alışveriş ile cümle

alışveriş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Işin köküne iniyorlar ve yaptıkları her alişverişten tam verim almak için her yola başvuruyorlar.Ze zoeken naar manieren om waarde te halen uit iedere aankoop die ze doen.
Işin köküne iniyorlar ve yaptıkları her alişverişten tam verim almak için her yola başvuruyorlar.Ψάχνουν αρκετά και προσπαθούν πάντα να εκμαιεύσουν αξία από κάθε τους αγορά.
Işin köküne iniyorlar ve yaptıkları her alişverişten tam verim almak için her yola başvuruyorlar.И ищут пути увеличения ценности каждой сделанной покупки.
Işin köküne iniyorlar ve yaptıkları her alişverişten tam verim almak için her yola başvuruyorlar.И търсят начини да извлекат стойност от всяка покупка, която правят.
Işin köküne iniyorlar ve yaptıkları her alişverişten tam verim almak için her yola başvuruyorlar.הם מתחפרים. והם מחפשים דרכים למצות את הערך מכל רכישה שלהם.
Işin köküne iniyorlar ve yaptıkları her alişverişten tam verim almak için her yola başvuruyorlar.وهم يبحثون بعمق عن طرق لإستخلاص القيمة أمام المشتروات التي يشترون
Işin köküne iniyorlar ve yaptıkları her alişverişten tam verim almak için her yola başvuruyorlar.価値を得ようとしています アメリカ人の 車の平均使用年数は
Isı alışverişi daha anlaşılır olmuştur sizin için.Je to intuitivní.
Isı alışverişi daha anlaşılır olmuştur sizin için.이해 잘 되셨죠?
Isı alışverişi daha anlaşılır olmuştur sizin için.אני חושב שזה די מובן.
Kahvenin %75'ini kadınlar satın alıyor, ve alışverişin %75'ini kadınlar yapıyor,ve kadınlar manavlarda.Жінки купують 75% кави, жінки роблять 75% всіх покупок, і вони купують в продуктових магазинах.
Kalbinizin hızlı çarpışını, nefes alışveriş hızınızı, ya da terlediğinizi görürdünüz.Era hjärtan hade kanske börjat slå hårdare, ni kanske andas snabbare, kanske börjar ni svettas.
Kalbinizin hızlı çarpışını, nefes alışveriş hızınızı, ya da terlediğinizi görürdünüz.심장이 쿵쾅거리고, 숨이 가빠지고, 이마가 땀에 흠뻑 젖을 수도 있죠.
Kalbinizin hızlı çarpışını, nefes alışveriş hızınızı, ya da terlediğinizi görürdünüz.Może być łomotanie serca, może być oddychania szybciej, może być wyrwanie się do potu.
Kalbinizin hızlı çarpışını, nefes alışveriş hızınızı, ya da terlediğinizi görürdünüz.O coração bateria mais rápido, a respiração mais ofegante, talvez um pouco de suor.
Kalbinizin hızlı çarpışını, nefes alışveriş hızınızı, ya da terlediğinizi görürdünüz.Sus corazones latirían con fuerza, podrían estar respirando más rápido, tal vez rompan a sudar.
Kalbinizin hızlı çarpışını, nefes alışveriş hızınızı, ya da terlediğinizi görürdünüz.Ваше серце може стукати, Ви можете дихати швидше, може кидати в піт.
Kalbinizin hızlı çarpışını, nefes alışveriş hızınızı, ya da terlediğinizi görürdünüz.心臓は高鳴り 呼吸は速くなり<br/>汗が出ているかもしれません 普通これらの肉体的変化は
Kendimizi alışveriş merkezlerine çekmek için tonlarca metal, cam ve plastik kullanmamız aptalca.우리가 2톤의 철강, 유리, 플라스틱을 사용하여 우리의 미안함을 쇼핑몰 선반에다가 두는 것은 어리석은 일이지요.
Kendimizi alışveriş merkezlerine çekmek için tonlarca metal, cam ve plastik kullanmamız aptalca.Este stupid că folosim două tone de oțel, sticlă și plastic să ne târâm până la mall.
Kendimizi alışveriş merkezlerine çekmek için tonlarca metal, cam ve plastik kullanmamız aptalca.To głupie że korzystamy z dwóch ton stali, szkła i plastiku żeby dojechać do sklepu.
Kendimizi alışveriş merkezlerine çekmek için tonlarca metal, cam ve plastik kullanmamız aptalca.Глупаво е да използваме 2 тона стомана, стъкло и пласмаса, за да се шляем в търговски центрове.
Kendimizi alışveriş merkezlerine çekmek için tonlarca metal, cam ve plastik kullanmamız aptalca.מטופש להשתמש ב-2 טון פלדה, זכוכית ופלסטיק כדי לגרור את עצמנו אל הקניון.
Kendimizi alışveriş merkezlerine çekmek için tonlarca metal, cam ve plastik kullanmamız aptalca.من الغباء أن نستخدم 2 طن من الزجاج والمعدن والبلاستيك لحمل أنفسنا من البيت الى السوق.
Kendimizi alışveriş merkezlerine çekmek için tonlarca metal, cam ve plastik kullanmamız aptalca.自分の体をショッピングモールに運ぶのは愚かなことです
Kendini iyi bir adam olarak saatlerini sürüyorsun ortaya ve seks maaşındı ama bir alışveriş değildi.Inviertes siendo un buen tipo y el sexo es solo un salario digno pero el sexo no es una transacción.
