Çocukları akşam yemeği için eve getirin.Bring the kids home for dinner.
Akşam yemeğine çocukları eve getir.Bring the kids home for dinner.
Tom Mary'yi akşam yemeği için ona ve ailesine katılması için davet etti.Tom invited Mary to join him and his family for dinner.
Tom Mary'nin akşam yemeği için uğrayacağını söylediTom said Mary was coming over for dinner.
Akşam yemeği için ne pişirdin?What did you cook for dinner?
Akşam karanlığında gerinme egzersizleri yapmayı seviyorum.I like doing stretching exercises at dusk.
Mary akşam yemeği pişirirken genellikle birkaç bardak şarap içer.Mary usually has a few glasses of wine while cooking dinner.
Tüm gün git-gel yapacağım için beni akşam yemeğinden sonra araman en uygunu.I'll be in and out all day, so it might be best if you call around after dinner.
Sizin aksanınız çok ilginç.Your accent is very interesting.
Tom akşam yemeği zamanına kadar dönmeyecek.Tom won't be back till dinner time.
Tom dün akşam John ve Mary'nin çocuklarına baktı.Tom babysat John and Mary's children yesterday evening.
Tom'un bu akşam akşam yemeğine geldiğini unuttum.I forgot that Tom was coming to dinner tonight.
Akşam yemeğinden sonra bir bardak kırmızı şarap içtim.I drank a glass of red wine after dinner.
Tom akşam yemeğinden önce sık sık yürüyüş yapar.Tom often takes a walk before dinner.
Sen ve Tom'un yakında akşam yemeği için uğrayacağınızı umuyorum.I hope you and Tom will come over for dinner sometime soon.
Her akşam kocamla birlikte yürüyüşe çıkarım.I go for a walk with my husband every evening.
Tom bu akşam evde olacağını söyledi.Tom said he'd be home this evening.
Akşam yemeğinden sonra onu uyku bastırıyor.She becomes drowsy after dinner.
Tom ne kadar yorgun olursa olsun her akşam günlüğüne bir şey yazar.Tom writes something in his diary every evening, no matter how tired he is.
Akşam 7.00'den sonra yemek yememek muhtemelen daha iyidir.It's probably better not to eat after 7:00pm.
Sıcak bir yaz akşamıydı.It was a warm summer evening.
Akşam altıdan gece yarısına kadar çalıştım.I worked from six PM until midnight.
Bu akşam o kızı arayacağım.I'll phone her tonight.
Bugün akşam saat altıda onu karşılarım.I'll be meeting him today at 6 o'clock this evening.
O bugün akşam saat altıda beni karşılar.He meets me today evening at six o'clock.
Akşam yemeği çok iyiydi!The dinner was so good!
Akşamleyin bana mesaj atacağını söyledin ama açıkça yalan söyledin.You said you would text me in the evening, but you lied, evidently.
Bütün akşam yüzünde aptalca bir gülümseme vardı.He had a silly smile on his face the whole evening.
Akşam yemeğini sen eve geldiğinde yiyeceğiz.We'll have dinner when you get home.
Akşamleyin şeker kamışı suyu içtik.In the evening, we drank sugarcane juice.
Program akşam yedide sona erdi.The program ended at 7:00 p.m.
Ben bu akşam boşum.I'm free this evening.
Tom Mary'yi akşam yemeğine götürerek telafi etti.Tom made amends to Mary by taking her out to dinner.
Akşam yemeğine ihtiyacım yok. Toplantıdan sonra içkiler için dışarı çıkıyorum.I don't need dinner. After the meeting I'm going out for drinks.
Saat 6'da akşam yemeğini yer.He has dinner at six.
Hiç bir misafir olmadan evde bir akşam geçirmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.We are waiting impatiently to spend an evening at home with no guests.
Bu akşam beni ara.Call me tonight.
Akşam yemeği için planların var mı?Do you have plans for dinner?
Akşam yemeği planların var mı?Do you have dinner plans?
Akşam yemeği planlarınız var mı?Do you have dinner plans?
Mary bir akşam yemeği partisinde tanıştığı bir adamla çıkmaya başladı.Mary started to date a man she met at a dinner party.
Onları akşam yemeğine davet ettik.We invited them for dinner.
Hiç aksolotl gördün mü?Have you ever seen an axolotl?
O benim oğlum değil, aksine, ben onun babasıyım.He's not "my son," rather, I'm "his father."
Aksilikler vardı.There have been hitches.
Bir aksaklık vardı.There was a hitch.
Tom'un mağazası golf sopası, top, ayakkabı ve diğer aksesuarları satmaktadırçTom's store sells golf clubs, balls, shoes and other accessories.
Biz Boston'a varmadan önce akşam doğruydu.It was late afternoon by the time we arrived in Boston.
Ben Tom'un akşam yemeği için uğramasını istedim.I've asked Tom to come over for dinner.
Biletler 30 dolardır ve konser akşamı kapıda satın alınabilir.Tickets are $30 and can be bought at the door the evening of the concert.
Tom, Mary'nin ona akşam yemeği pişirmesini istedi.Tom wanted Mary to cook him dinner.
Bence Tom bu akşam eve geldiğinde çok aç olacaktır.I think Tom is likely to be very hungry by the time he gets home tonight.
Tom her akşam benim için akşam yemeği yapar.Tom makes supper for me every evening.
Ben o akşam hakemdim.I was the referee that evening.
Akşam yemeği dahil edilecek.Dinner will be included.
Tom akşam yemeğine Mary'yi davet etti.Tom invited Mary over for dinner.
Tom geçen cuma akşamı Mary'yi gezmeye götürdü.Tom took Mary out last Friday evening.
Tom, Mary'nin doğum günü için özel bir akşam yemeği hazırlamak istedi.Tom wanted to prepare a special dinner for Mary's birthday.
Kokteyller saat 6.00'da olacak ve akşam yemeği 6.30'da servis edilecek.Cocktails will be at 6:00 and dinner will be served at 6:30.
Akşam yemeği 6:30'da servis edilecek.Dinner will be served at 6:30.