alış ile cümle

alış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Biz bir çadırda uyumaya alışkınız.We are used to sleeping in a tent.
Onlar bir çadırda uyumaya alışkın.They are used to sleeping in a tent.
Onlar pazartesi günü genellikle alışveriş merkezine gitti.They usually went to the shopping mall on Monday.
Doktor bana yeme alışkanlıklarımı değiştirmem gerektiğini söyledi.The doctor told me that I should change my eating habits.
Hâlâ etrafta alışveriş yapıyorum.I'm still shopping around.
Bana Tom'un yeme alışkanlıklarından bahseder misin?Could you tell me about Tom's eating habits?
Alışveriş merkezindeyken erken bir öğle yemeği yedik.We ate an early lunch while we were at the mall.
Mary, Japonca alıştırmasını tamamladı.Mary finished her Japanese exercise.
Tom Mary'nin tek başına alışverişe gitmesine izin vermiyor.Tom doesn't let Mary go shopping by herself.
Tom Mary'nin ne zaman alışverişe gideceğini bilmek istiyor.Tom wants to know when Mary will go shopping.
Hayat adil değil. Buna alış.Life is not fair. Get used to it.
Alışverişe gittim.I went shopping.
Bir treylerde yaşamaya alışkın olduğunuzu düşünüyordum.I thought you were used to living in a trailer.
Bir karavanda yaşamaya alıştığınızı düşünüyordum.I thought you were used to living in a trailer.
Alışverişe gideceğim.I'll go shopping.
O istediğini almaya alışkındır.He's used to getting what he wants.
Bu can sıkıcı bir alışkanlık.That's an annoying habit.
O ses, ilk başta beni rahatsız etti ama şimdi ona alıştım.That sound annoyed me at first, but now I've gotten used to it.
Alışveriş merkezine gitmek istiyorum.I'd like to go to the mall.
Erken yatmaya alışkınım.I'm used to going to bed early.
Ben Tom'a alışamam.I can't get used to Tom.
Tom'la alışverişe gidemezsin, değil mi?You can't go shopping with Tom, can you?
Ben alışveriş merkezine gidemem.I can't go to the mall.
Erken yatmaya alıştım.I've gotten used to going to bed early.
Alışverişe gidelim.Let's go shopping.
Tom Mary ile alışverişe gitmek istiyor.Tom wants to go shopping with Mary.
Gürültüye alışmak uzun zamanımı aldı.It took me a long time to get used to the noise.
Yeni akıllı telefonuma hala alışık değilim!I'm still not used to my new smartphone!
Buna alışkın değilim, bu yüzden biraz zor.I'm not used to it, so it's a little tough.
Tom'un alışveriş merkezinde tek başına gezinmesini istemiyorum.I don't want Tom wandering around the mall by himself.
Alışveriş merkezinde Noel baba olarak çalıştığım yarı zamanlı bir işim var.I have a part-time job working as a Santa at the mall.
Buna alışkın değilim.I'm not used to this.
Biz alışveriş yapmak zorundayız.We have to do the shopping.
O, duruma alışıyor.He's getting used to the situation.
O, bu duruma alışıyor.He's getting used to this situation.
O, o duruma alışıyor.He's getting used to that situation.
Alışılmışın dışına çık.Think outside the box.
Bu alışveriş çantasını benim için taşıyabilir misin?Could you carry this shopping bag for me?
Kaç tane alışveriş çantan var?How many shopping bags do you have?
Ben sadece bu alışveriş çantasını getiriyorum.I'm only bringing this shopping bag.
Böyle tedaviye alışkın değilim.I'm not used to treatment like that.
O ve annesi alışverişe gitti.He and his mother went shopping.
Alışveriş yapmayı seviyorum.I love shopping!
Alışveriş yapmaktan nefret ediyorum.I hate shopping.
O, alışverişi sever.She loves shopping.
O, alışverişten nefret eder.He hates shopping.
İnsan, alışkanlıklarının kölesidir.Man is a slave to habits.
Tom yalnız olmaya alışkın birine benziyor.Tom looks like someone who's used to being alone.
Yerel çiftçiler pazarında alışveriş yapmayı seviyorum.I like shopping at the local farmers' market.
Maria'nın alışverişe gitmesi gerekir.Maria needs to go shopping.
Tom alışveriş yapıyor.Tom is shopping.
Tom alışverişe gitti.Tom went shopping.
Alışverişe gidiyoruz.We're going shopping.
Alışverişe gittik.We went shopping.
Alışverişe gideceğiz.We'll go shopping.
Cihaz alışverişi yapıyorum.I'm appliance shopping.
Alışverişe gidiyorum.I'm going shopping.
O, alışıldığı şekilde geç kaldı.She is habitually late.
Onun her zaman geç kalmak gibi kötü bir alışkanlığı var.She has the bad habit of always being late.
Hafta sonunda alışverişe gidiyor musun?Do you go shopping at the weekend?

İlgili Sayfalar