alıyor ile cümle
alıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Evet, hayatımda yolumu hayal kurarak alıyorum.Ja, ich träume mich durch das Leben.
Bulaşık makinesi alıyorum.Ich kaufe eine Spülmaschine.
Bunun tüm sorumluluğunu alıyorum.Ich übernehme dafür die volle Verantwortung.
Filmde Donnie sigara içiyor, alkol alıyor ve evlilik öncesi seksi yaşıyor.Marie inhaliert nun Rauch, trinkt Alkohol und lebt sexuell ausschweifend.
Ayrıca sponsorları arasında Coalition for Freedom of Information'da yer alıyor.Auf der Veranstaltung tagt auch die The Free Speech Coalition.
İşte burada bir risk alıyorum.Er trägt das Risiko mit.
Başrolde Henry Fonda yer alıyor.Die Hauptrolle spielt Henry Fonda.
Muhtemelen eksik olan eğitimini alıyordu.Vermutlich litt er an einer Lernbehinderung.
Atölyelerin hepsi evlerin içinde yer alıyordu.«Die Werke waren im Haus versteckt.
Bunun yanı sıra Charleys Tante oyununda da başrol oynuyordu ve çok iyi eleştiriler alıyordu.Zusätzlich bekam er in der Hauptrolle als Charleys Tante gute Kritiken.
Han (사.계.한) (Love Should Go On)'un remix versiyonu ve promosyon şarkısı "A.Mi.Go" (아.미.고) yer alıyordu.Han (Love Should Go On/Liebe sollte beständig sein) und das Titellied "A.Mi.Go".
Bu görevde de diğer görevlerde olduğu gibi Orion aracına kenetlenme prosedürleri yer alıyordu.Bei diesen Missionen hätte Orion ebenfalls als Notfallfahrzeug gedient.
Ancak pilot uçağın üstünde açık bir kokpitde yer alıyordu.Der Pilot saß in einem offenen Cockpit.
Anayasada Fransız tarzı bir merkezî yönetim ve tarım reformu yer alıyordu.Ihr Regierungsprogramm sah eine Verstaatlichung des Bergbaus und eine Agrarreform vor.
O ve halkı ağaçların arasında avlanmak ve yiyip içmekten büyük zevk alıyordu.Er liebte es mit Männern und Frauen zusammenzusitzen, gut zu essen und zu trinken.
1880 yılında burada 55 derviş yer alıyordu.Um das Jahr 1880 lebten in der Anlage noch 55 Derwische.
İkinci dünya kupasında, ilk kez bir Afrika ekibi yer alıyordu.Mit Kenia lag erstmals ein afrikanisches Land auf dem zweiten Platz.
Ocaklar ise evlerin hem içinde hem de dışında yer alıyordu.Sie bezogen die leerstehenden und verfallenden Häuser in dem Ort.
Yazdıklarımı nasıl alıyorsun?"Es fragte: 'Was soll ich schreiben?'
Eski parçaların yanı sıra albümde dört yeni parça da yer alıyordu.Dabei wurden neben älteren Titeln vier Stücke des neuen Albums vorgetragen.
Resim, Marcel Proust'un Kayıp Zamanın İzinde romanında da yer alıyor.Der Filmtitel erinnert an Marcel Prousts Roman Auf der Suche nach der verlorenen Zeit.
Albümde ayrıca rapçi Fetty Wap ile de bir düet yer alıyor.Bei dieser Version wirkte neben Sia auch Rapper Fetty Wap mit.
Bu telegraf sadece Irak'la ilgili olmayıp bütün Ortadoğu'daki sorunları ele alıyordu.Seine Tätigkeit beschränkte sich nicht nur auf Österreich, sondern umfasste den gesamten europäischen Raum.
Altı yaşından beri klasik bale öğreniyor, lirik jazz ve caz dersleri alıyor.Seit ihrem sechsten Lebensjahr nimmt Emma neben klassischem Ballett auch Unterricht in Lyrical Jazz und Jazz.
Sapıkça yollardan zevk alıyor.Sie zog aber ihre Straße fröhlich.
