ak ile cümle
ak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Sonunda aklıma güzel bir fikir geldi.At last a good idea struck me.
Adı bir türlü aklıma gelmiyordu.I could not remember his name for the life of me.
İnan olsun, adı aklıma gelmedi.I could not remember his name for the life of me.
Öyle saçma bir fikri aklınıza ne koydu.What put such an idea into your head?
TV aklınızı pasif durumda tutması bakımından zararlıdır.TV is harmful in that it keeps your mind in a passive state.
Thames Londra'an akan nehirdir.The Thames is a river that flows through London.
David Fransızcayı akıcı bir şekilde konuşabilir.David can speak French fluently.
David çok aktif.David is very active.
David'in isimlerini aklında tutamayacağı kadar kız arkadaşı var.David has so many girlfriends that he can't remember all of their names.
Bilgi ana bilgisayardan sizinkine aktarılabilir, ve tam tersi.Data can be transmitted from the main computer to yours, and vice versa.
Akşam yemeği için aşağı kata inelim.Let's go downstairs for dinner.
Akşam yemeği saat kaçta servis ediliyor?What time is dinner served?
Akşam yemeği hazır.Dinner is ready.
Akşam yemeğinden sonra, sahilde yürürüm.After dinner, I walk on the beach.
Akşam yemeği için balık yemeğe ne dersin?What about having fish for dinner?
Akşam yemeği için sık sık balık yer misin?Do you often have fish for dinner?
Aşağı gel, Dick. Akşam yemeği zamanı.Come down, Dick. It is time for dinner.
Önemsiz şeyler hakkında onunla tartışmayacak kadar akıllıyım.I know better than to quarrel with her about trifles.
Bir değişiklik olsun diye neden benimle akşam yemeğine çıkmıyorsun?Why don't you dine out with me for a change?
Eğer George sigara içmeyi bırakmazsa akciğer kanseri gelişme riskini göze alır.If George doesn't stop smoking, he will run the risk of developing lung cancer.
Sigara içmenin sağlığın için iyi olmadığını aklında tut.Keep in mind that smoking is not good for your health.
Başka bir şey düşündüğü zaman bile, ölüm fikri onun aklına geldi.Even when she thought about something else, ideas of death returned to her mind.
O güzel değil, şüphesiz, ama o çok akıllı.She is not pretty, to be sure, but she is very clever.
öğrenciler Sık sık kulüp etkinliklerini akademik derslere tercih edebilirler.More often than not, students prefer club activities to academic classes.
Bir süre sorunlarını unut ve bizimle akşam yemeği yemeye gel.Forget your troubles for a while and come and have dinner with us.
Eğer bunu yaparsan,bu sadece aksi sonuçlar doğuracak.If you do that, it will only bring about a contrary effect.
Yaklaşık akşam yemeği zamanı.It's about time for dinner.
O, Taro Akagawa tarafından yazılmış.That was written by Taro Akagawa.
Onun akıllıca bir karar olduğunu sanmıyorum.I don't think that was a wise decision.
Aksine kanıt olmadığı için herkes onun hikayesine inanıyor.Everyone believes his story since there is no evidence to the contrary.
Aklınızda olan o mudur?Is that what you have in mind?
Aklınızdaki o mudur?Is that what you have in mind?
O hikaye New York'ta tanıştığım kişiyi akla getiriyor.That story brings to mind the person I met in New York.
Yaşlı adam akıllı görünüyordu.The old man looked wise.
Gezgin, akşam New York'a ulaştı.The traveler arrived in New York in the evening.
Akşam yemeğinde çok iyi vakit geçirdik.We had a very good time at the dinner.
Ben aktörü hiç duymadım.I've never heard of the actor.
Akşam geç saatlerde ona rastladım.I met her late in the evening.
Biz akşamın çoğunu tatilimiz hakkında konuşarak geçirdik.We spent most of the evening talking about our vacation.
O akşam konsere gitmişti.She had gone to the concert that evening.
Bob'un o sorunu çözmesi akıllıcaydı.It was clever of Bob to solve that problem.
Akita'daki kitapçıdan kitabı satın almak mümkün mü?Is it possible to buy the book at the bookstore in Akita?
O akşam muhteşem bir akşam yemeği yedik.We had a splendid dinner that evening.
O akşam bahşişimi masada başaşağı bıraktığım bir kahve fincanının altına bıraktım.That evening I left my tip under a coffee cup, which I left upside down on the table.
O akşam çok soğuktu.It was very cold that evening.
Ben bütün akşamı Kenji Miyazawa'nın şiirini okuyarak geçirdim.I spent the whole evening reading the poetry of Kenji Miyazawa.
Aktörün büyük bir yatı vardır.The actor has a large yacht.
Aktör, popülaritesinin doruğunda öldü.The actor died at the height of his popularity.
Aktör takım elbiselerini terziye diktirirdi.The actor used to have the tailor make his suits.
Aktör benden iki yıl daha kıdemli.The actor is two years senior to me.
Aktör perdenin arkasından çıktı.The actor came out from behind the curtain.
Aktör Colarado'da bir saklanma yerine sahip.The actor has a hideaway in Colorado.
Aktörün çok yetenekli olduğu konusunda seninle aynı fikirdeyim.I agree with you that the actor is very talented.
Mağaza her akşam saat dokuzda kapanır.The shop is closed at nine every evening.
Mağaza, kadınlar için pahalı aksesuarlar satar.The shop sells expensive accessories for women.
Onlardan biri bir aktör, birini öldürme numarası yapacak.One of them is an actor, who is going to pretend to murder someone.
Aktör oyunun büyük bölümünde sahnedeydi.The actor was on the stage for most of the play.
Adam İngilizceyi Alman aksanı ile konuşur.The man speaks English with a German accent.
Adam böyle şeyler yapmak için fazla akıllıdır.The man is too wise to do such things.
Nehir iki ülke arasındaki akmaktadır.The river flows between the two countries.