alıp ile cümle
alıp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Ben o ağaç için, yani onun çiçeği için ordaydım, Nektarı alıp gidecektim."Я лечу к этой яблоне, я лечу к тому цветку, я собираю нектар и улетаю".
‹‹Ben öğleye doğru yol alıp Şama yaklaşırken, birdenbire gökten parlak bir ışık çevremi aydınlattı.가는데 다메섹에 가까왔을 때에 오정쯤 되어 홀연히 하늘로서 큰 빛이 나를 둘러 비취매
‹‹Ben öğleye doğru yol alıp Şama yaklaşırken, birdenbire gökten parlak bir ışık çevremi aydınlattı.Zgodi se pa, ko grem in se bližam Damasku, da me okoli poldne nagloma obsije velika svetloba z neba;
‹‹Ben öğleye doğru yol alıp Şama yaklaşırken, birdenbire gökten parlak bir ışık çevremi aydınlattı.И паднах на земята и чух глас, който ми каза: Савле, Савле, защо ме гониш?
‹‹Ben öğleye doğru yol alıp Şama yaklaşırken, birdenbire gökten parlak bir ışık çevremi aydınlattı.Когда же я был в пути и приближался к Дамаску, около полудня вдруг осиял менявеликий свет с неба.
‹‹Ben öğleye doğru yol alıp Şama yaklaşırken, birdenbire gökten parlak bir ışık çevremi aydınlattı.Стало ся ж мені, як ішов я і наближавсь до Дамаску, о полуднї зразу осияло мене велике сьвітло з неба.
‹‹Ben öğleye doğru yol alıp Şama yaklaşırken, birdenbire gökten parlak bir ışık çevremi aydınlattı.ויהי אנכי הלך וקרב לדמשק כעת צהרים ופתאם נגה עלי מסביב אור גדול מן השמים׃
‹‹Ben öğleye doğru yol alıp Şama yaklaşırken, birdenbire gökten parlak bir ışık çevremi aydınlattı.فحدث لي وانا ذاهب ومتقرّب الى دمشق انه نحو نصف النهار بغتة ابرق حولي من السماء نور عظيم.
‹‹Ben öğleye doğru yol alıp Şama yaklaşırken, birdenbire gökten parlak bir ışık çevremi aydınlattı.我 將 到 大 馬 色 、 正 走 的 時 候 、 約 在 晌 午 、 忽 然 從 天 上 發 大 光 、 四 面 照 著 我
‹‹Ben öğleye doğru yol alıp Şama yaklaşırken, birdenbire gökten parlak bir ışık çevremi aydınlattı.我 將到 大馬色 、 正 走 的 時候 、 約 在 晌午 、 忽然 從 天上發 大 光 、 四 面 照著 我
Ben sadece onu alıp geliştirdim." dedim. Biliyorsunuz, çerçeve bu.Vous savez c'est ça l'aspect "Serveur Central".
Ben sadece onu alıp geliştirdim." dedim.Eu doar l-am extins."
Ben sadece onu alıp geliştirdim." dedim.Ich habe dieses Konzept nur ausgebaut."
Ben sadece onu alıp geliştirdim." dedim.Ik veralgemeende het."
Ben sadece onu alıp geliştirdim." dedim.Io l'ho solo esteso."
Ben sadece onu alıp geliştirdim." dedim.Ja tylko to rozszerzyłem. "
Ben sadece onu alıp geliştirdim." dedim.난 그걸 좀 뿔렸을 뿐이야"라고 말했겠죠.
Ben sadece onu alıp geliştirdim." dedim.Yo solo lo he extendido".
Ben sadece onu alıp geliştirdim." dedim.Εγώ απλά το επέκτεινα."
Ben sadece onu alıp geliştirdim." dedim.Аз просто го разширих."
Ben sadece onu alıp geliştirdim." dedim.Я лишь немного расширил её".
Ben sadece onu alıp geliştirdim." dedim.و لقد قمت فقط بتوسيعه."
Ben sadece onu alıp geliştirdim." dedim.これがメインフレームです
Ben senin elini alıp sakinleştirinceye kadar dönüp duruyorsun.Das vueltas y vueltas, hasta que te tomo la mano y te calmas.
Ben senin elini alıp sakinleştirinceye kadar dönüp duruyorsun.Ты ворочаешься с боку на бок до тех пор, пока я не беру твою руку и не успокаиваю.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.동료들과 제가 했던 것은 32명의 사랑에 깊게 빠진 사람들을 자기 공명 영상 뇌 스캐너로 검사를 해 보았습니다.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.Eu şi colegii mei am supus 32 de persoane, îndrăgostite nebuneşte, unei scanări funcţionale RMN a creierului.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.Kar smo jaz in moji kolegi storili, je, da smo 32 noro zaljubljenih ljudi, slikali s funkcijskim MRI aparatom.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.Lo que mis colegas y yo hicimos fue poner a 32 personas locamente enamoradas en un escáner funcional IRM
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.Podłączyliśmy 32 szaleńczo zakochane osoby do skanera rezonansu magnetycznego mózgu.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.Εγώ και οι συνεργάτες μου εξετάσαμε 32 ανθρώπους που ήταν τρελά ερωτευμένοι με έναν μαγνητικό τομογράφο.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.Мы с коллегами провели ЯМР-исследование мозга 32 безумно влюблённых людей.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.Разом з колегами я зробила 32 людям, котрі були до нестями закохані, магнітно-резонансно томографію.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.אני ועמיתיי הכנסנו 32 אנשים, מאוהבים בטירוף, לתוך סורק מוח, אמ-אר-איי תפקודי.
