Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.In het recyclewerk dat ik deed zocht ik naar een menselijke activiteit die duurzaam is.
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.제가 찍던 재활용 사진에서, 저는 실천 대상을 찾고 있었습니다. 영속적인 인류의 활동을요.
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.Nel lavoro sul riciclaggio che stavo facendo cercavo una procedura, un'attività umana che fosse sostenibile.
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.V mých pracích o recyklaci hledám činnost - lidskou činnost, která je udržitelná.
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.W mojej pracy na temat recyklingu szukam praktyki -- ludzkich działań, które są zrównoważone.
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.Для этой серии фотографий я искал сюжеты, где деятельность людей обеспечивает устойчивое развитие.
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.זה בעבודת המיחזור שעשיתי, אני מחפש פרקטיקה - פעילות אנושית שהיא ברת קיימא.
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.انه في عمل التدوير الذي كنت اقوم به كنت ابحث عن ممارسة- لنشاط انساني فيه استدامة
Genidonusum isinde yaptigim, bir eyleme bakmak, kendi kendine yetebilen insan aktivitesine.私は持続可能な人間の活動を探しました 産業や都心での暮らしを通じて
Gerek arabuluculuk gerekse hakemlik y Ÿ k s e k beceri gerektiren aktivitelerdir.Organizacje pozarzッdowe muszッ wıaリciwie oceniア swoje moザliwoリci udzielania wsparcia ofiarom dyskryminacji.
Gizli Servis'in kendi söylemine göre temel görevleri ţunlardý: Ekonomik etkiye sebep aktiviteler.De acuerdo con el Servicio Secreto, su principal objetivo son las actividades con impacto económico
Gizli Servis'in kendi söylemine göre temel görevleri ţunlardý: Ekonomik etkiye sebep aktiviteler.وفقاً للخدمة السرية، هُم في المقام الأول معنيّين بالأنشطة ذات الأثر الاقتصادي
Gizli Servis'in kendi söylemine göre temel görevleri ţunlardý: Ekonomik etkiye sebep aktiviteler.組織的犯罪者集団、あるいは新技術を使った 犯行計画の行使に対して活動しているとのこと。
Güneşin yüzeyindeki aktivite tarafından oluştuğunu doğru bir şekilde tahmin etti.이 소리들 중 일부는 태양의 표면 활동에서 기인한 것이었습니다.
Güneşin yüzeyindeki aktivite tarafından oluştuğunu doğru bir şekilde tahmin etti.שחלק מהצלילים הללו נגרמו על-ידיי הפעילות על פניה של השמש.
Güneşin yüzeyindeki aktivite tarafından oluştuğunu doğru bir şekilde tahmin etti.بعض هذه الاصوات كان سببها النشاط على سطح الشمس.
Güneşin yüzeyindeki aktivite tarafından oluştuğunu doğru bir şekilde tahmin etti.太陽の表面活動から来るものでした それは太陽風だったのです
Günlük aktivitelerin iyileşmesi.Ça facilite la vie.
Günlük aktivitelerin iyileşmesi.Eine Lebenshilfe.
Günlük aktivitelerin iyileşmesi.Un atajo vital.
Günlük aktivitelerin iyileşmesi.Полезная хитрость.
Günlük aktivitelerin iyileşmesi.פטנט.
Günlük aktivitelerin iyileşmesi.حيلة حياتية.
Güvenebiliyorlar, zira devlet tüm ülkedeki varlıklar ve ekonomik aktivite üzerinden vergi toplayabiliyor.Nakreslím to. Myslím, že mi vyprší čas, ale budu pokračovat v příštím videu. Já jsem stát, ano?
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.Căutarea ludică a frumuseții era denumita prima activitate a omului.
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.Cela veut dire que la recherche joueuse de la beauté fut la première activité de l'Homme.
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.Dat betekent dat de speelse zoektocht naar schoonheid, de eerste activiteit van de mens is genoemd.
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.Die spielerische Suche nach Schönheit wurde als erste Tat des Menschen bezeichnet.
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.Điều đó có nghĩa là, cuộc tìm kiếm cái đẹp đã được gọi là hoạt động đầu tiên của loài người.
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.Eszerint a szépség játékos keresését nevezték az ember első tevékenységének.
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.아마도, 인류의 첫 행동은 장난스런 미의 추구가 아니었을까 합니다.
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.La ricerca della bellezza è stata definita come la prima attività dell'essere umano.
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.Lo que significa es que la búsqueda lúdica de la belleza fue llamada la primera actividad humana.
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.MIT(マサチューセッツ工科大学)の 数学教授だったサラ・スミスは
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.To znaczy, radosne poszukiwanie piękna było pierwszą czynnością człowieka.
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.Η παιγνιώδης αναζήτηση της ομορφιάς ήταν η πρώτη δραστηριότητα του ανθρώπου.
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.Грайливий пошук краси було названо першим видом діяльності Людини.
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.Това означава,че това игриво търсене се определя като една от първите дейности на човека.
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.Что это значит? Непринужденный поиск красоты был назван первой деятельностью человека.
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.זה אומר שהמשחק השובבי אחר היופי נקרא הפעילות הראשונה של האדם.
Güzelliğin peşinde oyuncu bir arayış insanın ilk aktivitesiydi.ذلك يعني أن البحث المرح عن الجمال كان يدعى أول نشاط للإنسان
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.Au lieu de ça, ils organisent leurs vies de manière à faire constamment une activité physique.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.Całe ich życie opiera się jednak na ciągłej aktywności fizycznej.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.Ehelyett úgy alakítják az életüket, hogy folyamatosan mindenféle fizikai tevékenységre legyen szükségük.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.En su lugar, organizan sus vidas de tal manera que están obligados a realizar actividad física.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.In effetti, tutte loro impostano la loro vita in modo tale da dover sempre svolgere attività fisica.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.In plaats daarvan hebben ze een leven waarin ze constant lichamelijke activiteit hebben.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.In schimb, isi organizeaza vietile astfel incat sa fie constant implicati in activitati fizice.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.Istället, ordnar de sina liv så att de konstant utför fysisk aktivitet.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.I stedet for er deres liv indrettet sådan at de konstant presses til at være fysisk aktive.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.대신 늘 신체적인 활동에 임할 마음의 준비를 하고 있습니다.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.Namísto toho během svého života neustále něco fyzicky dělají.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.Namun mereka mengatur hidupnya agar selalu terdorong melakukan aktivitas fisik.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.Stattdessen, organisieren sie ihr Leben so, dass sie sich ständig zu körperlicher Aktivität anspornen.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.Thay vào đó, họ tạo cuộc sống khiến họ thể dục hàng ngày.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.Αντ'αυτού, χτίζουν τις ζωές τους έτσι ώστε να ωθούνται προς σωματικές δραστηριότητες.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.Вместо това, те настройват живота си, така че да са постоянно подтиквани към физическа активност.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.Вместо этого они так организовали свою жизнь что она их постоянно подталкивает к физической деятельности.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.Замість того, вони організовують своє життя таким чином, щоб завжди бути активними.
Hayatlarını öyle bir şekilde kurmuşlar ki sürekli bir fiziksel aktivite içindeler.במקום זה, הם מסדרים את חייהם כך שבאופן קבוע הם נדרשים לבצע פעילות גופנית.