Kendini iyi bir adam olarak saatlerini sürüyorsun ortaya ve seks maaşındı ama bir alışveriş değildi.Tu fais tes heures de mec bien et le sexe c'est tes honoraires. Mais le sexe n'est pas une transaction.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Bevásárlószatyorba dugtuk a könyveinket, hogy azt higgyék, épp a boltból jövünk.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Chowałyśmy nasze książki w torbach na zakupy, aby sprawiać wrażenie, że wyszłyśmy tylko na targ.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Chúng tôi giấu sách vở trong giỏ đi chợ như thế mọi người sẽ nghĩ chúng tôi chỉ đi mua sắm.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Embrulhávamos os nossos livros com sacos da mercearia para que parecesse que íamos só às compras.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.우리는 책을 시장 바구니에 감췄고 그냥 물건을 사러 나간 것처럼 보였죠.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Nascondevamo i nostri libri nelle borse della spesa per far credere che eravamo fuori per fare la spesa.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Ne ascundeam cărțile în pungi pentru alimente ca să pară că eram pur și simplu la cumpărături.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.On camouflait nos livres dans des sacs d'épicerie, comme ça on avait l'air d'aller juste faire des courses.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Svoje knjige sva skrili v nakupovalne vrečke, da bi bilo videti, kot da sva šli le po nakupih.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Teníamos que ocultar los libros en bolsas del mercado para que pareciera que íbamos de compras.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Učebnice jsme schovávaly do nákupních tašek, aby to vypadalo, že jsme byly jen na nákupu.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Učebnice sme mali zabalené v nákupných taškách aby to vyzeralo, že sme len išli na nákupy.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Vi bar våra böcker i matkassar så att det skulle verka som om vi bara var ute och handlade.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Vi gemte vores bøger i indkøbsposerne så det lignede at vi bare var ude og købe ind.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.We verborgen onze boeken in boodschappentassen zodat het leek dat we gingen winkelen.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Wir versteckten unsere Bücher in Einkaufstüten, damit es so aussah, als würden wir nur einkaufen gehen.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Κρύβαμε τα βιβλία σε τσάντες για ψώνια ώστε να φαίνεται ότι απλά βγήκαμε στην αγορά.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Ми ховали книги в пакети для продуктів, щоб усі думали, що ми просто йдемо за покупками.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Мы прятали учебники в сумку для продуктов, и казалось, что мы просто вышли в магазин.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.Скривахме учебниците си в пазарски торби, все едно сме излезнали само да пазаруваме.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.היינו מחביאות את ספרי הלימוד בתוך סלי מכולת כך שהיה נראה שאנו עורכות קניות.
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.كنا نغطي كتبنا في أكياس البقاله لكي نظهر وكأننا ذاهبين للتسوق
Kitaplarımızı alışveriş poşetleriyle örterdik sadece alışverişe çıkmışız gibi görünsün diye.そうすれば ただ買い物に行くように見えるからです 一軒の民家が学校になっていました
Kültürel farklılıklar konusunda yapılan alışverişin yanı sıra genelde dostlukların kurulması da söz konusudur.Aiheena on usein kulttuurierot ja ystävystyminen.
Kültürel farklılıklar konusunda yapılan alışverişin yanı sıra genelde dostlukların kurulması da söz konusudur.A menudo se aprecia diálogo sobre diferencias culturales y la aparición de amistades.
Kültürel farklılıklar konusunda yapılan alışverişin yanı sıra genelde dostlukların kurulması da söz konusudur.Častým tématem je výměna informací o kulturních rozdílech ale také budování přátelství.
Kültürel farklılıklar konusunda yapılan alışverişin yanı sıra genelde dostlukların kurulması da söz konusudur.Cel mai adesea, temele vizate sunt schimburile culturale şi clãdirea unor relaþii de prietenie.
Kültürel farklılıklar konusunda yapılan alışverişin yanı sıra genelde dostlukların kurulması da söz konusudur.Często przedmiotem współpracy jest nie tylko wymiana różnic kulturowych ale i budowanie przyjaźni.
Kültürel farklılıklar konusunda yapılan alışverişin yanı sıra genelde dostlukların kurulması da söz konusudur.Gyakran a kulturális különbségek megosztása vagy éppen a barátságok felépítése a központi téma.
Kültürel farklılıklar konusunda yapılan alışverişin yanı sıra genelde dostlukların kurulması da söz konusudur.Kennis maken met culturele verschillen maar ook het uitbouwen van vriendschappen zijn vaak zeer belangrijk.
Kültürel farklılıklar konusunda yapılan alışverişin yanı sıra genelde dostlukların kurulması da söz konusudur.L"échange de différences culturelles et les liens d'amitiés sont souvent au centre des discussions.
Kültürel farklılıklar konusunda yapılan alışverişin yanı sıra genelde dostlukların kurulması da söz konusudur.Lo scambio di vedute, ma anche la creazione di rapporti di amicizia sono spesso cruciali.
Kültürel farklılıklar konusunda yapılan alışverişin yanı sıra genelde dostlukların kurulması da söz konusudur.O intercâmbio de diferenças culturais mas também a construção de amizades são muitas vezes o tema principal.

İlgili Sayfalar