alır ile cümle

alır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ben sadece yumuşak tuvalet kağıdı alırım.I only buy soft toilet paper.
Ben sadece süper yumuşak tuvalet kağıdı satın alırım.I only buy super soft toilet paper.
Bir boşanmanın etkisinden kurtulmak zaman alır.It takes time to get over a divorce.
Biraz daha param olsaydı o dolma kalemi alırdım.If I'd had more money, I'd have bought that pen.
İstediğim her şeyi alırım.I get everything I want.
Tom'un yardımını alırsak bunu yapabileceğimizden eminim.I'm sure we'd be able to do this if we had Tom's help.
Lütfen super markete gider misin ve biraz ekmek alır mısın?Would you please go to the supermarket and buy some bread?
Tom, o bir yudum alırken Mary için fincanı tuttu.Tom held the cup for Mary as she took a sip.
Genellikle kahvaltıdan önce duş alırım.I usually take a shower before breakfast.
Birinden bir şemsiye ödünç alırım.I'll borrow an umbrella from somebody.
Tom'u benim için alır mısın, lütfen?Would you get Tom for me, please?
Tom genellikle istediğini alır.Tom usually gets what he wants.
Bir saat içinde Tom'u alırım.I'll pick Tom up in an hour.
Yerinde olsam onu alırım.I'd take it if I were you.
Bir sonrakini ben satın alırım.I'll buy the next round.
Ben nadiren ziyaretçi alırım.I rarely get visitors.
Tıraş zaman alır.Shaving takes time.
Çin Klasiklerinde sadece birkaç öğrenci mükemmel notlar alır.Only a few students get perfect grades in Chinese Classics.
Benim için gazete alır mısınız?Could you fetch the newspaper for me?
Boş zamanında ne yapmaktan zevk alırsın?What do you enjoy doing in your free time?
Diller öğrenmek için zaman ve çaba alır.Languages take time and effort to master.
Tom işini çok ciddiye alır.Tom takes his job very seriously.
Ben biletleri alırken valizime göz kulak ol.Keep an eye on my suitcase while I buy the tickets.
Tom ve Mary birlikte zaman geçirmekten keyif alırlar.Tom and Mary enjoy spending time together.
Hem Tom hem de onun karısı satranç oynamaktan zevk alırlar.Tom and his wife both enjoy playing chess.
Tom'la tenis oynamaktan zevk alırdım.I used to enjoy playing tennis with Tom.
Tom yeni şeyleri denemekten zevk alır.Tom enjoys trying new things.
Yeni evliler kaç tane hediye alır.How many presents do the newlyweds get?
Yerim olsaydı bir bonzai ağacı alırdım.I'd buy a bonsai tree if I had the room for it.
Yerim olsa daha büyük bir TV alırım.I'd buy a larger TV if I had room for it.
Okula gitmeden önce duş alırım.Before I go to school, I take a shower.
Kaç tane alırsın?How many do you take?
Her gün ne kadar ilaç alırsın?How much medicine do you take every day?
Bu şişe bir litre alır.This bottle holds one liter.
Ben roman okumaktan keyif alırım.I enjoy reading novels.
O, roman okumaktan zevk alır.He enjoys reading novels.
O, roman okumaktan keyif alır.She enjoys reading novels.
Onlar roman okumaktan zevk alır.They enjoy reading novels.
O, anahtarları alır.He receives the keys.
O her şeyi ciddiye alır.He takes everything seriously.
Sanat birçok şekil alır.Art takes many forms.
Tüm edatlar, nominatif alır.All prepositions take the nominative.
Ben eski aile fotoğraflara bakmaktan keyif alırım.I enjoy looking at old family pictures.
Bitkiler de nefes alır.Plants breathe, too.
Bu antlaşma barışı garantiye alır.This treaty ensures peace.
Ya şimdi hareket et ya da havanı alırsın.Either you act now or you get nothing.
O kendini çok ciddiye alır.He takes himself very seriously.
O, kendini çok ciddiye alır.She takes herself very seriously.
Kitapları şehir kütüphanesinden ödünç alırım.I borrow books from the city library.
Kalkar kalkmaz duş alırım.As soon as I get up, I have a shower.
Ben kalkar kalkmaz duş alırım.As soon as I get up, I take a shower.
Okumaktan zevk alırım.I enjoy reading.
O her gün bir multivitamin hapı alır.She takes a multivitamin pill every day.
Bu ilacı alırsan, mide ağrısı iyileşmiş olacak.If you take this medicine, the stomach ache will be healed.
Tom okula gitmeden önce her sabah duş alır.Tom takes a shower every morning before he goes to school.
Erkek kardeşim her gün kütüphaneden yeni bir kitap ödünç alır.My brother borrows a new book from the library every day.
Param olsa bir bilgisayar alırım.If I had money, I would buy the computer.
Ödünç para alırsam özerkliğimi kaybedeceğim gibi hissediyorum.If I borrow the money, I feel like I'll lose my autonomy.
Bazen dondurulmuş sebze alırım.Sometimes, I buy frozen vegetables.
Mary bunu göz önüne alır.Mary will consider this.
İlgili Sayfalar