Tom suyu akmayan bir evde yaşıyor.Tom lives in a house without running water.
Tom'un göz yaşları yüzünden akmaya başladı, bebek kızını ilk kez gördüğü zaman.Tears of joy streamed down Tom's face when he saw his baby daughter for the first time.
Gözyaşları Tom'un yüzüne akmaya başladı.Tears began to stream down Tom's face.
Suyu akmayan bir evde oturuyor.He lives in a house without running water.
Çoğu dere daha fazla, bazılarıysa daha az akmaya başladı.Others use more, some fewer.
İki gerilim enerjisinin hizalandığı anda elektronlar açık kablodaymış gibi akmaya başlar.Once the two voltage energies align, the electrons flow like an open wire.
Irmaklar, dereler, çaylar yani akarsular bir anlığına durur, sonra tekrar akmaya başlarlar.I need layers, holes, I pile things up, then I begin to erase.
Burada kuad akmayan sıvı içindeymiş gibi hareket ediyor.Here, the quad is behaving as if it were in a viscous fluid.
Tabi mahkemedeki bazý insanlar bir problem olduđunu anlamýţlar. "...Veriler akmaya baţlamýţtý.At which point the folks at the courts realized something is not going quite according to plan.
Biz ne diyecek diye beklerken, birden gözlerinden yaşlar akmaya başladı.We were just waiting for what he was going to say, and then suddenly tears came from his eyes.
Ve o zaman para akmaya başlayacak.Then the money will roll in.
sana o kadar çok bilinmeyen kaynaklardan bir şeyler akmaya başlar.the more goes on entering you from unknown sources.
Müşteriler akmaya başlar yakında.The customers should be rolling on in soon.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.In the dry season, they vanish. When it is hot, they are consumed out of their place.
Buyruk verir, eritir buzları, Rüzgarını estirir, sular akmaya başlar.He sends out his word, and melts them. He causes his wind to blow, and the waters flow.
Diğer akıntı kontrol noktalarından akmaya devam eder.Die übrigen Pfeile stellen Kontrollflüsse dar.
İki kolu Yaylalar (Hevek) köyünün aşağısında birleşir ve buradan kuzeydoğuya doğru akmaya devam eder.Die beiden Quellarme vereinigen sich nördlich des Dorfes und fließen in westlicher Richtung weiter.
Şehirde yaşayanlar dışa doğru akmaya başlamışlardır.Les enfants de la Zone commencent à communiquer avec les gens à l’extérieur.
Derelerden temiz su akmaya başladığı takdirde kanyon eski güzelliğine kavuşacak.Relativamente al margen de la glaciación, estos cañones continúan en su antiguo estado.
Buzul çağının sonuna doğru, 200.000 yıl önce Ren nehri Schaffhausen'den batıya doğru akmaya başladı.Около 13 000 лет назад ледник отступил к северу от горы Биллинген.
Claire'in yüzünden aniden kan akmaya başlar.У Райта сразу же открылось кровотечение.
Birkaç aşamanın sonunda plazma yavaş yavaş Jüpiter’den uzağa doğru akmaya başlar.Como resultado de vários processos, o plasma gradualmente escapa de Júpiter.
Irmaklar bir an için durur sonra yeniden akmaya başlar.Tânărul își revine după o vreme și pornește din nou la drum.
Köyün adı köyün içerisinde vadisi bulunan ama asla akmayan dereden gelmektedir.A faluhoz tartozott Homokpuszta, de valószínűleg sohasem volt lakott település.
Irmaklar bir an için durur sonra yeniden akmaya başlar.Οι ιοντικοί δίαυλοι ανοίγουν για λίγο και μετά ξανακλείνουν.
Diğer akıntı kontrol noktalarından akmaya devam eder.主翼翼端には姿勢制御スラスターを追加。
Irmaklar bir an için durur sonra yeniden akmaya başlar.Sąrėmiai trumpam išnyksta, bet paskui vėl prasideda.
