Can I still get a refund?
Onun yerini alır mısın, Leo?Can you take his place, Leo?
Yarışı kazanan at Bay Johnson tarafından alındı.The horse that won the race was owned by Mr Johnson.
Yarasının iyileşmesi Rei'nin 20 gününü aldı.It took Rei 20 days to get over her injury.
Linda on altı yaşındaydı fakat yirmi olarak kabul edilmesi için sorun yoktu.Linda is sixteen, but had no trouble passing for twenty.
Lisa, ben tren biletlerimizi alırken, benim valize göz kulak ol.Lisa, keep an eye on my suitcase while I buy our train tickets.
Lamba bir ağacın dalından askıya alındı ​​.The lamp was suspended from the branch of a tree.
Etikette iki tablet alınacağını söylüyor.It says on the label to take two tablets.
Radyonu ödünç alabilir miyim?Can I borrow your radio?
Eğer bir deveye yaklaşırsanız, ısırılmayı göze alırsınız.If you go near a camel, you risk being bitten.
Ren, Fransa ve Almanya arasındaki sınırdır.The Rhine is the boundary between France and Germany.
Ren nehri Fransa ve Almanya arasında akar.The Rhine runs between France and Germany.
Aslanlar yiyeceği almak için birbirleri ile döğüştüler.The lions fought with each other to get food.
Tuzu alabilir miyim acaba?The salt, if you please.
İyi bir uyku aldım.I've had a good sleep.
İyi bir koltuk almak için yapmanız gereken tek şey, erken çıkmaktır.All that you have to do to get a good seat is to leave early.
İyi bir koltuk almak amacıyla tiyatroya oldukça erken gittim.I went to the theater quite early with a view to getting a good seat.
İyi bir koltuk almak için erken gidin.Go early in order to get a good seat.
İyi notlar alma, çok çalışmayı gerektirir.Making good grades requires studying hard.
Elinizin altında iyi bir sözlük bulundurun.Keep a good dictionary at hand.
Acele etme. Alışveriş yapmak için bütün öğleden sonramız var.Take your time. We have all afternoon to shop.
Bayan Young onu habersizce ziyaret etmeme aldırış etmedi.Mrs. Young didn't mind my dropping in on her unexpectedly.
Onlar seni almadan önce sen onları al!Get 'em before they get you!
Onun yumuşak konuşmasıyla kolaylıkla içeri alındım.I was easily taken in by his smooth talk.
Ben sonunda bir sürücü belgesi aldım.I got a driver's license at last.
Bir sürü zamanımı alan eylemlerim var.I have a lot of activities which take up my time.
Yanıktan kabarcıklar aldım.I got blisters from the burn.
Daha pahalı bir saat satın almak istiyorum.I want to buy a more expensive watch.
Daha fazla kurabiye alın.Help yourself to more cookies.
Daha iyi sonuçlar almak için kendin uygulamalısın.You should exert yourself to get better results.
Eğer istiyorsan elbette onu alabilirsin.Of course you can take it if you want.
Mıknatısların, tabii ki, etrafında bir manyetik alanı vardır.The magnets, of course, have a magnetic field around them.
Doğru bir yol bulmadıkça bu alanda asla ileri gitmeyeceksin.You'll never get ahead in this place unless you go through the proper channels.
Uyuma ihtimaline karşı, alarmı kur.In case you sleep, set the alarm.
Gelemediği takdirde, onun yerini almak zorunda kalacaksınız.You'll have to take his place in case he can't come.
Eğer o beni almasaydı şimdi burada olmazdım.If he had not picked me up, I would not be here now.
O zaman savaş alanına gitmeyi reddetseydi, hâlâ hayatta olurdu.He would still be alive had he refused to go to the battlefield then.
Yeterli param olsaydı o kitabı alırdım.If I had had enough money, I would have bought the book.
Eğer onu okuyabilirsen kitabı alabilirsin.You may take the book if you can read it.
Biri ararsa, onun numarasını alın.If anybody calls, get his number.
Yeterli param olsa,o hoş arabayı alırım.If I had enough money, I would buy that nice car.
Yeterli param olsaydı, onu alabilirdim.If I had had enough money, I could have bought it.
Zengin olsam, ben güzel bir ev satın alırım.If I were rich, I would buy a fine house.
Yeterli param olsa, onu satın alabilirim.If I had enough money, I could buy it.
O tabloyu o zaman satın alsaydım, şimdi zengin olurdum.If I had bought the painting then, I would be rich now.
Şimdi 1,000,000 yenim olsa, bir araba alırım.If I had one million yen now, I would buy a car.
Şimdi bir milyon yenim olsa, bir araba alırdım.If I had one million yen now, I would buy a car.
Onlar bir bankaya gitselerdi daha iyi bir değişim oranı alırlardı.They would have gotten a better exchange rate if they had gone to a bank.
Zengin olursam onu alırım.If I got rich, I would buy it.
Param olsa onu alabilirim.If I had money, I could buy it.
Yeterli param olmuş olsaydı çantayı alırdım.If I had had enough money, I would have bought the bag.
Yeterli param olsaydı çantayı alırdım.If I had had enough money, I would have bought the bag.
Merhaba, benim. Gelip beni istasyondan alır mısın?Hello, it's me. Could you come pick me up at the station?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod