alıp ile cümle

alıp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Böylece elime bir silah alıp Diana'nın imajına ateş etmeye başladım.J'ai donc pris un pistolet et ai commencé à tirer sur l'image de Diana.
Böylece elime bir silah alıp Diana'nın imajına ateş etmeye başladım.그래서 저는 총을 가지고 다이애나의 사진을 쏘기 시작했습니다.
Böylece elime bir silah alıp Diana'nın imajına ateş etmeye başladım.Nghĩ vậy, tôi mua một cây súng và ngắm bắn vào hình của bà.
Böylece elime bir silah alıp Diana'nın imajına ateş etmeye başladım.Tehát fegyvert ragadtam és lőni kezdtem Diana képét.
Böylece elime bir silah alıp Diana'nın imajına ateş etmeye başladım.Więc wzięłam broń i zaczęłam strzelac w zdjęcie Diany.
Böylece elime bir silah alıp Diana'nın imajına ateş etmeye başladım.Поэтому я взяла ружье и начала стрелять по фотографии Дианы.
Böylece elime bir silah alıp Diana'nın imajına ateş etmeye başladım.Така че взех оръжие и започнах да стрелям по образа на Даяна.
Böylece elime bir silah alıp Diana'nın imajına ateş etmeye başladım.אז השגתי רובה והתחלתי לירות בדמותה של דיאנה.
Böylece elime bir silah alıp Diana'nın imajına ateş etmeye başladım.ولذلك أخذت مسدس و بدأت بالتصويب تجاه صورة ديانا
Böylece elime bir silah alıp Diana'nın imajına ateş etmeye başladım.しかしイメージを消し去ることはできませんでした
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:A tak som vzal pohár z ruky Hospodinovej a napájal som všetky tie národy, ku ktorým ma poslal Hospodin,
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:Então tomei o cálice da mão do Senhor, e fiz que bebessem todas as nações, �s quais o Senhor me enviou:
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:És elvevém a pohárt az Úr kezébõl, és megitatám mindama nemzeteket, a kikhez külde engem az Úr:
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:Eu am luat potirul din mîna Domnului, şi l-am dat să -l bea toate neamurile la cari mă trimitea Domnul:
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:I vzal jsem kalich z ruky Hospodinovy, a napájel jsem všecky ty národy, k nimž mne poslal Hospodin,
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:Ja minä otin maljan Herran kädestä ja juotin kaikkia kansoja, joiden tykö Herra minut lähetti:
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:내가 여호와의 손에서 그 잔을 받아서 여호와께서 나를 보내신바 그 모든 나라로 마시게 하되
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:Och jag tog kalken ur HERRENS hand och gav alla de folk att dricka, till vilka HERREN sände mig,
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:Og jeg tog Bægeret af HERRENs Hånd og gav alle de Folk, han sendte mig til, at drikke deraf:
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:Og jeg tok begeret av Herrens hånd, og jeg gav alle de folk å drikke som Herren hadde sendt mig til:
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:Torej sem vzel čašo iz roke GOSPODOVE in jo dal piti vsem tistim narodom, h katerim me je poslal GOSPOD:
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:Und ich nahm den Becher von der Hand des HERRN und schenkte allen Völkern, zu denen mich der HERR sandte,
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:Vậy tôi lấy chén khỏi tay Ðức Giê-hô-va, và khiến cho mọi nước mà Ðức Giê-hô-va sai tôi đến đều uống lấy:
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:Wziąłem tedy kubek z ręki Pańskiej, i napoiłem wszystkie one narody, do których mię Pan posłał:
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:И взял я чашу из руки Господней и напоил из нее все народы, ккоторым послал меня Господь:
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:ואקח את הכוס מיד יהוה ואשקה את כל הגוים אשר שלחני יהוה אליהם׃
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:فأخذت الكاس من يد الرب وسقيت كل الشعوب الذين ارسلني الرب اليهم.
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:我 就 從 耶 和 華 的 手 中 接 了 這 杯 、 給 耶 和 華 所 差 遣 我 去 的 各 國 的 民 喝
Böylece kâseyi RABbin elinden alıp beni gönderdiği bütün uluslara içirdim:我 就 從 耶和華 的 手中 接 了 這杯 、 給耶和華 所 差遣 我 去 的 各 國 的 民喝
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.A fugit astfel cu tot ce avea; s'a sculat, a trecut Rîul (Eufrat), şi s -a îndreptat spre muntele Galaad.
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.e fugiu com tudo o que era seu; e, levantando-se, passou o Rio, e foi em direção � montanha de Gileade.
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.I uciekł sam ze wszystkiem co miał, a wstawszy przeprawił się przez rzekę, i udał się ku górze Galaad.
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.그가 그 모든 소유를 이끌고 강을 건너 길르앗산을 향하여 도망한지
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.Megszökék tehát mindenestõl, és felkelvén, általméne a folyóvízen, és Gileád hegye felé tarta.
