Ana içeriğe geç
Sözlük

akrabası ile cümle

akrabası kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Akrabası olan Frodo Baggins'i evlatlık edinir.後に親戚のフロドを養子に迎える。
Çok yakın akrabası olan bülbülden daha kuzeyde yayılış yapar.它們比其近親更為接近北極。
En yakın akrabası Naskapicedir.它的近親是杓鷂。
Luka İncili'ne göre, İsa'nın akrabasıdır.根据圣经记录,耶稣是大卫的后裔。
Bu türün en yakın akrabası ise Orta Asya’da yaşamaktadır.该物种的模式产地在亚洲中部。
Filmin başında son akrabasının ölmesiyle köydeki Malakanların sonuncusu olur.值得一提的是,小說裡女主角最後死亡。
Sonrasında ise dört akrabasıyla birlikte tutuklandı.즉시 그들은 그들의 가족들과 함께 체포되었다.
Milliyet qazetesi. ^ "Ekşi'nin 150 bin akrabası var". posta.com.tr.“로엔, 씨스타 소속사 150억원 인수 "한류 확산 기여"”. 《머니투데이》.
Afgan tilkisinin en yakın akrabası Çöl tilkisidir.아프간여우의 가장 가까운 친척은 페넥(사막여우)이다.
Yakın akrabası Çin aligatorundan daha büyüktür.הוא גדול יותר מהמין האחר בסוג זה, האליגטור הסיני.
Resmî site ^ onedio.com'dan "Hangi ünlü kimin akrabası?"בגרסה הבריטית המקורית ו-Where's Waldo?
Çoğu anlatımda akrabası olarak geçer.לדבריה, רבים במשפחתה הצטיינו כמספרי סיפורים.
En yakın akrabası Sekanicedir.המשפחה הקרובה אליהם ביותר היא האגוטיים.
Annesi Martinakia imparatorluk ailesinin uzak akrabasıdır.Майка ѝ е Мартинакия, далечна роднина на императорското семейство.
Phocas, birkaç akrabası ve destekçisi ile idam edildi.След това са убити трите деца на Сеян и много негови роднини и поддръжници. .
Yakın akrabası Çin aligatorundan daha büyüktür.Veći je od druge vrste ovog roda, kineskog aligatora.
Sabiiler İsa'nın akrabası olduğuna inanmazlar.I dalje nisu znali da je to Isus.
Luka İncili'ne göre, İsa'nın akrabasıdır.Prema Bibliji, Juda je bio brat Isusa Krista.
Büyük Terör yılları olan 1937'de mimlendi, birçok arkadaşı ve akrabası hapsedildi veya öldürüldü.Još i šire, 1936. započinje Veliki teror u kojem su ubijeni mnogi Šostakovičevi prijatelji i rodbina.
Yakın akrabası Çin aligatorundan daha büyüktür.Čo do veľkosti je väčší ako jeho najbližší príbuzný aligátor čínsky (Alligator sinensis).
Kaza kurşunu Güllü'nün bir akrabasına isabet eder ve böylece kan davası başlar.Pri operácii však príde ku krvácaniu do brušnej dutiny a tak dochádza k cisárskemu rezu.
İsmi bilinmeyen bir başka yakın akrabası da Bulgar hükümdarı Telerig ile evlendirilmiştir.Neimenovana ženska sorodnica se je leta 776 poročila z bolgarskim vladarjem Telerigom.
Yakın akrabası speed metal ile kıyaslanacak olursa thrash metal'in çok daha agresiftir.Lyginant su susijusiu speed metal ši pakraipa yra žymiai agresyvesnė.
On bir yaşındayken bu durumu bir akrabasına anlattı, o da annesine.Kai jam buvo 10 metų, jo tėvas subadė motiną.
Sonrasında ise dört akrabasıyla birlikte tutuklandı.Koos temaga peeti kinni veel neli tema kaasosalist.
Babasının da adı Caius olup İmparator Diocletianus'un akrabası soylu bir ailenin mensubuydu.Tema isa nimi oli Caius, kuid teda peetakse keiser Diocletianuse sugulaseks ja püha Susanna onuks.
Sığırcığın en yakın akrabası kara sığırcıktır.Pruunkaru lähim sugulane on jääkaru.
Bu takımın üyelerinin yaşayan en yakın akrabası su aygırıdır.Perekonna tuntuim esindaja on vesikarikas.
Doğduğu sırada annesi uyuşturucudan tutuklu olduğu için 3 aylıkken bir akrabasının yanına yollandı.1990. aastatel peeti ta vähemalt kolmel korral politsei poolt kinni seoses narkootikumide omamisega.
En yakın akrabası Sekanicedir.Tuntumad on tema järeltulijad.
Adresinde belirtilen malikane maketmiş. Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.A mansão indicada como lar dele era falsa e escusado será dizer que não há parentes.
