Dae Han Grup kara para aklanmasına ya da benzer bir saçmalığa göz yummamıştır.حول ان مجموعة داي هان تغلق عينيها عن تبيض الاموال والافكار الغبية الاخرى
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Bo jeźli Abraham z uczynków jest usprawiedliwiony, ma się czem chlubić, ale nie u Boga.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Dacă Avraam a fost socotit neprihănit prin fapte, are cu ce să se laude, dar nu înaintea lui Dumnezeu.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Das sagen wir: Ist Abraham durch die Werke gerecht, so hat er wohl Ruhm, aber nicht vor Gott.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.For blev Abraham rettferdiggjort av gjerninger, da har han noget å rose sig av. Men det har han ikke for Gud;
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Kajti če je bil Abraham opravičen iz del, se ima s čim hvaliti, ali ne pri Bogu.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.만일 아브라함이 행위로써 의롭다 하심을 얻었으면 자랑할 것이 있으려니와 하나님 앞에서는 없느니라
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Lebo ak bol Abrahám ospravedlnený zo skutkov, má sa čím chváliť, ale nie u Boha.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Mert ha Ábrahám cselekedetekbõl igazult meg, van mivel dicsekedjék, de nem az Isten elõtt.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Nebo byl-liť Abraham z skutků spravedliv učiněn, máť se čím chlubiti, ale ne u Boha.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Om Abraham blev rättfärdig av gärningar, så har han ju något att berömma sig av. Dock icke inför Gud.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Porque, se Abraão foi justificado pelas obras, tem de que se gloriar, mas não diante de Deus.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Porque si Abraham fue justificado por las obras, tiene de qué gloriarse, pero no delante de Dios
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Se infatti Abramo è stato giustificato per le opere, certo ha di che gloriarsi, ma non davanti a Dio
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Si Abraham a été justifié par les oeuvres, il a sujet de se glorifier, mais non devant Dieu.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Sillä jos Aabraham on teoista vanhurskautettu, on hänellä kerskaamista, mutta ei Jumalan edessä.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Thi dersom Abraham blev retfærdiggjort af Gerninger, har han Ros, men ikke for Gud.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Διοτι εαν ο Αβρααμ εδικαιωθη εκ των εργων, εχει καυχημα, αλλ' ουχι ενωπιον του Θεου.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Если Авраам оправдался делами, он имеет похвалу, но не пред Богом.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.Коли бо Авраам з учинків оправдив ся, мав похвалу, та не перед Богом.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.כי אם נצדק אברהם מתוך המעשים לו התהלה אך לא לפני האלהים׃
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.لانه ان كان ابراهيم قد تبرر بالاعمال فله فخر. ولكن ليس لدى الله.
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.倘 若 亞 伯 拉 罕 是 因 行 為 稱 義 、 就 有 可 誇 的 . 只 是 在 神 面 前 並 無 可 誇
Eğer İbrahim yaptığı iyi işlerden dolayı aklandıysa, övünmeye hakkı vardır; ama Tanrının önünde değil.倘若 亞伯拉罕 是 因 行為稱義 、 就 有 可 誇 的 . 只是 在 神 面前 並無 可誇
FBI tarafından yürütülen soruşturma sonucunda ise polis aklandı.Una investigación realizada por el FBI
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.A widzicież, iż z uczynków usprawiedliwiony bywa człowiek, a nie z wiary tylko.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.Hieruit blijkt dus dat een mens gered wordt door wat hij gelooft én door wat hij doet.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.I se, at et Menneske retfærdiggøres af Gerninger, og ikke af Tro alene.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.I sen alltså att det är av gärningar som en människa bliver rättfärdig, och icke av tro allenast.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.I ser at mennesket blir rettferdiggjort ved gjerninger, og ikke ved tro alene.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.이로 보건대 사람이 행함으로 의롭다 하심을 받고 믿음으로만 아니니라
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.Látjátok tehát, hogy cselekedetekbõl igazul meg az ember, és nem csupán hitbõl.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.nhơn đó anh em biết người ta cậy việc làm được xưng công bình, chớ chẳng những là cậy đức tin mà thôi.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.nhơn đó anh_em biết người_ta cậy việc_làm được xưng công_bình , chớ chẳng_những là cậy đức_tin mà thôi .
