Bu sorunu alışıldık bir yolla çözemezsin.You cannot solve this problem in an ordinary way.
Bugün öğle yemeği vakti, ailedeki bir cenaze nedeniyle alışıldık restoranımız kapalıydı.At lunchtime today, our usual restaurant was closed because of a funeral in the family.
Sami bir eskort servisini aradı ve alışıldık kızlarından birini istedi.Sami phoned an escort service and asked for one of his regular girls.
Ancak bu güzellik alışıldık bir güzellik değildir.Her beauty, however, is not conventional.
Ben arkadaşımın maskeler kullanımı inanılmaz güçlere olarak Alışıldık zorunda kaldıAccustomed as I was to my friend's amazing powers in the use of disguises, I had to
Sanat tarihindeki eserler aklıma geldiğinde, bu resmin alışıldıktan oldukça dikey olduğunu düşündüm.Who direct your gaze again back down to the beggar maid.
Bu pek alışıldık bir şey değil.This is very unusual
Ve, Amerika'da alışıldık olduğu üzere, göçmenler, Meksikalılarla eş anlamlıydı.And, as often happens in America, immigration became synonymous with Mexicans.
19. yüzyılın ilk çeyreğine kadar haydut çeteleri ve kanunsuzlar Almanya’da alışıldık bir durum değildi.Bis in das erste Viertel des 19. Jahrhunderts waren Räuberbanden in Deutschland nichts Ungewöhnliches.
İsrail alışıldık biçimde yine Yahudiler oldu.Meist siedelten sich aber schon bald Juden wieder neu an.
işçiler alışıldık üzere günde sekiz saat çalışırlar.Los trabajadores, como norma, trabajan ocho horas al día.
İsrail alışıldık biçimde yine Yahudiler oldu."Мы снова евреи.
Savaş filmlerinin alışıldık kahramanları ve kahramanlıkları bu filmde yoktur.У него нет обычных в фильмах помощников или союзников.
Sonuç olarak, ateistlere karşı açıkça yapılan yasal ayrımcılık çoğu Batı ülkesinde alışıldık değildir.Como resultado, a discriminação legal aberta contra os ateus não é comum na maioria dos países ocidentais.
Şimdilerde daha alışıldık olmasına rağmen o zaman için oldukça olağandışı bir seçimdi.Hoewel dit vandaag de dag wel meer gebeurt, was dit destijds een ongewone keuze.
Yapım alışıldık animelerden oldukça farklıydı.De constructie was heel anders dan gebruikelijk.
Sonuç olarak, ateistlere karşı açıkça yapılan yasal ayrımcılık çoğu Batı ülkesinde alışıldık değildir.Stąd otwarta, zgodna z prawem dyskryminacja ateistów nie jest powszechna w większości zachodnich państw.
Ancak bu güzellik alışıldık bir güzellik değildir.Frumusețea ei, cu toate acestea, nu este una obișnuită.
Topçu ateşi, alışıldık hazırlık ateşi'nden farklı yapılmaya çalışıldı.Niitä käytetään jos kaapeli poikkeaa palokäyttäytymiseltään tavanomaisesta rakenteesta.
Savaş filmlerinin alışıldık kahramanları ve kahramanlıkları bu filmde yoktur.Sota-ajan olosuhteet ja ajankohtaiset asiat eivät näy elokuvassa.
Tüm Passat modellerinin birbirine benziyor olması alışıldık bir durum değildi.Der var ikke noget rangsystem, og alle uniformer lignede hinanden.
Ancak bu güzellik alışıldık bir güzellik değildir.決してお世辞が上手い訳ではない。
Soldan anlamlı (big endian) insanlara alışıldık gelir, bu yüzden özellikle yığınları okuması daha kolaydır.人物的頭部被以更大的比例來描繪,所以人們可以更加容易了解人物的神情。
Yapım alışıldık animelerden oldukça farklıydı.הוא היה שונה מכל יונק חי.
Şimdilerde daha alışıldık olmasına rağmen o zaman için oldukça olağandışı bir seçimdi.Iako je to danas čest slučaj, to je bio vrlo neobičan izbor u to vrijeme.
