Akşam (gazete).Today (newspaper).
Gece yapılan çekimler akşam saatlerinde, öğleden sonra 5'ten sabah 5'e kadar sürmüştür.The stand-off lasted from 11 o'clock in the morning till 5 o'clock in the afternoon.
Her gün akşam yemeğini saat altı civarında yiyoruz.The Family gathers for dinner at about 6 o'clock in the evening.
Akşam başlayan pişirme işlemi sabaha kadar sürer.Preparation for this elaborate mid-day meal begins the night before.
Saray Perşembe akşamı oynuyor".Concert Thursday Evening".
Issızlığın ortasındaki bu köyde geçirdikleri ilk akşamlarında yalnız olmadıklarını öğrenirler.On their first night in this remote and deserted village, they realize that they are not alone.
Akşama doğru kentin her bölgesinde devam eden çatışmalar devam eder.Overnight the fights in various parts of the city continued.
Onunla sadece akşamları karşılaşılabileceği yönündeki halk inanışı ise oldukça yaygındır.The simple fact of believing something when it is presented to you is common.
Eğlenceli, güzel bir yaz akşamıydı.Bil je lep jesenski dan.
Yaklaşık 1 yıldır radyo programini akşamları yapmaktadır.For 26 years, she made weekly radio programs.
O günün akşamı Helsinki'deki bir hastanede hayatını kaybetti.He died that night in a local hospital.
Budapeşte Metrosu sabah 4.30'dan akşam 11.10'a kadar çalışmaktadır.Bus service runs from about 4:30 a.m. to 11:00 p.m.
Akşam, Lissa ve Xander bir kafede buluşurlar ve kahve içerler.That night, Sharon and Catch meet at a tavern and have a drink.
İlk sezon toplam 37 bölüm sürdü ve FOX'ta perşembe akşamları gösterildi.The station aired Casey's Top 40 on Sunday mornings, and aired dance mixes at night.
İlk zamanlar sorunsuz bir şekilde işleyen bu para sisteminin aksamaya başlaması kaçınılmazdır.Implementing a system able to take advantage of this was initially difficult.
Mekanik bir aksam olmadığı için çok hızlı bir şekilde geçiş sağlanır.The drive does so without any mechanical transmission.
Akşama görüşürüz.Talk later.
Okuldan sonra akşam yemeğini beraber yememizi ister misin?Do you want to get dinner together after class?
Bu, kurbağa yavrunuzu akşam yürüyüşe çıkarmanız için bir yavru kurbağa yürütücüsü.This is a tadpole walker to take your tadpole walking in the evening.
Şu anda burada. Teşekkürler ve iyi akşamlar.Thank you and good afternoon.
Bir akşamüstü içkisi için arkadaşlarla buluş.Meet some mates in the pub for an early evening drink.
Eşin ve çocuklarınla akşam yemeği için eve git.Drive home for dinner with my wife and kids.
Ben de o akşam işten bir saat erken çıkıp Harry'yi okul çıkışından aldım.So I left work an hour early that afternoon and picked Harry up at the school gates.
Ben hala bu kalabalıklaştı olması muhtemeldir duyuyorum akşam.I am likely to be busier still this evening.
Akşama kadar bekleyemedim.I couldn't wait until tonight.
Bazı oyuk bir ağacın söyleyin ve sonra sabah çağrıları ve akşam yemeği partileri!Say, some hollow tree; and then for morning calls and dinner-parties!
Akşam yemeği bile genellikle sadece bir akşam yemeği benzetmeyi.The dinner even is only the parable of a dinner, commonly.
Ben akşam kapı açıldığında, kapalı oyuncaklar ve bir sıçrama ile giderdi.When I opened my door in the evening, off they would go with a squeak and a bounce.
PS 234'ü bitirdik ve küçük bir grup olarak akşam yemeğine gittik.We finished PS 234, and had dinner with a small group.
Söylemem gerekir ki benim için o akşam her şey değişti.I've got to tell you, for me, everything changed that evening.
Bizi akşam yemeğine davet etti.She invited us for dinner tonight.
Akşam yemeği?Dinner?
Başlamadan önce, bu akşamın kadeh kaldır- mayı hakettiğini düşünüyorum.Before we start, I think this evening deserves a toast.
Pazartesi normal bir gündü, birlikte kahvaltı ettik akşam da normalde yaptığımız gibi uyuduk.Monday, it was just a normal day, we had breakfast together and just like everyday.
Şu anda sekiz gün şehir, ama her akşam evde oldu.Right now he's been in the city eight days, but he's been at home every evening.
Örneğin, o, iki ya da üç akşamları boyunca küçük bir kare kesip.For instance, he cut out a small frame over the course of two or three evenings.
Sadece dün akşam benimle her şey iyiydi.Only yesterday evening everything was fine with me.
Aslında sadece dün akşam. küçük bir önsezi.Actually just yesterday evening I had a small premonition.
Gregor ilk akşam alacakaranlık bayılma gibi ağır uyku uyandım.Gregor first woke up from his heavy swoon- like sleep in the evening twilight.
Akşam yemeğinden sonra, babası kolunu koltuğa hızla uykuya daldı.After the evening meal, the father fell asleep quickly in his arm chair.
Bu çok akşamı keman mutfaktan geliyordu.On this very evening the violin sounded from the kitchen.
Herkese iyi akşamlar.Good evening everyone.
Bu Birleşmiş Milletler'de her Cuma akşamı olan bir şey mi?So, is this what happens at the UN every Friday night?
Her Cuma akşamı burada olmak istediğimi söylemek zorundayım.I wanna be here every Friday night if, like, this goes on.
"Ben sadece, o kadar da saçma bir akşam yemeği partisine gitmek için kaldı."I only stayed to go to that silly dinner party.
Onun öğle akşam yemeğine gitme zamanı kadar Mistress Mary onu bahçede çalıştı.Mistress Mary worked in her garden until it was time to go to her midday dinner.
Ona akşam yemeği bitmiş ve ocak-halı onu sevdiğiniz koltuğa gitmişti.She had finished her dinner and gone to her favorite seat on the hearth-rug.
Evet, ben sadece hızlıca iyi akşamlar demek istiyorum.Well, I just wanted to quickly say good evening.
Timothy Chan isimli bey ile akşam yemeğindeydim.And I was having dinner with this guy called Timothy Chan.
Fakat bir Noel partisi sırasında -- akşam yemeğinde -- çok sinir bozucu.But during a Christmas party -- at dinner, actually -- it's very annoying.
Ve akşamdan kalmıa gibi, sürekli hissedilen sersemlik.And that pounding head just feels like a constant hangover.
O akşam derste konuşan adam çok ilginçti.And the man who talked at that evening lecture was very interesting.
Dün akşam beni bunun için mi aradın?Did you call me last night because of this?
İyi akşamlar. Burada, TEDxKrakow'da bulunmaktan gurur duyuyorum.Good afternoon, I'm proud to be here at TEDxKrakow.
İyi akşamlar. Birşeyler yemek istiyoruz.We want to eat something.
İyi akşamlar!Good evening!
Teşekkürler.İyi akşamlar Size deFare well. thank you, too.
Çocukların akşam trenine bileti var, şimdi gitmeleri gerekiyor.The kids have tickets to the evening train, they have to go now.
Döndüm ve Kosova başbakanıyla bir akşam yemeği yedim ve onaI flew back and had dinner with the Kosovo prime minister and said to him,
Akşam yemeğin soğumuştur...Your dinner's probably cold...