alınma ile cümle
alınma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Emeklilik Maaşının Dış Ülkelerde Alınması BroşürüFince _ İsveççe _ İngilizce _ Rusça _ Estonya DiliBroschyren Att söka pension från utlandetfinska _ svenska _ engelska _ ryska _ estniska
Emeklilik Maaşının Dış Ülkelerde Alınması BroşürüFince _ İsveççe _ İngilizce _ Rusça _ Estonya DiliEläkkeen hakeminen ulkomailta -esitesuomi _ ruotsi _ englanti _ venäjä _ viro
Emeklilik Maaşının Dış Ülkelerde Alınması BroşürüFince _ İsveççe _ İngilizce _ Rusça _ Estonya DiliProspecto sobre la percepción de la pensión desde el extranjerofinés _ sueco _ inglés _ ruso _ estonio
Emeklilik Maaşının Dış Ülkelerde Alınması BroşürüFince _ İsveççe _ İngilizce _ Rusça _ Estonya DiliБрошюра "Подача заявления о выплате пенсии из-за границы"финский _ шведский _ английский _ русский _ эстонский
Emeklilik Maaşının Dış Ülkelerde Alınması BroşürüFince _ İsveççe _ İngilizce _ Rusça _ Estonya Diliكتيب - طلب التقاعد من الخارجالفنلندية _ السويدية _ الإنجليزية _ الروسية _ الإستونية
Emeklilik Maaşının Dış Ülkelerde Alınması BroşürüFince _ İsveççe _ İngilizce _ Rusça _ Estonya Dili《在国外申领芬兰退休金介绍》芬兰语 _ 瑞典语 _ 英语 _ 俄语 _ 爱沙尼亚语
Endişem ne giyeceğim hakkındaydı. Ciddiye alınmak istiyordum.Я беспокоилась, как одеться, чтобы меня восприняли всерьёз.
Erkeklere ve kadınlara işe alınmada, çalışma koşullarında ve maaş vermede eşit davranılmalıdır.Män och kvinnor ska behandlas lika vid anställning och beträffande arbetsförhållanden och lönesättning.
Erkeklere ve kadınlara işe alınmada, çalışma koşullarında ve maaş vermede eşit davranılmalıdır.Miehiä ja naisia täytyy kohdella tasa-arvoisesti työhönotossa, työoloissa ja palkkauksessa.
Erkeklere ve kadınlara işe alınmada, çalışma koşullarında ve maaş vermede eşit davranılmalıdır.يجب معاملة الرجال والنساء بالتساوي في التوظيف وفي أوضاع العمل ودفع الأجور.
Erken eğitimde ailenin dini ya da benimsemiş olduğu hayata bakış açısı dikkate alınmaktadır.Aux services d’éducation précoce, on tient compte de la religion ou de la conception de vie de la famille.
Erken eğitimde ailenin dini ya da benimsemiş olduğu hayata bakış açısı dikkate alınmaktadır.En la educación infantil se tienen en cuenta las creencias y filosofía de vida de las familias.
Erken eğitimde ailenin dini ya da benimsemiş olduğu hayata bakış açısı dikkate alınmaktadır.I småbarnspedagogiken beaktas familjens religion eller livsåskådning.
Erken eğitimde ailenin dini ya da benimsemiş olduğu hayata bakış açısı dikkate alınmaktadır.Varhaiskasvatuksessa otetaan huomioon perheen uskonto tai elämänkatsomus.
Erken eğitimde ailenin dini ya da benimsemiş olduğu hayata bakış açısı dikkate alınmaktadır.В учреждении дошкольного воспитания принимаются во внимание религиозные и жизненные воззрения семьи ребёнка.
Erken eğitimde ailenin dini ya da benimsemiş olduğu hayata bakış açısı dikkate alınmaktadır.يُؤخذ بعين الاعتبار في التربية المبكرة ديانة عائلة الطفل أو عقيدة عائلته الحياتية.