Şimdilerde daha alışıldık olmasına rağmen o zaman için oldukça olağandışı bir seçimdi.Čeprav je to dandanes precej pogosto, je bila takrat to dokaj nenavadna zamisel.
Alışıldık bir boyut değil bu, ama örneğimizde bu verilmiş, bu ölçüyle devam edeceğiz. .Je to celkem neobvyklý rozměr pro kus papíru, ale to nám nevadí.
Alışıldık bir boyut değil bu, ama örneğimizde bu verilmiş, bu ölçüyle devam edeceğiz. .Sådan. Normalt har papir ikke den bredde, men det går nok i det her tilfælde. .
Alışıldık bir boyut değil bu, ama örneğimizde bu verilmiş, bu ölçüyle devam edeceğiz. .Ето така. (Леко необичайни размери за лист хартия. Но няма значение за нас.)
Ben arkadaşımın maskeler kullanımı inanılmaz güçlere olarak Alışıldık zorunda kaldıGewohnt, wie ich zu meiner Freundin erstaunlichen Kräften in den Einsatz von Verkleidungen war, musste ich
Ben arkadaşımın maskeler kullanımı inanılmaz güçlere olarak Alışıldık zorunda kaldı제가 위장의 사용에서 내 친구의 놀라운 능력이되면서 익숙한, 어쩔 수 없었어
Ben arkadaşımın maskeler kullanımı inanılmaz güçlere olarak Alışıldık zorunda kaldıZvyklá, když jsem byl můj přítel je úžasné síly při použití převleky, musel jsem se
Ben arkadaşımın maskeler kullanımı inanılmaz güçlere olarak Alışıldık zorunda kaldıZvyknutý, ako som mal kamaráta úžasné sily pri použití prevleky, musel som sa
Ben arkadaşımın maskeler kullanımı inanılmaz güçlere olarak Alışıldık zorunda kaldıמורגל הייתי סמכויות מדהים של חבר שלי בשימוש של תחפושות, הייתי צריך
Ben arkadaşımın maskeler kullanımı inanılmaz güçlere olarak Alışıldık zorunda kaldıكان لي كما كنت معتادا على القوى صديقي مدهش في استخدام الأقنعة ، ل
Ben arkadaşımın maskeler kullanımı inanılmaz güçlere olarak Alışıldık zorunda kaldı私はそれが確かに彼だと特定のwasの前に三回になります。
Bu hikayenin sonu olabilirdi. Tamam, hepsini basitçe alışıldık yenilenebilir kaynaklarla değiştirelim.На этом можно было бы закончить: всё понятно - все обычные источники заменяются на возобновляемые.
Kimse, yazılı olmadıkça 'Bu olmalı,' Kral 'dedi. alışıldık bir durum değil, biliyorum.그것이 아무도, 어떤하도록 작성되었다 않는 '그것이 그렇게되어 있어야합니다'킹 '라고 평소 아니예요, 알아. '그것이 누구로 이동입니까?'의 하나라고
Kimse, yazılı olmadıkça 'Bu olmalı,' Kral 'dedi. alışıldık bir durum değil, biliyorum."זה בטח היה זה," אמר המלך, "אלא אם כן נכתב על אף אחד, אשר לא כרגיל, אתה יודע. "'מי זה מופנה?" אמר אחד
Kimse, yazılı olmadıkça 'Bu olmalı,' Kral 'dedi. alışıldık bir durum değil, biliyorum.いつものではなく、あなたが知っている。'それは誰に向けられている?"の1人だ jurymanの複数形。
Tamam, hepsini basitçe alışıldık yenilenebilir kaynaklarla değiştirelim. Fakat bence, aslında, dahası da var.Okay, sostituiremo tutto con rinnovabili - ma io penso, effettivamente, che ci sia dell'altro.
Tamam, hepsini basitçe alışıldık yenilenebilir kaynaklarla değiştirelim. Fakat bence, aslında, dahası da var.Гаразд, ми замінимо його повністю на підходящі відновлювані енергоресурси - та, гадаю, тут варто дещо додати.