Yapıda “Hewitt Quadrangle” bölgesinin altında yer alan üç bodrum katı ile da yer alıyor.Drei Etagen mit Regalen befinden sich unterhalb des Hewitt Quadrangle.
Ben mükemmel değilim...Ben ileri derecede bipolarım, ve ben bunun için ilaç alıyorum...Ich bin so gemein, dass ich selbst Medizin krank mache.
Flair ailesi ringin dışında yer alıyordu.Die Flamengo-Fans waren aus dem Häuschen.
7 ay 24 gün süren harekât, bütün Akdeniz'i, zaman zaman Kızıldeniz'i de içine alıyordu.Eine dieser Reisen dauerte beispielsweise 47 Tage und führte rund um Südamerika.
Film, 17 yaşındaki Élder ile 50 yaşlı Armando'nun ilişkisini konu alıyor.Aalto betreute die Gruppe der Frauen unter 25 Jahren.
Filmde aynı zamanda Wonder Woman, Aquaman, Cyborg ve Flash karakterleri de yer alıyor.Er rekrutiert nacheinander Wonder Woman, The Flash, Aquaman und schließlich Cyborg.
Tümü de boşlukta tüm ağırlıklarıyla yer alıyorlardı.Alle Räume besaßen aufwendige Stuckaturen.
Örneğin milyonlarca kişi Internet kitapçısı Amazon’dan milyonlarca faklı çeşitte kitap satın alıyor.Es hat bislang nach der Buchbesprechung auf Amazon eine halbe Million Leser.
Şu anda The Vampire Diaries dizisinde rol alıyor.An dieser Stelle setzt die Handlung von Vampires Dawn I an.
Kendisi Almanya'nın önde gelen moda sanatçılar arasında yer alıyor.Sie zählt zu den Wegbereiterinnen der modernen Kunst in Deutschland.
Filmde bir adamın ve bitkisinin başına gelenleri konu alıyor.In dem Film geht es um die Beziehung zwischen einem Mann und seinem Pferd.
Tropik ormanlardan, karlı ve fırtınalı dağlara kadar her yerde görev alıyorsunuz.Seine Lebensräume reichen von Tropenwäldern bis zu Steppen und Gebirgen.
Bir kaset alıyorum.J'achète une cassette.
Maaşımı haftalık alıyorum.Je reçois un salaire hebdomadaire.
Güzel bir maaş alıyor.Il reçoit un bon salaire.
Bu minibüs 25 yolcu alıyor.25 personnes tiennent dans ce minibus.
Eski bir şapka satın alıyor.Il achète un vieux chapeau.
Oğlan bir köpek satın alıyor.Le garçon achète un chien.
Bu cüzdanı satın alıyorum.J'achète ce cartable.
Bu kitabı satın alıyor.Il achète ce livre.
Bir bisküvi ve bir kahve alıyorum.Je prends une biscotte et un café.
Ben kitabımı yanıma alıyorum.J'emporte mon livre.
Niçin böyle bir risk alıyorsun?Pourquoi prenez-vous un tel risque ?
Bir spor yarışmasında yer alıyorum.Je participe à une compétition sportive.
Kaç tane çiçek satın alıyorsun?Combien de fleurs achètes-tu ?
Ekmek alıyordum.J'achetais du pain.
Tom ekmek alıyor.Tom achète du pain.
Kim satın alıyor?Qui achète ?
O, bilgisayarı satın alıyor.Il achète l'ordinateur.
Vitamin alıyorum.Je prends des vitamines.
"Bir limonata içiyorum. Ya sen?" "Ben bir bira alıyorum."« Je bois une limonade. Et toi ? » « Je prends une bière. »
Tamam. Not alıyoruz.D'accord, nous notons.
Bu nedenle, O'nun yüzünden, kendi payıma düşen yükü alıyorum.À cause de cela, à cause de Lui, je prendrai ma part du fardeau.
2010'dan beri Como Gölü'ndeki Lierna'da yaşıyor ve burada bir villa satın alıyordu. .Depuis 2010, il vit à Lierna sur le lac de Côme, où il a acheté une villa.
İşte burada bir risk alıyorum.J'ai pris des risques ici.