Claire'in yüzünden aniden kan akmaya başlar.Anos mirtį pagreitino prasidėjęs kraujavimas.
Sular 2008'den sonra evlerden akmaya başladı.Eriti kiiresti on jää hakanud sulama pärast 2002. aastat.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.auringon paahtaessa ne ehtyvät, ne häviävät paikastansa helteen tullen.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Czasu którego topnieją, zaginą; a czasu gorącości niszczeją z miejsca swego.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.En el tiempo del calor son silenciados, y al calentarse desaparecen de su lugar
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.따뜻하면 마르고 더우면 그 자리에서 아주 없어지나니
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.ma al tempo della siccità svaniscono e all'arsura scompaiono dai loro letti
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.men på den tid de treffes av solens glød, tørkes de ut; når det blir hett, svinner de bort.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.men som åter försvinna, när de träffas av hettan, och torka bort ifrån sin plats, då värmen kommer.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.men som svandt ved Solens Glød, tørredes sporløst ud i Hede;
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Mikor átmelegülnek, elapadnak, a hõség miatt fenékig száradnak.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Nhưng trong khi giựt xuống , khe bèn khô cạn , Lúc nắng giọi , nó lại biến khỏi chỗ nó .
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Nhưng trong khi giựt xuống, khe bèn khô cạn, Lúc nắng giọi, nó lại biến khỏi chỗ nó.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.no tempo do calor vão minguando; e quando o calor vem, desaparecem do seu lugar.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Ob času, ko solnce vanje pripeka, presihajo, in ko je vroče, izginejo s svojega kraja.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.v čase, keď sú ožehané slnkom, vysychajú; keď býva horúco, miznú zo svojho miesta.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.V čas horka vysychají; když sucho bývá, mizejí z místa svého.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Viennent les chaleurs, et ils tarissent, Les feux du soleil, et leur lit demeure à sec.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.vine arşiţa vremii şi seacă, vine căldura soarelui, şi li se usucă albia.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.zur Zeit, wenn sie die Hitze drückt, versiegen sie; wenn es heiß wird, vergehen sie von ihrer Stätte.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.οταν θερμανθωσιν, εκλειπουσιν οταν γεινη θερμοτης, εξαλειφονται απο του τοπου αυτων.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Когато се стоплят изчезват; Когато настане топлина изгубват се от мястото си;
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.Когда становится тепло, они умаляются, а во времяжары исчезают с мест своих.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.בעת יזרבו נצמתו בחמו נדעכו ממקומם׃
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.اذا جرت انقطعت. اذا حميت جفت من مكانها.
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.天 氣 漸 暖 、 就 隨 時 消 化 . 日 頭 炎 熱 、 便 從 原 處 乾 涸
Ama kurak mevsimde akmayan, Sıcakta yataklarında tükenen dereler... İşte öyle aldattılar beni.天氣 漸暖 、 就 隨時 消化 . 日頭炎熱 、 便從 原 處乾涸
Biz ne diyecek diye beklerken, birden gözlerinden yaşlar akmaya başladı.Eravamo in attesa di avere una sua risposta e improvvisamente dai suoi occhi scesero delle lacrime.
Biz ne diyecek diye beklerken, birden gözlerinden yaşlar akmaya başladı.Estábamos esperando lo que el dijera, y de repente lagrimas brotaron de sus ojo.
Biz ne diyecek diye beklerken, birden gözlerinden yaşlar akmaya başladı.Мы просто ждали, что он скажет, и вдруг слёзы полились из его глаз.
Burada kuad akmayan sıvı içindeymiş gibi hareket ediyor.Acum cuadul se comportă ca și cum ar fi într-un fluid vîscos.
Burada kuad akmayan sıvı içindeymiş gibi hareket ediyor.Agora o "quad" comporta-se como se estivesse num fluido viscoso.
Burada kuad akmayan sıvı içindeymiş gibi hareket ediyor.Aquí el quad se comporta como si estuviera en un fluido viscoso.