ak ile cümle
ak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bir aktör sözlerini ezberlemek zorundadır.An actor has to memorize his lines.
Su köprünün altından akar.The water flows under the bridge.
Ben size akşam yemeği ısmarlayacağım.I'll treat you to dinner.
Bayan, akşam için herhangi bir uygun oda var mı?Miss, are there any available rooms for tonight?
İngilizceyi akıcı olarak konuşuyor musun?Do you speak English fluently?
Sınavlar yaz tatili akabinde.Exams are right after summer vacation.
Onu aklamak zordur.It's hard to justify.
Akşamleyin ıssız bir plajda tek başıma yürümeyi sevdim.I liked walking alone on the deserted beach in the evening.
Akşam yemeği harikaydı.Dinner was awesome.
Nehir sakin bir şekilde akıyor.The river flows calmly.
O, akşam yemeğinden sonra hemen ev ödevini yapmaya başladı.She began doing her homework immediately after dinner.
Babam akşam yemeğinden sonra gerildi.My father stretched after dinner.
Ben zaten akşam yemeği yedim.I've already eaten dinner.
Aktörler ve politikacılar bir fotoğraf çekiminden asla vazgeçmezler.Actors and politicians never pass up a photo op.
Malazgirt Savaşı, Anadolu tarihinin akışını değiştirdi.Battle of Manzikert changed the course of the history of Anatolia.
Örümcekler, akrepler ve keneler eklembacaklılardandır.Spiders, scorpions, and ticks are arachnids.
Bu aktrisin muhteşem performansı tüm beklentileri aştı.The wonderful performance of this actress exceeded all expectations.
O, henüz akşam yemeği sipariş etmedi.He didn't order dinner yet.
O üç tane akşam yemeği sipariş etti.She ordered three dinners.
O henüz akşam yemeği sipariş etmedi.She didn't order dinner yet.
Jiro Akagawa 480'in üzerinde roman yazdı.Jiro Akagawa has written over 480 novels.
Ağrı onun aklını etkilemişti.The pain had affected his senses.
Akşam yemeği neredeyse hazır.Dinner is almost ready.
Karıncalar ve zürafalar uzak akrabadırlar.Ants and giraffes are distant relatives.
İngiliz aksanını çok özledim.I missed the British accent so much.
O, çok akıllı, bu yüzden herkes onu seviyor.He's very smart, so everybody likes him.
O, teklifi kabul etmenin akıllıca olacağını düşündü.He thought it would be wise to accept the offer.
O hayır işi yapmada aktiftir.He's active doing charity work.
AKB'den söz ederken, ilk çıkışlarından önce iki defa canlı performanslarına gittim.Speaking of AKB, I went to their live performances twice before their debut.
Akşam gazetesini okuyamayacak kadar çok uykuluydu.He was too sleepy to read the evening newspaper.
Aksanına dayanarak onun bir Fransız olduğunu söyleyebilirdim.I could tell from his accent that he was a Frenchman.
Kendisi Fransız'dı. Aksanından anlayabiliyordum.He was a Frenchman. I could tell by his accent.
O kendisini bir Fransız olarak göstermeye çalıştı ama aksanı onu ele verdi.He tried to pass himself off as a Frenchman, but his accent gave him away.
Karım için bir akıllı telefon aldım.I bought a smartphone for my wife.
Onun aklında ne olduğunu anladın mı?Did you understand what he had in mind?
Akşam yemeğini bugün dışarıda yiyelim mi?Shall we eat dinner out today?
Kitaplar birinin aklının ürünleridir.Books are the offspring of one's mind.
O, Esperanto'yu hafif bir Fransız aksanıyla konuşuyor.He speaks Esperanto with a slight French accent.
Jack başka herhangi birinden daha akıllıdır.Jack is a lot wiser than anybody else.
Saatin akrep ve yelkovanı altından yapılmış.The hands of the clock are made of gold.
O, Mary'den daha akıllı fakat onun kadar güzel değil.She's smarter than Mary, but not as beautiful.
O, Mary'den daha akıllı ama Mary kadar güzel değil.She's smarter than Mary, but not as beautiful as Mary.
Almanların hepsi akut commatitis'ten muzdarip.The Germans all suffer from acute commatitis.
O kadar aksi huylu olma!Don't be so perverse!
Japonya'da büyümüş olmasına rağmen İngilizce'yi akıcı bir şekilde konuşuyor.Although she grew up in Japan, she still speaks fluent English.
O bu kuralları daima aklında tuttu.He's always kept these rules in mind.
Sen aklını kaçırmışsın.You're out of your mind.
Mary Tom'dan bilgisayarı kapatmasını ve akşam yemeği hazırlamasını istedi.Mary asked Tom to turn off the computer and prepare dinner.
Kan göğsünün üzerine aktı.Her blood flowed over her chest.
Benim tüm akrabalarım benden daha uzundur.All of my relatives are taller than me.
Tom'un annesi akıllı bir kadındı.Tom's mother was a wise woman.
Henüz akşam değil.It's not evening yet.
Daha akşam olmadı.It's not evening yet.
Onunla yurt dışında tanışacağı hiç aklına gelmezdi.She never dreamed she'd meet him overseas.
Tom hırsızlık suçlamasından aklandı.Tom was cleared of the theft charge.
Oliver'ın bir akne sorunu var.Oliver has an acne problem.
Ben akşam saat on birde onu aradığımda o zaten yatmaya gitmişti.She had already gone to bed when I called her at 11 p.m.
Onun hastanede olduğu aklımın ucundan geçmedi.It never occurred to me that she was sick in the hospital.
Hasta ve hastanede olduğu aklımın ucundan geçmedi.It never occurred to me that she was sick and in the hospital.
Tom aklını kaybetti.Tom has lost his mind.