ak ile cümle

ak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom akşam gazetesini okurken rahat bir koltukta oturuyordu.Tom was sitting in a comfortable armchair, reading the evening newspaper.
Bu akşam Tom'un evinde bir parti var.There's a party at Tom's house tonight.
Benim bir aksanım yok!I don't have an accent!
Akademik sahtekarlık düşündüğünüzden daha yaygındır.Academic fraud is more common than you think.
Akademik sahtekarlık muhtemelen düşündüğünden daha yaygın olabilir.Academic fraud may be more common than you think.
Akademik dolandırıcılık, çoğu insanın düşündüğünden muhtemelen daha yaygındır.Academic fraud is probably more common than most people think.
O özenti bir aktris.She's a wannabe actress.
O taklitçi bir aktris.She's a wannabe actress.
Akşam yemeği için rezervasyonum var.I've got reservations for dinner.
Mary bir aktivist.Mary is an activist.
Tom'un çok kalın bir aksanı var.Tom has a very thick accent.
Sanırım bu kitabı bu akşam bitirebilirim.I think I can get through this book tonight.
Bir akşam beraber olabileceğimizi düşünüyor musun?Do you suppose we can get together some evening?
Akan su durgunlaşmaz.Flowing water does not stagnate.
Bu nehir Pasifik Okyanusuna akar.This river flows into the Pacific Ocean.
Tom aklında şu anda başka şeyler var.Tom has other things on his mind right now.
O, akıl hastalıkları uzmanını çağırdı.She called the psychiatrist.
Tom akıcı bir şekilde Japonca konuşur.Tom speaks Japanese fluently.
Tom hayatının çoğunda akıl hastanelerine girip çıkmıştı.Tom has been in and out of mental hospitals most of his life.
Akşam yemeği yaklaşık on beş dakika içinde hazır olacak.Dinner will be ready in about fifteen minutes.
Tom geldi ve bizim için akşam yemeği pişirdi.Tom came over and cooked dinner for us.
Tom yarın akşam akşam yemeği için uğrayacak.Tom is coming over for dinner tomorrow night.
İtalya, Akdeniz'le çevrilidir.Italy is surrounded by the Mediterranean Sea.
İsa'yı oynayan aktör oldukça yakışıklı.The actor who plays Jesus is quite handsome.
Onların aklında ne var?What do they have in mind?
Akıllı bir tahminde bulunabilirsin, değil mi?You can make an educated guess, can't you?
Tom annesinin akşam yemeği hazırlamasına yardım etti.Tom helped his mother prepare dinner.
Her insan aklını sınırlayan duvarı gördü.Every man has seen the wall that limits his mind.
Akşam yemeği için ne istersin?What would you like for dinner?
Tom sundurmada akşam gazetesini okuyor.Tom is on the porch reading the evening paper.
Akıntı çok güçlü.The current is very strong.
Akşam yemeği için tam zamanında geldin.You're just in time for dinner.
Aklında olanın bu olmadığını biliyorum.I know this isn't what you had in mind.
Neredeyse insanların olduğumu sandığı kadar akıllı değilim.I'm not nearly as smart as people think I am.
Biraz akşam yemeği ister misiniz?Would you like some dinner?
Biraz akşam yemeği yemek ister misin?Would you like to get some dinner?
Akşam yemeği için zamanında evde olmam gerekir.I should be home in time for dinner.
Akşam yemeği için hepimiz vaktinde evde olacağız.We'll all be home in time for dinner.
En azından sana akşam yemeği ısmarlayayım.Let me at least buy you dinner.
Aklına gelen ilk soru nedir?What's the first question that comes to your mind?
Aklına gelen ilk soruyu bana sor.Ask me the first question that pops into your mind.
Birçok aile TV izlerken akşam yemeği yerler.Many families eat dinner while watching TV.
Tom'un yüzünden bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down Tom's face.
Tom'un sırtından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down Tom's back.
Alnından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down her brow.
Şakağının kenarından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down the side of his temple.
Sırtından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his back.
Boynundan bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his neck.
Onun böğründen bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his side.
Burnundan bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his nose.
Şakağından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his temple.
Yanağından bir damla ter aktı.A drop of sweat ran down his cheek.
Tom bu akşam Boston'a geri dönmek için uçağa yetişmeyi planlıyor.Tom plans to catch a flight back to Boston this evening.
Bu akşam için ayrılmış Boston'a bir geri uçuşum var.I've got a flight back to Boston booked for this evening.
Karına bazı çiçekler almalısın ve onu akşam akşam yemeğine götürmelisin.You should buy your wife some flowers and take her out to dinner.
Tom bana arabası için yeni bir akü satın almak istediğini söyledi.Tom told me he wanted to buy a new battery for his car.
Hadi, sana akşam yemeği ısmarlayacağım.Come on, I'll buy you dinner.
Sana akşam yemeği ısmarlayayım mı?Can I buy you dinner?
Bu gece sana akşam yemeği ısmarlayabilir miyim?Can I buy you dinner tonight?
Bu tabloyu satın alman şimdiye kadar yaptığın en akıllıca şeydi.Buying this painting was the smartest thing you've ever done.

İlgili Sayfalar