Tamam, hepsini basitçe alışıldık yenilenebilir kaynaklarla değiştirelim.그 모두를 전통적인 재생 에너지로 바꿀 수도 있지만,
Tamam, hepsini basitçe alışıldık yenilenebilir kaynaklarla değiştirelim.On remplace tout ça par les énergies renouvelables conventionnelles.
Tamam, hepsini basitçe alışıldık yenilenebilir kaynaklarla değiştirelim.יופי, פשוט נעבור לגמרי למקורות מתחדשים קונבציונליים--
Tamam, hepsini basitçe alışıldık yenilenebilir kaynaklarla değiştirelim.حسناً، نحن فقط نستبدلها بكل الطاقة المتجددة التقليدية--
Tamam, hepsini basitçe alışıldık yenilenebilir kaynaklarla değiştirelim.しかし 実際には様々な点を考慮しなければならないのです
Ve, alışıldık olduğu üzere, çoğunlukla yakın çevre köylerden gelen, yardımcılarımız vardı.Ahogy az megszokott, nekünk is volt bennlakó háztartási alkalmazottunk, többnyire a közeli falvakból.
Ve, alışıldık olduğu üzere, çoğunlukla yakın çevre köylerden gelen, yardımcılarımız vardı.A tak jsme měli, jak bylo běžné, pomocníky v domácnosti, kteří často pocházeli z nedalekých vesnic.
Ve, alışıldık olduğu üzere, çoğunlukla yakın çevre köylerden gelen, yardımcılarımız vardı.Aveam, cum era obiceiul, ajutor domestic care locuia cu noi şi care provenea din satele din împrejurimi.
Ve, alışıldık olduğu üzere, çoğunlukla yakın çevre köylerden gelen, yardımcılarımız vardı.Dus hadden wij, zoals gebruikelijk, een inwonende hulp, meestal afkomstig uit naburige landelijke dorpjes.
Ve, alışıldık olduğu üzere, çoğunlukla yakın çevre köylerden gelen, yardımcılarımız vardı.In tako smo imeli, kot je bila navada, hišnega pomočnika, pogosto iz bližnjih vasi.
Ve, alışıldık olduğu üzere, çoğunlukla yakın çevre köylerden gelen, yardımcılarımız vardı.Joten meillä, kuten oli tapana, oli kotiapulaisia, jotka usein tulivat läheisistä maalaiskylistä.
Ve, alışıldık olduğu üzere, çoğunlukla yakın çevre köylerden gelen, yardımcılarımız vardı.Kami hidup, sebagaimana mestinya, dengan bantuan pengurus rumah, yang seringkali berasal dari desa terdekat.
Ve, alışıldık olduğu üzere, çoğunlukla yakın çevre köylerden gelen, yardımcılarımız vardı.여느 중산층 가정이나 마찬가지로, 저희집에도 인근 시골마을 출신의 가정부가 함께 살았습니다.
Ve, alışıldık olduğu üzere, çoğunlukla yakın çevre köylerden gelen, yardımcılarımız vardı.Mieliśmy, co było powszechne, żyjącą z nami pomoc domową z pobliskiej wsi.
Ve, alışıldık olduğu üzere, çoğunlukla yakın çevre köylerden gelen, yardımcılarımız vardı.Por isso, como era norma, lá em casa tínhamos ajuda doméstica que normalmente vinha de vilas rurais próximas.
Ve, alışıldık olduğu üzere, çoğunlukla yakın çevre köylerden gelen, yardımcılarımız vardı.Takže sme tiež mali, čo bola norma, u nás žijúcu domácich pomocníkov, ktorí často pochádzali z blízkych dedín.
Ve, alışıldık olduğu üzere, çoğunlukla yakın çevre köylerden gelen, yardımcılarımız vardı.Und bei uns lebten, wie es die Norm war, Bedienstete, die oft aus den umliegenden Dörfern kamen.
Ve, alışıldık olduğu üzere, çoğunlukla yakın çevre köylerden gelen, yardımcılarımız vardı.Và như một chuyện bình thường, chúng tôi cũng có những người giúp việc đến từ những làng quê lân cận.