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.Niin hän pakeni kaikkinensa, lähti ja meni virran yli ja suuntasi kulkunsa Gileadin vuorille päin.
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.og han flygtede med alt, hvad han ejede; han brød op og satte over Floden og vandrede ad Gileads Bjerge til.
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.Så flydde han med allt sitt; han bröt upp och gick över floden och ställde sin färd mot Gileads berg.
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.Takž ušel se vším, což měl; a vstav, přepravil se přes řeku, a bral se přímo k hoře Galádské.
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.Vậy , người đứng_dậy , đem theo hết_thảy tài vật mình , trốn đi ngang qua sông , thẳng tuốt về núi Ga-la-át .
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.Vậy, người đứng dậy, đem theo hết thảy tài vật mình, trốn đi ngang qua sông, thẳng tuốt về núi Ga-la-át.
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.И ушел со всем, что у него было; и, встав, перешел реку и направился к горе Галаад.
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.Побягна с целия си имот, стана та премина Ефрат* и отправи се към Галаадската поляна.
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.ויברח הוא וכל אשר לו ויקם ויעבר את הנהר וישם את פניו הר הגלעד׃
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.فهرب هو وكل ما كان له وقام وعبر النهر وجعل وجهه نحو جبل جلعاد
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.就 帶 著 所 有 的 逃 跑 . 他 起 身 過 大 河 、 面 向 基 列 山 行 去
Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.就 帶著 所有 的 逃跑 . 他 起身 過 大河 、 面向 基列山 行 去
Böylece son yüzyılın bu mantığı alıp, baş aşağı etmek mükemmel olmaz mıydı, diye düşünmeye başladım.Así que a fines del siglo pasado, empecé a pensar que sería maravilloso tomar esta lógica y poder revertirla.
Böylece son yüzyılın bu mantığı alıp, baş aşağı etmek mükemmel olmaz mıydı, diye düşünmeye başladım.그래서 지난 세기가 넘어갈 무렵 저는 이런 생각을 했죠. 이 논리를 뒤집어서 생각해보면
Böylece son yüzyılın bu mantığı alıp, baş aşağı etmek mükemmel olmaz mıydı, diye düşünmeye başladım.Где-то на рубеже прошлого века я подумал, что можно было бы применить эту логику, только развернув её.
Böylece son yüzyılın bu mantığı alıp, baş aşağı etmek mükemmel olmaz mıydı, diye düşünmeye başladım.כך שבסביבות סיום המאה הקודמת, התחלתי לחשוב, שזה יכול היה להיות נהדר אם ניתן היה להפוך
Böylece son yüzyılın bu mantığı alıp, baş aşağı etmek mükemmel olmaz mıydı, diye düşünmeye başladım.حوالي نهاية القرن الماضي , بدأت أفكر , أليس من الروعة إذا إستطاع شخص أن يأخذ هذا المنطق
Böylece son yüzyılın bu mantığı alıp, baş aşağı etmek mükemmel olmaz mıydı, diye düşünmeye başladım.私はこう考えました。 もしこのロジックを逆に してみたらどうだろう、と。
Böylece Yusuf kalktı, aynı gece çocukla annesini alıp Mısıra doğru yola çıktı.A on vstal a vzal so sebou dieťatko i jeho matku, vnoci, a ušiel do Egypta
Böylece Yusuf kalktı, aynı gece çocukla annesini alıp Mısıra doğru yola çıktı.Da stod han op og tok barnet og dets mor om natten og drog bort til Egypten,
Böylece Yusuf kalktı, aynı gece çocukla annesini alıp Mısıra doğru yola çıktı.Då stod han upp och tog barnet och dess moder med sig om natten, och drog bort till Egypten.
Böylece Yusuf kalktı, aynı gece çocukla annesini alıp Mısıra doğru yola çıktı.Entonces José se levantó, tomó de noche al niño y a su madre, y se fue a Egipto
Böylece Yusuf kalktı, aynı gece çocukla annesini alıp Mısıra doğru yola çıktı.Giô-sép bèn chờ dậy , đem con_trẻ và mẹ Ngài đang ban_đêm lánh qua nước Ê - díp-tô .
Böylece Yusuf kalktı, aynı gece çocukla annesini alıp Mısıra doğru yola çıktı.Giô-sép bèn chờ dậy, đem con trẻ và mẹ Ngài đang ban đêm lánh qua nước Ê-díp-tô.
Böylece Yusuf kalktı, aynı gece çocukla annesini alıp Mısıra doğru yola çıktı.Giuseppe, destatosi, prese con sé il bambino e sua madre nella notte e fuggì in Egitto
Böylece Yusuf kalktı, aynı gece çocukla annesini alıp Mısıra doğru yola çıktı.Iosif s'a sculat, a luat Pruncul şi pe mama lui, noaptea, şi a plecat în Egipt.
İlgili Sayfalar