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.فلقد قمت مع زملائى بتعريض 32 شخص ممن يحبون بجنون لأشعة الرنين المغنطيسى للمخ
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.その32人は熱愛中です うち17人は両想いです
Ben ve çalışma arkadaşlarım, kara sevdaya tutulmuş 32 kişiyi alıp MRI tarayıcısına yerleştirdik.我同我啲同事將32個瘋狂地戀愛緊嘅人 放入一部大腦功能磁力共振掃描儀
Binbaşı ve yüzbaşılardan alıp RABbe armağan olarak sundukları altının toplam ağırlığı 16 750 şekeldi.천부장과 백부장들이 여호와께 드린 거제의 금의 도합이 일만 육천 칠백 오십 세겔이니
Binbaşı ve yüzbaşılardan alıp RABbe armağan olarak sundukları altının toplam ağırlığı 16 750 şekeldi.Persembahan para perwira itu beratnya hampir dua ratus kilogram
Binbaşı ve yüzbaşılardan alıp RABbe armağan olarak sundukları altının toplam ağırlığı 16 750 şekeldi.ויהי כל זהב התרומה אשר הרימו ליהוה ששה עשר אלף שבע מאות וחמשים שקל מאת שרי האלפים ומאת שרי המאות׃
Binbaşı ve yüzbaşılardan alıp RABbe armağan olarak sundukları altının toplam ağırlığı 16 750 şekeldi.وكان كل ذهب الرفيعة التي رفعوها للرب ستة عشر الفا وسبع مئة وخمسين شاقلا من عند رؤساء الالوف ورؤساء المئات.
Binbaşı ve yüzbaşılardan alıp RABbe armağan olarak sundukları altının toplam ağırlığı 16 750 şekeldi.千 夫 長 、 百 夫 長 、 所 獻 給 耶 和 華 為 舉 祭 的 金 子 、 共 有 一 萬 六 千 七 百 五 十 舍 客 勒
Binbaşı ve yüzbaşılardan alıp RABbe armağan olarak sundukları altının toplam ağırlığı 16 750 şekeldi.千 夫 長 、 百夫長 、 所獻給 耶和華 為舉 祭 的 金子 、 共 有 一 萬 六千七百五十 舍 客勒
Bir adamın, nefes alıp bazı sesler çıkarmasını, sabırla dinliyor olacaksınız.Mais pourquoi feriez-vous ça de cette façon la ?
Bir adamın, nefes alıp bazı sesler çıkarmasını, sabırla dinliyor olacaksınız. Neden böyle bir şey yapasınız?호흡을 내뱉으며 소음을 만들고 있는 것을요. 자, 당신도 한번 그렇게 해보는 것이 어떻습니까? 이건
Bir adamın, nefes alıp bazı sesler çıkarmasını, sabırla dinliyor olacaksınız. Neden böyle bir şey yapasınız?الآن، لماذا سوف تفعل شيء من هذا القبيل؟ هو ليس بأنّني يمكن أن أدّعي بان تلك الاصوات
Bir alanı alıp bütün bu şeyleri dışarı atmak bizim için çalışabilecekleri en verimli yöntem değildi.건물은 부지를 파편처럼 차지하고 있었습니다. 효율적인 업무 방식을 위해 필수적이지도 않았습니다.
Bir alanı alıp bütün bu şeyleri dışarı atmak bizim için çalışabilecekleri en verimli yöntem değildi.Mà chỉ chiếm diện tích và trưng bày chúng mà không tận dụng hết công dụng của chúng.
Bir alanı alıp bütün bu şeyleri dışarı atmak bizim için çalışabilecekleri en verimli yöntem değildi.Vziať priestor a poskladať tam tie veci na hromadu, nie je nutne najefektívnejšií spôsob, ako to spraviť.
Bir alanı alıp bütün bu şeyleri dışarı atmak bizim için çalışabilecekleri en verimli yöntem değildi.Zgolj nametana zazidava praznega zemljišča ni nujno najučinkovitejši način.
Bir alanı alıp bütün bu şeyleri dışarı atmak bizim için çalışabilecekleri en verimli yöntem değildi.Просто взять поле и настроить объектов — не самый эффективный способ.
Bir alanı alıp bütün bu şeyleri dışarı atmak bizim için çalışabilecekleri en verimli yöntem değildi.שסתם לקחת מגרש ולזרוק עליו את כל הדברים זו לא בהכרח הדרך היעילה ביותר בה הם יכלו לפעול.
Bir alanı alıp bütün bu şeyleri dışarı atmak bizim için çalışabilecekleri en verimli yöntem değildi.ان مجرد أخذ حقل وازالة كل هذه الاشياء ليست بالضرورة الطريقة الأكثر فعالية ليتمكنوا من العمل.
Bir alanı alıp bütün bu şeyleri dışarı atmak bizim için çalışabilecekleri en verimli yöntem değildi.必ずしも最も効果的なのではありません そこで 雑然とした配置にするのではなく
Bir araba alıp onu geri getirin.Fogj egy kocsit és menj érte.
Bir araba alıp onu geri getirin. Hemen getirin onu!Φέρτε την αμέσως πίσω.
Bir araba alıp onu geri getirin. Hemen getirin onu!جدوها واحظروها حالا
Biraz düşünmenizi istiyorum şimdi. Ben bir kahve alıp geleyim siz düşünürken. Şaka şaka buradayım.Kdybych měl utratit 5 dolarů, jak bych chtěl mých 5 dolarů utratit?
Biraz düşünmenizi istiyorum şimdi. Ben bir kahve alıp geleyim siz düşünürken. Şaka şaka buradayım.Trzeba spojrzeć, gdzie zyskuję najwięcej satysfakcji z każdego dolara.
Bir cetvel alıp ölçmeye başlamaktan başka.Außer ein Lineal nehmen und Anfangen es zu messen.
İlgili Sayfalar