alışkı ile cümle
alışkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
4
ORT. KELİME
Ben karda araba sürmeye alışkın değilim.I'm not used to driving in the snow.
Bu tür şeylere alışkın değilim.I'm not used to this kind of stuff.
Tom bir çadırda uyumaya alışkın.Tom is used to sleeping in a tent.
Tom gözardı edilmeye alışkın değil.Tom isn't used to being ignored.
Ben bağrılmaya alışkın değilim.I'm not used to being yelled at.
Ben bu tür şeye alışkınım.I'm used to this sort of thing.
Kendi bildiğimi okumaya alışkınım.I'm used to getting my own way.
Ben daha çok uyumaya alışkınım.I'm used to getting more sleep.
Ağrıya alışkın olduğumu düşünüyorum.I think I'm used to the pain.
Bu soğuğa alışkın değilim.I'm not used to this cold.
Artık ağrıya alışkınım.I'm used to the pain now.
Ben beklemeye alışkın değilim.I'm not used to waiting.
Tom beklemeye alışkındır.Tom is used to waiting.
Ben beklemeye alışkınım.I'm used to waiting.
O, bira içmeye alışkındı.She was accustomed to drinking beer.
O bira içmeye alışkındı.She was used to drinking beer.
O yoksul büyüdü, bu yüzden yoksunluğa alışkın.He grew up poor, so he's used to deprivation.
Kahvaltı masasında gözardı edilmeye alışkınım.I'm used to being ignored at the breakfast table.
Biz sadece henüz buna alışkın değiliz.We're just not used to it yet.
Tom geceleri çalışmaya alışkın değil.Tom isn't accustomed to working at night.
Tom onu yapmaya alışkın değil.Tom isn't accustomed to doing that.
Tom insanları manipüle etmeye alışkındır.Tom is used to manipulating people.
Biz evde olmaya alışkın değiliz.We're used to not being home.
Tom tacize alışkındır.Tom is used to the abuse.
Seyahat etmeye alışkınım.I'm used to traveling.
Buna alışkın değildim.I wasn't used to that.
Biz beklemeye alışkın değiliz.We aren't accustomed to waiting.
Henüz Bayan Jackson olarak çağrılmaya alışkın değilim.I'm not yet used to being called Mrs. Jackson.
Tom Mary'nin sızlanmasına alışkındır.Tom is used to Mary's complaining.
Bu tür sorunlarla uğraşmaya alışkınım.I'm used to dealing with these kind of problems.
Bu tür bir problemle uğraşmaya alışkınım.I'm used to dealing with this kind of problem.
Sabah erken kalkmaya alışkınım.I'm used to getting up early in the morning.
Tanımadığım insanlarla konuşmaya alışkınım.I'm used to talking to people I don't know.
Ben zor kararlar vermeye alışkınım.I'm used to making difficult decisions.
Bir kamp ateşinde yemek yapmaya alışkın değilim.I'm not used to cooking on a campfire.
Bu tür şeyleri yapmaya alışkınım.I'm used to doing this kind of thing.
Bütün gece yatmamaya alışkın değilim.I'm not used to staying up all night.
Ben uzun mesafeler yürümeye alışkınım.I'm used to walking long distances.
Ben bu tür olaylara alışkınım.I'm used to this kind of happening.
Ben işleri tek başıma yapmaya alışkınım.I'm used to doing things by myself.
Bunu yapmaya alışkınsın gibi görünüyorsun.You seem to be used to doing this.
Ben yabancılarla konuşmaya alışkınım.I'm used to talking to foreigners.
Sıkı çalışmaya alışkınsın gibi görünüyorsun.You seem to be used to hard work.
Yabancılarla konuşmaya alışkınım.I'm used to talking to strangers.
Bütün gece yatmamaya alışkınım.I'm used to staying up all night.
Çocuklarla konuşmaya alışkınım.I'm used to talking to children.
Bu tür şeylere alışkınım.I'm used to this kind of thing.
Konuşma yapmaya alışkınım.I'm used to making speeches.
Geç vakitlere kadar çalışmaya alışkınım.I'm used to working late.
Tom sıcaklığa alışkın.Tom is used to the heat.
Tom soğuğa alışkındır.Tom is used to the cold.
Ben zor işe alışkınım.I'm used to hard work.
Kazanmaya alışkınım.I'm used to winning.
Ben kaybetmeye alışkınım.I'm used to losing.
Tom onu yapmaya alışkın.Tom is used to doing that.
Onu yapmaya alışkın değilim.I'm not used to doing that.
Bunu yapmaya alışkın değilim.I'm not used to doing this.
Onu yapmaya alışkın değiliz.We're not used to doing that.
Bu kadar çok gürültüye alışkın değiliz.We're not used to so much noise.
Çok fazla gürültüye alışkın değiliz.We're not used to so much noise.