Ana içeriğe geç
Sözlük

aksan ile cümle

aksan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bir İngiliz aksanıyla deneyin.Спробую англійський акцент. Кхм.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Alors j'ai pensé que peut-être qu'un accent anglais très civilisé pourrait aider un peu.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Aşa că m-am gândit că probabil un accent britanic ce sună foarte civilizat ar putea ajuta lucrurile puţin.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Così ho pensato che magari un accento britannico colto mi sarebbe stato un po' d'aiuto.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Ezért arra gondoltam, hogy talán egy kifinomult angol akcentus a segítségemre lehet.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.그래서 아마 이 교양있는 영국식 엑센트가 조금은 도움이 되지 않을까 생각했습니다.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Und ich dachte mir, vielleicht könnte ein wirklich zivilisiert klingender britischer Akzent ein wenig helfen.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Wtedy pomyślałam, że przyzwoity brytyjski akcent mógłby trochę pomóc.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Y entonces pensé que tal vez un civilizado acento que sonara inglés podría ayudar un poco.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Помислих си, че малко рафиниран британски акцент може да ми помогне малко.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.Я подумала, может какой-нибудь британский акцент образованного человека поможет.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.ולכן חשבתי שאולי מבטא בריטי שנשמע ממש מתורבת עשוי לסייע במידת מה.
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.وهكذا فكرت ربما يجب ان استخدم لكنه بريطانيه متحضره والتي قد تساعد بعض الشئ
Böylece gerçek bir uygar İngiliz aksanının belki biraz yardımcı olabileceğini düşündüm.イギリス訛りで喋ればうまくいくかもしれない いやいや、私はステージに上がって、自分自身であるべきだと
Bu da benim botum evlat. Ve yeterince hızlı vurup kıçına sokmayı bilirim. -Jersey aksanı ha?Toto je moja topánka synak... ...a nakopem ťa s ňou ako koňovi zadok.
Bu da benim botum evlat. Ve yeterince hızlı vurup kıçına sokmayı bilirim. -Jersey aksanı ha?Vi er færdige her.
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Azt mondja -- nem fogom utánozni az akcentusát -- azt mondja:
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Dus hij zegt - ik ben niet van plan om zijn accent na te bootsen -
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --El decía (no voy a imitar su acento)
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --El spunea -- nu voi încerca să-i imit accentul --
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --E lui dice -- non proverò a copiargli l'accento -- dice:
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Er sagt also - ich werde den Akzent nicht nachahmen - er sagt:
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Hovorí takto, ale nejdem napodobňovať jeho prízvuk, hovorí:
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Il a dit -- je ne vais pas imiter son accent --
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --그는 말하기를 - 파인만의 액센트는 생략하지요 -
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Mówił -- nie odtworzę jego akcentu --
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Tako pravi -- In ne bom naglaševal -- pravi:
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Takže říká -- nebudu napodobovat jeho přízvuk -- říká:
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --Той казал -- няма да имитирам акцента -- той казал:
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --הוא אמר -- אני לא הולך לחקות אותו --
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --و يذهب ليقول--لن أقلد لهجته--
Burada diyor ki -- yok, aksanını taklit etmeyeceğim --「なぜか宇宙のエントロピーは一時期
Çam mantarı dedi. Aksanı ne kadar da şirin!Ha detto funghi di pino. il suo accento é così carino!
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım."Cuando ella dijo 'Buenos días', reconocí su acento de Fife.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım.Dia berkata, "Kau tahu, saat dia berkata, 'Selamat pagi.' saya mendengar logat Fife.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım.EL spune "Vedeţi, când ea a spus Bună dimineata," mi-am dat seama de accentul ei din Fife.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım.Han siger, "Ser I, da hun sagde, 'Godmorgen,' anede jeg hendes Fife-accent.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım."Mikor a nő jó reggelt kívánt, felfigyeltem a Fife-i tájszólására.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım."Podívejte, už když řekla 'Dobré ráno', všiml jsem si jejího fifeského přízvuku.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım."Sehen Sie, als sie "Guten Morgen" sagte, habe ich ihren Akzent von Fife erkannt.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım."Vedete, quando lei ha detto 'Buongiorno', ho riconosciuto il suo accento del Fife.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım."Widzicie, kiedy powiedziała "dzień dobry", usłyszałem jej akcent z Fife.