Erken eğitimde ailenin dini ya da benimsemiş olduğu hayata bakış açısı dikkate alınmaktadır.幼儿教育机构会注重孩子家庭的宗教和信仰。
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.Acheter et vendre de la nourriture était auparavant un événement social.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.Bývalo společenskou událostí nakupovat a prodávat jídlo.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.Comprar y vender comida era un acto social.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.Dulu membeli dan menjual makanan adalah kegiatan sosial.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.Engang var det en social sag at købe og sælge mad.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.Het was ooit een sociaal gebeuren, kopen en verkopen van voedsel.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.Înainte, cumpărarea şi vânzarea hranei era un eveniment social.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.음식을 사고 파는 것은 과거에는 일종의 사회적 행사였습니다.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.Kupowanie i sprzedawanie żywności było społecznym wydarzeniem.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.Mua và bán thực phẩm từng là một hoạt động xã hội.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.Nahrungsmittel kaufen und verkaufen war ein gesellschaftliches Ereignis.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı. Şimdi ise anonim bir şekilde gerçekleştiriliyor.A compra e venda de comida era um acontecimento social, agora é anónimo.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı. Şimdi ise anonim bir şekilde gerçekleştiriliyor.Prima vendere e comprare cibo era un evento sociale, ora è un atto anonimo.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı. Şimdi ise anonim bir şekilde gerçekleştiriliyor.חזרו עם קניות לשבוע,
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.Valaha társadalmi esemény volt élelmiszert venni és árulni.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.Ήταν ένα κοινωνικό γεγονός, το να αγοράζεις και να πουλάς τρόφιμα.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.Купувати і продавати їжу було соціальною подією.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.Някога покупката и продажбата на храна е била социално събитие.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.Раньше покупка или продажа еды были событием.
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.كان بيع و شراء الغذاء حدث إجتماعي
Eskiden yiyeceklerin alınması ve satılması sosyal bir olaydı.しかし 今では 相手の顔をみることはなくなりました
Evlilik onur dolu bir durumdur ve hafife alınmamalıdır."Die Ehe ist ein ehrenwertes Gut .... aber sie ist nicht einfach."
Evlilik onur dolu bir durumdur ve hafife alınmamalıdır.Il matrimonio č un'istituzione onorevole... e non č un passo da intraprendere alla leggera.
Evrensel önlemede nüfuslar bütün olarak ele alınmaktadır.Algemene preventie is gericht op volledige populaties.
Evrensel önlemede nüfuslar bütün olarak ele alınmaktadır.Allmänpreventionen är inriktad på hela befolkningar.
Evrensel önlemede nüfuslar bütün olarak ele alınmaktadır.Az egyetemes megelőzés a teljes népességgel foglalkozik.
Evrensel önlemede nüfuslar bütün olarak ele alınmaktadır.Die universale Prävention hat ganze Bevölkerungsgruppen zum Gegenstand.
Evrensel önlemede nüfuslar bütün olarak ele alınmaktadır.La prevención universal se dirige a toda la población.
Evrensel önlemede nüfuslar bütün olarak ele alınmaktadır.Profilaktyka powszechna zajmuje się całymi populacjami.
Evrensel önlemede nüfuslar bütün olarak ele alınmaktadır.Všeobecná prevencia je určená pre celé populácie.
Evrensel önlemede nüfuslar bütün olarak ele alınmaktadır.Vsesplošno preprečevanje zajema vse sloje prebivalstva.
Evrensel önlemede nüfuslar bütün olarak ele alınmaktadır.Yleinen ehkäisevä huumetyö kohdistuu koko väestöön.
Fakat neyin alınıp neyin alınmadığına sizin karar vermediğinizdir.Aber Sie bestimmen nicht, was hineinkommt.
Fakat neyin alınıp neyin alınmadığına sizin karar vermediğinizdir.A vy vůbec nerozhodujete o tom, co se dostane dovnitř.
Fakat neyin alınıp neyin alınmadığına sizin karar vermediğinizdir.De az a helyzet, hogy nem mi döntjük el, hogy mi kerül bele.
Fakat neyin alınıp neyin alınmadığına sizin karar vermediğinizdir.Il problema è che voi non prendete decisioni su cosa debba entrare.
Fakat neyin alınıp neyin alınmadığına sizin karar vermediğinizdir.하지만 무엇이 포함될지 여러분이 결정하지 않습니다.
Fakat neyin alınıp neyin alınmadığına sizin karar vermediğinizdir.Maar zelf kan je niet bepalen wat er in komt.
Fakat neyin alınıp neyin alınmadığına sizin karar vermediğinizdir.Mais le truc, c'est que vous ne décidez pas ce qui entre dedans.
Fakat neyin alınıp neyin alınmadığına sizin karar vermediğinizdir.Men det der er ved det er, at man ikke kan bestemme hvad der er i den.
Fakat neyin alınıp neyin alınmadığına sizin karar vermediğinizdir.Men grejen är det är inte du som bestämmer vad som kommer in.
Fakat neyin alınıp neyin alınmadığına sizin karar vermediğinizdir.Nemôžete si však vybrať, čo sa dostane dnu.
Fakat neyin alınıp neyin alınmadığına sizin karar vermediğinizdir.Nhưng vấn đề là bạn không thể quyết định điều gì sẽ được đưa vào.