Tom akşam yemeğini bekliyor.Tom is waiting for dinner.
Akşam yemeği hazırlamakla meşgulüm.I'm busy cooking dinner.
Tom hafif bir akşam yemeği yedi.Tom ate a light supper.
Tom hafif bir akşam yemeği yemişti.Tom ate a light supper.
Akşam yemeği pişiriyorum.I'm cooking dinner.
Tom bu akşam Mary'nin evinde yemek yiyor olacak.Tom will be eating dinner at Mary's house tonight.
Tom bu akşam bunu yapacak.Tom is going to do that this evening.
Tom bu akşam Mary'nin evinde akşam yemeği yiyor.Tom is eating dinner at Mary's house tonight.
Annesi işten eve zaten dönmüştü ve hazırlanmış akşam yemeğini yedi.His mother was already home from work and had supper prepared.
Aksiyon lazım!Action is needed!
Tom'un akşam için herhangi bir planı yoktu.Tom didn't have any plans for the evening.
Akşam yemeğinden sonra köpeği yürüyüşe çıkardım.After eating dinner, I walked the dog.
Tom bu akşam Mary ile çıkıyor olacak.Tom will be going out with Mary this evening.
Genelde ödevimi akşam yemeğinden önce yapmam.I don't usually do my homework before dinner.
Tom akşam yemeğinden önce ödevini yaptı.Tom did his homework before dinner.
Bu akşam Boston'a geleceğim.I'll be arriving in Boston this evening.
Genellikle bunu akşamları yapmam.I don't usually do that in the evening.
Tom'un aksanıyla onun Kanadalı olduğunu söyleyebilirsin.You can tell by Tom's accent that he's Canadian.
Akşam yemeğinden sonra Tom'un bunu yapmasına yardım edeceğim.I'm going to help Tom do that after supper.
Bazen bunu akşamları yaparım.I sometimes do that in the evening.
Tom akşam yemeğinden sonra mayıştı.Tom got drowsy after supper.
Tom pazartesi akşamları genellikle evde olur.Tom is usually at home on Monday evenings.
Tom ve Mary, pahalı bir restoranda bir akşam yemeği yediler.Tom and Mary ate dinner at an expensive restaurant.
Onu akşamları nadiren yaparım.I seldom do that in the evening.
Tom ve Mary birlikte akşam yemeği yediler.Tom and Mary had dinner together.
Onu genelde akşamleyin yaparım.I often do that in the evening.
Onu akşamleyin asla yapmam.I never do that in the evening.
Tom pazartesi akşamı bir parti veriyor.Tom is having a party Monday evening.
Tom akşamı çocuklarıyla televizyonda basketbol maçı izleyerek geçirdi.Tom spent the evening watching a basketball game on TV with his children.
Akşam yemeğini pişiren kişi benim.I'm the one who cooked dinner.
Tom karanlıkta akşam yemeği yedi.Tom ate dinner in the dark.
Tom'un her akşam nereye gittiğini bilmiyorum.I don't know where Tom goes every evening.
Bugün kötü bir akşamdan kalmam var.I have a bad hangover today.
Tom'la en son ne zaman akşam yemeği yediğimi hatırlayamıyorum.I can't remember the last time I ate dinner with Tom.
Bu akşam seni ararım.I'll call you this evening.
Bu akşam orada olacağım.I'll be there this evening.
Bu akşam görüşürüz.I'll see you this evening.
Akşama görüşürüz.I'll see you this evening.
Bu akşam burada olacağım.I'll be here this evening.
Bu akşam dönmüş olurum.I'll be back this evening.
Bütün akşam burada olacağım.I'll be here all evening.
Akşam yemeğine çıkalım.Let's go out for dinner.
Akşam yemeğini kendi başıma yedim.I had dinner by myself.
Tom ve ben bu akşam birlikte çalışmayacağız.Tom and I aren't going to study together this evening.
Tom ve Mary pazartesi akşamı bir ziyafet veriyor.Tom and Mary are having a dinner party Monday evening.
Tom bu akşam eve ne zaman gelecek?When will Tom come home this evening?
Akşam yemeği için ne olduğunu tahmin et.Guess what's for dinner.
Yarın akşam yemeği için ne var?What is for dinner tomorrow?
Akşam yemeğinde ne yiyeceğimizi tahmin et.Guess what we're going to have for dinner.
Tom, Mary için akşam yemeği pişirdi.Tom cooked supper for Mary.
Muhtemelen bu akşam bunu yapacağım.I'm probably going to be doing that this evening.
Hoş bir akşam.It's a pleasant evening.
Sami, doğum yerine ait ağır Arap aksanıyla konuşur.Sami speaks with the heavy Arabic accent of his birthplace.
Tom her pazartesi akşamı gelir ve benimle müzik çalardı.Tom used to come over every Monday evening and play music with me.
Tom ve Mary bütün akşam beraber kart oynadılar.Tom and Mary played cards together all evening.
Tom ve Mary bütün akşam beraber iskambil oynadılar.Tom and Mary played cards together all evening.
Neden bu akşam benim evime gelmiyorsun?Why don't you come over to my place this evening?
Size harika bir akşam diliyorum!I wish you a wonderful evening!
Sami, Leyla'yı bir akşam yemeği pişirdi.Sami cooked Layla a dinner.
Sami, Leyla'ya lezzetli bir akşam yemeği servis etti.Sami served Layla a delicious dinner.