14. doğum günümün akşamında, bu masa bana verildi ve Çin yemeği yedik.On the evening of my 14th birthday, I was given this table, and we had Chinese food.
Ve her akşam o 241 kilometreyi geri uçuyorlar.And every evening, they fly 150 miles back.
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,So when I was little, my dad would sit me down at night and he would say,
O nedenle bu akşam, sizlerin karşısında tüm ekibimi temsilen bulunuyorum.I stand here before you tonight as an ambassador for my whole team.
Ha Ni, akşama atıştırmak için ne istersin?Ha Ni, what would you like for your late night snack?
Akşam yemeğine gelmedi.He wasn't down for dinner.
- İyi akşamlar Kaptan.- Good evening, Captain.
- İyi akşamlar efendim.- Good evening, sir.
Ne yazık ki akşam yemeğini yemiştik.I'm afraid we have finished dinner.
Peki, iyi akşamlar!Ok. Good evening! AR:
AR: İyi akşamlar.Good evening.
Akşam yemeğinin yüzde 60 - 80 kadarını kadınlar getirdiler.They came home with 60 to 80 percent of the evening meal.
Ve annem, akşam yemeğimi bitirmediğim zamanAnd when I didn't finish my dinner, my mother would say,
♪ Akşam yemeğim için kabukları topla ♪♪ Gather a dinner of shells for me ♪
Onunla bir pazar akşamı saat 10 buçukta telefonda konuştumI spoke to him on the phone at 10:30 p.m. on a Sunday night.
O akşam izlediğimiz televizyon programı hakkında konuştuk.We talked about the TV show we watched that evening.
Ve onların sağladıkları bu hizmet bizim bu akşam saygı duyduğumuz ve alkışlayacağımız bir hizmettir.And that is a legacy that we honor and applaud tonight.
Bu durum, bu akşamdan sonra da değişmeyecek.And it shouldn't.
Ben bu akşam umutluyum çünkü Amerika'daki çalışma ruhunu gördüm.I am hopeful tonight because I have seen this spirit at work in America.
Bu akşam kök hücrelerden bahsettik.We've talked about stem cells tonight.
Akşamları kendinizi yorgun, halsiz veya isteksiz mi hissediyorsunuz?Feeling groggy, tired or unmotivated in the afternoon?
Bugün 233. Gün. Sadece akşam yemeği yediğim.Today is day number 233 in which I only eat dinner.
Akşam yemeğimizi yiyelim.Let's enjoy our dinner.
İyi akşamlar efendim !Have a good day
Akşam orada, gündüz burada çalışıyorum.Here.
Akşam boş musun?Do you have time tonight?
Başkan'a senden bahsettim. bu akşam seninle görüşmek istiyor.I told him about you and he wants to see you tonight.
Bu akşam yemek için müsait misin?Hey, are you available for dinner tonight?
Yarın akşama ne dersin peki?What about tomorrow night then?
Ben Lord Wrightwoodla olan akşam yemeğinden bahsediyorum.I was talking about our dinner with Lord Wrightwood.
Siz bu akşam çok etkileyici görteri sundunuz, genç adam.You put on a very impressive exhibition tonight, young man.
Ben bir şeye... Herkese teşekkür ederim bu akşam buraya geldiği için.Can I have... (MUSlC STOPS)
İyi, bu akşam aslında bizim ilk gecemizdi.Well, tonight was actually our first night together.
Büyük kötü donlara katılırsın, sabah, akşam ve gece.Attending the big bad bone dance, morning, noon and night.
Provost ve ben enteresan keşifler yaptık bu akşam.Provost and I made some interesting discoveries this evening.
Benim yerime esimle tartisip, aksamlari ogluma uyku oncesi masallari anlattilar.They argued with my wife for me, and they read my son bedtime stories.
Akşam geç saatte robotları Dünya Ticaret Merkezi'ne götürdük.We had the robots down at the World Trade Center late that evening.
"Akşam yemeğine de mi gelmeyeceksiniz?""You're not going to have dinner at all?"
Bu akşam yediğimiz gıdalara bakıyoruz, tabağımızdan çiftliğe, tarlaya ve okyanusa...FARYON: Isn't it? MURlNDA:
Örneğin, Beyaz Saray'daki bir akşam yemeği davetine katılabilse ne olurdu?Like, for example, what if it could go to a dinner party at the White House?
Allison Ginsburg: iyi akşamlar.Allison Ginsburg: Good evening.
10 unun akşamında, bana telefon edip şöyle dediler...On the evening of the 10th, they phoned me and said...
Bir çarşamba akşamüstüAnd on a Wednesday afternoon,
Yani, bir sonraki akşam yemeğinizde güzel bir şarap açınca, bu dediklerimi bir düşünün.So, for your next dinner over a great bottle of wine, here's a few factoids for you.
Şişeyi kafaya dik cuma akşamında benim maskemle takılır şişeden soluksuzca içerIt's interesting, how sweet, that cameras are related that way ? ?
Senin sınıfından sonra, ona akşamları bir kaç saat kullanması için izin verebileceğini düşündüm.After your classes, I thought you can let him use it for few hours at night.
O zaman bu akşamdan itibaren, tamam mı?Starting tonight then, okay?
Sadece o Noel akşamı evde olmadığını, gittiğimizde de Kuzey Kutbu'nda bulunmadığını ispat ettik.We just proved that in that night of Christmas and in that time on north pole,he is not present.
Onları penceresiz bir odada bir akşam tanıştık.We meet them one evening in a windowless room.
Bir gün, eve geldim ve manevi annem akşam yemeği için tavuk kanadı kızartmıştı.But one day, I came home and my foster mother had made chicken wings for dinner.
Kubbeye ‹‹Gök›› adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu.God called the expanse "sky." There was evening and there was morning, a second day.
Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu.There was evening and there was morning, a third day.
Akşam oldu, sabah oldu ve dördüncü gün oluştu.There was evening and there was morning, a fourth day.
Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu.There was evening and there was morning, a fifth day.
Kuzunun birini sabah, öbürünü akşamüstü sunun.The one lamb you shall offer in the morning; and the other lamb you shall offer at evening:
Kim aşağıdaki hayvanların leşini taşırsa giysilerini yıkayacak ve akşama kadar kirli sayılacaktır.Whoever carries any part of their carcass shall wash his clothes, and be unclean until the evening.
Evin kapalı olduğu günlerde, eve giren biri akşama kadar kirli sayılacak."Moreover he who goes into the house while it is shut up shall be unclean until the evening.
Birinci ayın on dördüncü günü akşamüstü RABbin Fısıh Bayramı başlar.In the first month, on the fourteenth day of the month in the evening, is Yahweh's Passover.
Filistli Golyat kırk gün boyunca sabah akşam ortaya çıkıp meydan okudu.The Philistine drew near morning and evening, and presented himself forty days.
RABbe şükretmek, övgüler sunmak üzere her sabah ve akşam tapınakta hazır bulunacaklardı.and to stand every morning to thank and praise Yahweh, and likewise in the evening;