ak ile cümle

ak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Mary pişirirken, Tom akşam yemeği için masayı hazırladı.Tom set the table for dinner while Mary cooked.
Mary dans ederken Tom akerdeon çaldı.Tom played the accordion while Mary danced.
Tom Mary'nin aksanıyla dalga geçti.Tom made fun of Mary's accent.
Tom Mary'den ödünç para istemeyecek kadar akıllı.Tom knows better than to lend Mary money.
Tom Mary ile döğüşmeyecek kadar akıllı.Tom knows better than to fight with Mary.
Tom Mary ile tartışmayacak kadar akıllıdır.Tom knows better than to argue with Mary.
Tom Mary ile tartışmayacak kadar akıllıydı.Tom knew better than to argue with Mary.
Tom Mary ile akrabadır.Tom is related to Mary.
Tom evlilik vasıtasıyla Mary ile akrabadır.Tom is related to Mary by marriage.
Tom mutfakta Mary ile birlikte akşam yemeği pişiriyor.Tom is in the kitchen with Mary cooking dinner.
Tom Mary'yi akşam yemeğine davet etti.Tom invited Mary to dinner.
Tom Mary'yi akşam yemeği yemeye davet etti.Tom invited Mary over to eat dinner.
Tom akşam yemeği yemek için Mary'yi eve davet etti.Tom invited Mary over to eat dinner.
Tom Mary ve arkadaşlarını akşam yemeğine davet etti.Tom invited Mary and her friends to dinner.
Tom bu akşam Mary'yi karşılayacağını umuyor.Tom hopes that he'll meet Mary this evening.
Tom Mary'ye akşam yemeğini pişirtti.Tom got Mary to cook dinner.
Tom dün akşam Mary'yi aramayı unuttu.Tom forgot to call Mary yesterday evening.
Tom sonunda Mary'yi akordeonunu ona ödünç vermesi için ikna etti.Tom finally talked Mary into lending him her accordion.
Tom Mary'nin akıllı bir karar verdiğini düşünmüyor.Tom doesn't think that Mary made a wise decision.
Tom Mary'nin konuştuğu kadar akıcı şekilde Fransızca konuşamıyor.Tom doesn't speak French as fluently as Mary does.
Tom Mary'nin akşam yemeği için ne yemek istediğini bilmiyor.Tom doesn't know what Mary wants to eat for dinner.
Tom, o ve Mary'nin evlendiği günün akşamında öldü.Tom died in the evening of the day he and Mary got married.
Tom Mary'nin ondan daha akıllıca davranacağını beklemiyordu.Tom didn't expect that Mary would outsmart him.
Tom Mary'nin aksanına bakarak onun bir yerli olmadığını söyleyebiliyordu.Tom could tell by Mary's accent that she wasn't a native speaker.
Tom Mary'nin aksanına göre onun muhtemelen İrlandalı olduğunu söyleyebiliyordu.Tom could tell by Mary's accent that she was probably from Ireland.
Tom aksanından, Meryem'in muhtemelen İrlandalı olduğunu fark etti.Tom could tell by Mary's accent that she was probably from Ireland.
Tom Mary'ye akşam daha sonra nerede olacağını sordu.Tom asked Mary where she was going to be later in the evening.
Tom Mary'ye Cumartesi akşamı nerede olmayı planladığını sordu.Tom asked Mary where she planned to be on Saturday evening.
Tom Mary'nin onu akşam yemeğinden sonra aramasını söyledi.Tom asked Mary to call him after dinner.
Tom Mary'ye akşam yemeğinin hazır olup olmadığını sordu.Tom asked Mary if dinner was ready.
Tom ve Mary akşam boyunca sadece birbirleri ile dans etmek istediler.Tom and Mary just wanted to dance with each other all evening.
Tom ve Mary pazartesi günü akşam yemeğini pişirdiler.Tom and Mary cooked dinner on Monday.
Tom ve Mary önümüzdeki cuma akşamı bir hoş geldin partisi verecek.Tom and Mary are having a house-warming party this coming Friday evening.
Tom ve Mary yarın akşam bir dansa gidiyorlar.Tom and Mary are going to a dance tomorrow evening.
Tom ve Mary bu akşam ziyaretçi bekliyorlar.Tom and Mary are expecting visitors this evening.
Tom, Mary'nin onunla akşam yemeği yeme davetini kabul etti.Tom accepted Mary's invitation to have dinner with her.
Mary'nin bize yaptığı akşam yemeğine minnettar olmuş gibi mi yapsam acaba?I wonder if I should just pretend to appreciate the dinner that Mary made for us.
John kapıyı çaldığında Tom ve Mary akşam yemeği için oturmak üzerelerdi.Tom and Mary were about to sit down for dinner when John knocked on the door.
Akşam yemeğinden sonra, sahilde bir yürüyüş yaparım.After dinner, I take a walk on the beach.
Tom'un akşam yemeği için rulo köftesi ve patates püresi vardı.Tom had meat loaf and mashed potatoes for dinner.
Tom'u beklerken belki de Mary'yi davet etmemem gerektiği aklıma geldi.It occurred to me while I was waiting for Tom that maybe I shouldn't have invited Mary.
Tom'un annesi ona Mary'yi akşam yemeği için eve davet etmesini söyledi.Tom's mother told him that he should ask Mary over for dinner.
Senin aksine, ben onu onun için yapabilirim.I can do that for her, unlike you.
Kimle akşam yemeği yemeyi planlıyorsun?Who do you plan to eat dinner with?
Akşam yemeğini kimle yemeği planlıyorsun?Who do you plan to eat dinner with?
Kimle akşam yemeği yiyeceksin?Who are you going to eat dinner with?
Akşam yemeğine kalmak ister misiniz?Would you like to stay for dinner?
Akşamları çocuklarıyla asla dışarı çıkmazlar.They never go out in the evenings with their children.
Dün akşam seni aramaya çalıştım. Dışarıda mıydın?I tried to call you yesterday evening. Were you out?
Tom, akşam yemeği için ne istiyorsun?Tom, what do you want for supper?
Los Angeles'ta akrabalarım var.I have relatives in Los Angeles.
Los Angeles'te akrabalarım var.I have family in Los Angeles.
Muiriel'in aklı olukta.Muiriel's mind is in the gutter.
Dün akşam akşam yemeği pişirdim.I made tea last night.
Daha önce akşam yemeğinizi yediniz mi?Have you already eaten supper?
Akşam yemeğini henüz yedin mi?Have you eaten supper yet?
Yakında yaşayan bir yabancı uzakta yaşayan bir akrabadan daha iyidir.A stranger living nearby is better than a relative living far away.
Akşam yemeğinden sonra yapacağım şey internette sohbet etmektir.What I will do after dinner is to chat on the internet.
Akşam yemeğinden sonra yapabileceğim tek şey televizyon izlemektir.The only thing I can do after dinner is watch television.
Tom'un akşam yemeğinden sonra yapmayı sevdiği tek şey TV izlemektir.The only thing Tom likes to do after dinner is watch TV.

İlgili Sayfalar