Der ki, "Görüyorsunuz, bayan 'Günaydın' dediğinde, Fife aksanının olduğunu anladım."Когда она сказала "Доброе утро", я уловил ее файфский акцент.
Engin Akyürek'in bir ayrıcalığı da canlandırdığı karaktere aksanıyla da hayat vermesidir.Engin de Akyurek une autre spécialité, c'est qu'il anime le personnage avec son accent 0 :
Engin Akyürek'in bir ayrıcalığı da canlandırdığı karaktere aksanıyla da hayat vermesidir.Otra especialidad de Engin Akyurek es que con el acento hace revivir el carácter que juega.
Engin Akyürek'in bir ayrıcalığı da canlandırdığı karaktere aksanıyla da hayat vermesidir.Κάτι άλλο στο οποίο ειδικεύεται ο Engin Akyurek είναι ότι ζωντανεύει τον χαρακτήρα με την προφορά του.
Engin Akyürek'in bir ayrıcalığı da canlandırdığı karaktere aksanıyla da hayat vermesidir.Друга особеност на Енгин Акюрек е с акцент да дава живот на героя си.
Engin Akyürek'in bir ayrıcalığı da canlandırdığı karaktere aksanıyla da hayat vermesidir.تخصص آخر لأنجين أكيوريك أنه يحيى الشخصية مع لهجتها الخاصة.
Fakat Cyril'in aksanı Borat'tan beter olduğu için ben birşey anlamadım.Aber, offensichtlich konnte ich das meiste nicht verstehen, sein Akzent ist schlimmer als der von Borat.
Fakat Cyril'in aksanı Borat'tan beter olduğu için ben birşey anlamadım.Но я толком ничего не понял. У него акцент похуже, чем у Бората.
Fakat Cyril'in aksanı Borat'tan beter olduğu için ben birşey anlamadım.ちょっと金庫のとこ行ってみて
Fantasticoes etkileyen lisping gibi antik Mercutio çiçeği, bu aksan yeni tuner -!fantasticoes에 영향을 미치는 lisping 같은 익살스러운 몸짓의 머큐시오를는 수두,,이 액센트의 새로운 튜너 -!
Fantasticoes etkileyen lisping gibi antik Mercutio çiçeği, bu aksan yeni tuner -!Mercutio A pox ilyen antik, pösze, érintő fantasticoes, ezek új tuner az ékezetes!
Fantasticoes etkileyen lisping gibi antik Mercutio çiçeği, bu aksan yeni tuner -!Mercutio Den syfilis af sådanne Antic, læspende, påvirker fantasticoes; disse nye tunere af accenter -!
Fantasticoes etkileyen lisping gibi antik Mercutio çiçeği, bu aksan yeni tuner -!Mercutio kuppa Tällaisten Antic, lisping, vaikuttavat fantasticoes; nämä uudet virittimet korostuksia!
Fantasticoes etkileyen lisping gibi antik Mercutio çiçeği, bu aksan yeni tuner -!Mercutio O pox de antic tal, balbuciando, afetando fantasticoes; esses sintonizadores de acentos novos -!
Fantasticoes etkileyen lisping gibi antik Mercutio çiçeği, bu aksan yeni tuner -!Mercutio Para cacar dari Antic seperti, lisping, mempengaruhi fantasticoes; ini baru tuner aksen -!
Fantasticoes etkileyen lisping gibi antik Mercutio çiçeği, bu aksan yeni tuner -!MERCUTIO pox takih Antic, lisping, ki vplivajo na fantasticoes; teh novi tunerji za poudarki -!
Fantasticoes etkileyen lisping gibi antik Mercutio çiçeği, bu aksan yeni tuner -!Mercutio variola de astfel de antic, sâsâit, afectând fantasticoes; aceste Tunerii de noi accente -!
Fantasticoes etkileyen lisping gibi antik Mercutio çiçeği, bu aksan yeni tuner -!Mercutio Η ευλογιά των εν λόγω αντίκες, ψεύδος, που επηρεάζουν fantasticoes? Αυτά νέα δέκτες της προφοράς -!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod