akaç ile cümle
akaç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Hepsine sahip olabilirdik (Gözyaşların akacak, derinlere yuvarlanarak)Mohli jsme mít všechno..(budeš si přát mě nikdy nepotkat)..
Hepsine sahip olabilirdik (Gözyaşların akacak, derinlere yuvarlanarak)Nous aurions pu tout avoir
Hepsine sahip olabilirdik (Gözyaşların akacak, derinlere yuvarlanarak)Podíamos haberlo tenido todo
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.Een dunne flip zal de binnenkant opkruipen, over de rand vloeien en naar buiten komen.
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.Ein dünner Film wird an der Innenseite hochkriechen, den oberen Rand erreichen und herausfließen.
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.En tunn film kryper upp längs insidan, flödar över kanten och ut på utsidan.
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.얇은 막이 병 안의 벽을 타고 위로 올라와 병 밖으로 흘러내립니다.
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.Một màng phim mỏng sẽ bò lên thành chai từ bên trong, chảy tràn qua miệng chai và trào ra ngoài.
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.Po vnitřní stěně se vyplazí vzhůru tenký film a vyteče přes okraj ven z lahve.
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.Uma fina película rasteja pela parede interior acima, desliza por sobre o gargalo e pela parte exterior.
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.Una fina película treparía por la pared interior, se derramaría por el borde y seguiría por fuera.
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.Una sottile pellicola si avvicina alla parete interna, scorre verso l'alto e verso l'esterno.
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.Une pellicule fine va grimper le long de la paroi intérieure, jusqu'au sommet et continuer à l'extérieur.
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.Un film subțire se va ridica pe peretele interior și se va scurge peste margine.
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.По стенкам бутылки поползёт тонкая плёнка, она перетечёт через край и перельётся наружу.
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.Тънък филм ще изпълзи нагоре по вътрешната стена, ще се появи над горната част и излиза веднага навън.
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.פס דק יזחל ויעלה על הדופן הפנימית, יזרום מעבר לשפה, ועל פני הדופן החיצונית.
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.طبقه رقيقه ستزحف لأعلى الجدار، تطفو للاعلى الى الخارج .
İnce bir tabaka iç duvara sessizce yaklaşacak, beklenenden fazla akacak ve dışarıya taşacaktır.ふちを乗り越えて 外に出てしまいます 外の環境にさらされて
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››A ki hisz én bennem, a mint az írás mondotta, élõ víznek folyamai ömlenek annak belsejébõl.
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Celui qui croit en moi, des fleuves d`eau vive couleront de son sein, comme dit l`Écriture.
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››chi crede in me; come dice la Scrittura: fiumi di acqua viva sgorgheranno dal suo seno»
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Cine crede în Mine, din inima lui vor curge rîuri de apă vie, cum zice Scriptura.``
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Den, som tror på mig, af hans Liv skal der, som Skriften har sagt, flyde levende Vandstrømme:"
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Den som tror på mig, av hans innersta skola strömmar av levande vatten flyta fram, såsom skriften säger.»
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Den som tror på mig, av hans liv skal det, som Skriften har sagt, rinne strømmer av levende vann.
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››El que cree en mí, como dice la Escritura, ríos de agua viva correrán de su interior
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Joka uskoo minuun, hänen sisimmästään on, niinkuin Raamattu sanoo, juokseva elävän veden virrat."
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Kdor veruje v mene, kakor pravi pismo, reke žive vode poteko iz telesa njegovega.
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Kdož věří ve mne, jakož dí Písmo, řeky z života jeho poplynou vody živé.
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Kẻ nào tin ta thì sông nước hằng sống sẽ chảy từ trong lòng mình, y như Kinh Thánh đã chép vậy.
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Kẻ nào tin ta thì sông_nước hằng sống sẽ chảy từ trong lòng mình , y_như Kinh_Thánh đã chép vậy .
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››나를 믿는 자는 성경에 이름과 같이 그 배에서 생수의 강이 흘러나리라 하시니
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Kto verí vo mňa, jako hovorí Písmo, rieky živej vody potečú z jeho vnútra.
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Kto wierzy w mię, jako mówi Pismo, rzeki wody żywej popłyną z żywota jego.
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Quem crê em mim, como diz a Escritura, do seu interior correrão rios de água viva.
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Wer an mich glaubt, wie die Schrift sagt, von des Leibe werden Ströme des lebendigen Wassers fließen.
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Οστις πιστευει εις εμε, καθως ειπεν η γραφη, ποταμοι υδατος ζωντος θελουσι ρευσει εκ της κοιλιας αυτου.
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Кто верует в Меня, у того, как сказано в Писании, из чрева потекут реки воды живой.
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Пак ги попита: Кого търсите? А те рекоха: Исуса Назарянина.
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››Хто вірує в мене, як рече писаннє, ріки води живої з черева його потечуть.
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››המאמין בי כדבר הכתוב מבטנו ינהרו נהרי מים חיים׃
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››من آمن بي كما قال الكتاب تجري من بطنه انهار ماء حيّ.
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››信 我 的 人 、 就 如 經 上 所 說 、 從 他 腹 中 要 流 出 活 水 的 江 河 來
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››信 我 的 人 、 就 如 經上 所說 、 從 他 腹中 要 流出 活水 的 江河來
O olmadan su hangi yönde akacağını bilemezdi.Bez neho by voda nevedela, ktorým smerom tiecť.
O olmadan su hangi yönde akacağını bilemezdi.Bez něj by voda nevěděla, kudy téci.
O olmadan su hangi yönde akacağını bilemezdi.Enélkül a víz nem tudná, melyik irányba folyjon.
O olmadan su hangi yönde akacağını bilemezdi.Fără aceasta, apa nu ar ști în ce direcție să curgă.
O olmadan su hangi yönde akacağını bilemezdi.강선 없이는, 물이 어느 방향으로 흐를지 모릅니다.
O olmadan su hangi yönde akacağını bilemezdi.Sans lui, l'eau ne saurait pas dans quelle direction s'écouler.
O olmadan su hangi yönde akacağını bilemezdi.Sem ele, a água não saberia em que direção seguir.
O olmadan su hangi yönde akacağını bilemezdi.Senza un letto, l'acqua non saprebbe in quale direzione scorrere.
O olmadan su hangi yönde akacağını bilemezdi.Sin él el agua no sabría en qué dirección fluir.
O olmadan su hangi yönde akacağını bilemezdi.To ono nadaje kierunek wodzie.
O olmadan su hangi yönde akacağını bilemezdi.Zonder de bedding zou het water niet weten in welke richting het moest stromen.
O olmadan su hangi yönde akacağını bilemezdi.Χωρίς αυτό, το νερό δεν θα ήξερε προς τα που να ρέει.
O olmadan su hangi yönde akacağını bilemezdi.Без него вода не знала бы, куда ей течь.
O olmadan su hangi yönde akacağını bilemezdi.Без него водата няма да знае на къде да върви.
O olmadan su hangi yönde akacağını bilemezdi.Без цього вода не знала б, в якому напрямку текти.