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.So sehet ihr nun, daß der Mensch durch die Werke gerecht wird, nicht durch den Glauben allein.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.Tak teda vidíte, že sa človek ospravedlňuje zo skutkov a nie samo z viery.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.Te näette, että ihminen tulee vanhurskaaksi teoista eikä ainoastaan uskosta.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.Vedes então que é pelas obras que o homem é justificado, e não somente pela fé.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.Vedete che l'uomo viene giustificato in base alle opere e non soltanto in base alla fede
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.Vedeţi dar că omul este socotit neprihănit prin fapte, şi nu numai prin credinţă.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.Veis, pues, que el hombre es justificado por las obras y no solamente por la fe
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.Vidite, da se iz del opravičuje človek in ne samo iz vere.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.Vidíte-liž tedy, že z skutků ospravedlněn bývá člověk a ne z víry toliko?
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.Vous voyez que l`homme est justifié par les oeuvres, et non par la foi seulement.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.Βλεπετε λοιπον οτι εξ εργων δικαιουται ο ανθρωπος και ουχι εκ πιστεως μονον.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.Видите ли, что человек оправдывается делами, а не верою только?
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.Защото всякакъв вид зверове, птици, гадини, и морски животни се укротяват и укротени са били от човечеството;
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.Чи бачите ж оце, що з дїл оправдуєть ся чоловік, а не з однієї віри?
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.הנכם ראים כי במעשים יצדק האיש ולא באמונה לבדה׃
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.ترون اذا انه بالاعمال يتبرر الانسان لا بالايمان وحده.
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.這 樣 看 來 、 人 稱 義 是 因 著 行 為 、 不 是 單 因 著 信
Görüyorsunuz, insan yalnız imanla değil, eylemle de aklanır.這樣 看來 、 人稱義 是 因 著 行為 、 不 是 單 因 著 信
Hangi durumda aklanmış sayıldı? Sünnet olduktan sonra mı, sünnetsizken mi? Sünnetliyken değil, sünnetsizken...Jakoż mu tedy jest przyczytano? Gdy był w obrzezce, czyli w nieobrzezce? Nie w obrzezce, ale w nieobrzezce.
Hangi durumda aklanmış sayıldı? Sünnet olduktan sonra mı, sünnetsizken mi? Sünnetliyken değil, sünnetsizken...Kako pa se mu je zaračunila? ko je bil v obrezi ali še v neobrezi? Ne v obrezi, ampak v neobrezi.
Hangi durumda aklanmış sayıldı? Sünnet olduktan sonra mı, sünnetsizken mi? Sünnetliyken değil, sünnetsizken...그런즉 이를 어떻게 여기셨느뇨 할례시냐 무할례시냐 할례시가 아니라 무할례시니라
Hangi durumda aklanmış sayıldı? Sünnet olduktan sonra mı, sünnetsizken mi? Sünnetliyken değil, sünnetsizken...Kterak pak jest počtena? Zdali když byl obřezán, čili před obřezáním? Ne v obřízce, ale před obřezáním.
Hangi durumda aklanmış sayıldı? Sünnet olduktan sonra mı, sünnetsizken mi? Sünnetliyken değil, sünnetsizken...Πως λοιπον ελογισθη; οτε ητο εν περιτομη η εν ακροβυστια; Ουχι εν περιτομη αλλ' εν ακροβυστια
Hangi durumda aklanmış sayıldı? Sünnet olduktan sonra mı, sünnetsizken mi? Sünnetliyken değil, sünnetsizken...Когда вменилась? по обрезании или до обрезания? Не по обрезании, а до обрезания.
Hangi durumda aklanmış sayıldı? Sünnet olduktan sonra mı, sünnetsizken mi? Sünnetliyken değil, sünnetsizken...Як же полічено йому? чи як він в обрізанню був, чи в необрізан-ню? Не в обрізанню, а в необрізанню.
Hangi durumda aklanmış sayıldı? Sünnet olduktan sonra mı, sünnetsizken mi? Sünnetliyken değil, sünnetsizken...ואין נחשבה לו אם בהיותו מהול או בעודנו ערל הן לא בהיותו מהול כי אם בערלתו׃