Adresinde belirtilen malikane maketmiş. Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.Huset på hans adresse var en facade, og der er ingen slægtninge.
Adresinde belirtilen malikane maketmiş. Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.Huset på hans adress var en fasad och det finns inga släktingar.
Adresinde belirtilen malikane maketmiş. Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.La mansión que aparecía como su casa era falsa y, por supuesto, no tiene familiares.
Adresinde belirtilen malikane maketmiş. Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.La villa registrata al suo indirizzo era fittizia, e ovviamente non esiste alcun parente.
Adresinde belirtilen malikane maketmiş. Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.Η έπαυλη στη διεύθυνσή του ήταν πλαστή και εννοείται ότι δεν υπάρχουν συγγενείς.
Adresinde belirtilen malikane maketmiş. Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.Дом, в котором он якобы жил, не существует, и, разумеется, нет никаких родственников.
Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.-eikä yhtään sukulaista löydy.
Akrabası olmadığını söylemeye gerek bile yok.I zdecydowanie nie ma żadnych krewnych.
Ancak, Afrika'ya bakarsanız, kıta dışında yakın akrabası olmayan genetik çeşitin bir elemanı var.Ale ak sa pozriete do Afriky, nájdete časť genetickej rozmanitosti, ktorá nemá blízkych príbuzných mimo nej.
Ancak, Afrika'ya bakarsanız, kıta dışında yakın akrabası olmayan genetik çeşitin bir elemanı var.Ale jeśli poszukacie w Afryce, jest składnik wariancji genetycznej, który nie ma bliskich krewnych poza nią.
Ancak, Afrika'ya bakarsanız, kıta dışında yakın akrabası olmayan genetik çeşitin bir elemanı var.Ale v Africe jsou komponenty genetických odchylek, které nemají žádné blízké příbuzné mimo ni.
Ancak, Afrika'ya bakarsanız, kıta dışında yakın akrabası olmayan genetik çeşitin bir elemanı var.De ha Afrikát nézzük, létezik a genetikai változatnak egy olyan komponense, aminek nincs közeli rokona kívül.
Ancak, Afrika'ya bakarsanız, kıta dışında yakın akrabası olmayan genetik çeşitin bir elemanı var.In Afrika gibt es jedoch eine Komponente der genetischen Variation, die keine nahen Verwandten außerhalb hat.
Ancak, Afrika'ya bakarsanız, kıta dışında yakın akrabası olmayan genetik çeşitin bir elemanı var.그런데 아프리카 안에 있는 사람들의 유전자 변이 중에는 아프리카 밖에서는 볼 수 없는 유전적 요소가 있죠.
Ancak, Afrika'ya bakarsanız, kıta dışında yakın akrabası olmayan genetik çeşitin bir elemanı var.Ma in Africa c'è una componente della variazione genetica che non ha parentele strette al di fuori.
Ancak, Afrika'ya bakarsanız, kıta dışında yakın akrabası olmayan genetik çeşitin bir elemanı var.Mas se olharmos para África, existe uma componente da variação genética que não tem familiares próximos fora.
Ancak, Afrika'ya bakarsanız, kıta dışında yakın akrabası olmayan genetik çeşitin bir elemanı var.Pero si vemos en África hay una componente de variación genética que no tiene parientes cercanos fuera.
Ancak, Afrika'ya bakarsanız, kıta dışında yakın akrabası olmayan genetik çeşitin bir elemanı var.אבל אם תסתכלו באפריקה, תמצאו מרכיב בשונות הגנטית שאין לו קרובי משפחה מחוצה לה.
Ancak, Afrika'ya bakarsanız, kıta dışında yakın akrabası olmayan genetik çeşitin bir elemanı var.ولكن إن نظرت الى الاختلافات الجينية الموجودة في افريقيا فانك لن تجد لها شبيها خارجها
Ancak, Afrika'ya bakarsanız, kıta dışında yakın akrabası olmayan genetik çeşitin bir elemanı var.他の地域とは密接な共通性がない 遺伝上の違いが見られます この説明としては
Aynı zamanda maydonozun da akrabası.A petrezselyem rokona.
Aynı zamanda maydonozun da akrabası.C'est aussi une cousine du persil.
Aynı zamanda maydonozun da akrabası.De asemenea, se întâmplă să fie o rudă a pătrunjelului.
Aynı zamanda maydonozun da akrabası.Den er rent faktisk også beslægtet med persille.
Aynı zamanda maydonozun da akrabası.Het blijkt ook familie van peterselie te zijn.
Aynı zamanda maydonozun da akrabası.Jest on także bliskim krewniakiem pietruszki.
Aynı zamanda maydonozun da akrabası.파슬리의 일종입니다.
Aynı zamanda maydonozun da akrabası.Nó còn có họ hàng với rau mùi tây.
Aynı zamanda maydonozun da akrabası.Si dà anche il caso che sia anche un parente del prezzemolo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod