ak ile cümle

ak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onun doğru adam olduğu aklıma geldi.It occurred to me that he was the right man.
Bir zamanlar bir akşam yemeği partisinde onunla aynı masaya oturdum.I once sat at the same table with him at a dinner party.
O, bir aktör olma yeteneğinden yoksundur.He lacks the talent to be an actor.
Onu aramayacak kadar akıllı olmalıydım.I should have known better than to call him.
Masraflar ona ait olmak üzere iyi bir akşam yemeği yedim.I had a good dinner at his expense.
Aksanına bakarsak, o Kansai'li.Judging from his accent, he is from Kansai.
Aksanı onun bir yabancı olduğunu göstermektedir.His accent suggests he is a foreigner.
Aksanına bakılırsa, o Kyushu'ludur.Judging from his accent, he must be from Kyushu.
Onun akademik başarıları etkileyicidir.His academic achievements are impressive.
Onun erkek kardeşinin aklında bilgisayarlardan başka hiçbir şey yok.His brother has nothing but computers on his mind.
Ona inanmayacak kadar akıllı olmalıydım.I should have known better than to believe him.
Onun sözleri aklıma geldi.His words came to mind.
Onun aksanından tanıdığım kadarıyla o bir Avustralyalıydı.He was an Australian, as I knew by his accent.
Aklı mutlu düşüncelerle doluydu.His mind was filled with happy thoughts.
Onun önerisini geri çevirmen akıllıca değil.It's not wise of you to turn down his offer.
Gerçekten onun ne kastettiğini anlamak için yeterli aklı vardı.She had enough sense to understand what he really meant.
Onun cevabı beklentilerimizin aksineydi.His response was contrary to our expectations.
Onun adı aklımdan çıkmış.His name has slipped my mind.
O konuşurken, resimler aklıma geldi.As he spoke, pictures came into my mind.
O, yanaklarından aşağıya doğru akan gözyaşlarıyla mektubu okudu.He read the letter with tears running down his cheeks.
O, akıcı bir şekilde İngilizce konuşuyor.He speaks English fluently.
O iki saat içinde dönecek. Bu arada akşam yemeği hazırlayalım.He'll be back in two hours. In the meantime, let's prepare dinner.
O, üç akşam yemeği ısmarladı.He ordered three dinners.
Yetmişinde hâlâ aktif.At seventy, he is still active.
O, Amerikan sahnesinde en iyi aktör oldu.He became the finest actor on the American stage.
Böyle bir adamla tartışılmayacağını bilecek kadar akıllı olmalısın.He ought to know better than to quarrel with such a fellow.
O, aklını kaçırmış olmalı.He must have lost his marbles.
O her zaman sabahtan akşama kadar çalışıyor.He is always working from morning till night.
O her zaman aktif.He is always on the go.
O bir garson ve bir aktördür.He is a waiter and an actor.
Kötü gün için tedbir almak akıllıca.It is wise to provide against a rainy day.
Tanaka öğretim tarihinin akışına aykırıdır.Tanaka's teaching goes against the stream of history.
O,açık ara farkla sınıfın en akıllı öğrencisidir.He is by far the cleverest student in the class.
O, sınıfındaki herhangi bir öğrenci kadar akıcı şekilde İngilizce konuşmaktadır.He speaks English as fluently as any student in his class.
O, sınıftaki herhangi bir diğer çocuk kadar akıllıdır.He is as smart as any other boy in the class.
O sınıfındaki herhangi biri kadar akıllıdır.He is as smart as any in his class.
O, sınıf arkadaşlarından herhangi biri kadar akıllıdır.He is as clever as any of his classmates.
O, akşam yemeğinin her lokmasını yedi.He ate every bit of his dinner.
O, Jane'i akşam yemeğine çıkardı.He took Jane out for dinner.
Oraya yalnız gitmeyecek kadar akıllıdır.He knows better than to go there alone.
O, aile ile akrabadır.He is related to the family.
Aktör ile tanıştı.He became acquainted with the actor.
O akşamki randevuyu sabırsızlıkla bekliyordu.He was looking forward to that evening's date.
O, ünlü aktrisi tanıdığını söyledi, bu bir yalandı.He said he knew the famous actress, which was a lie.
Böyle bir şey söylemeyecek kadar akıllıydı.He knew better than to say such a thing.
Böyle bir şeye inanmayacak kadar akıllıdır.He knows better than to believe such a thing.
Böyle bir iddiayı ortaya atmayacak kadar akıllı.He knows better than to make such a claim.
O, akşam yemeği partisi ile ilgili bir dakikalık açıklama verdi.He gave a minute description of the dinner party.
Alman aksanıyla İngilizce konuşur.He speaks English with a German accent.
İngilizceyi Alman aksanıyla konuşuyor.He speaks English with a German accent.
O, kendine yarım yamalak bir akşam yemeği pişirebildi.He was able to cook himself dinner, after a fashion.
O oldukça aktif bir kişidir.He is rather an active person.
O sadece çok iyi eğitimli aktörlerin gerçekten başarılı olabileceğini düşünüyor.He thinks that only very well trained actors can be really successful.
Ne kadar da akıcı İngilizce konuşuyor!How fluently he speaks English!
O, yakışıklı ve akıllıdır.He is handsome and clever.
En şaşırtıcı akrobasi hareketlerini yapabilir.He can do the most amazing acrobatics.
O,İngilizceyi istikrarlı bir Alman aksanıyla konuşur.He speaks English with a strong German accent.
O, şişeyi başaşağı çevirdi ve salladı fakat bal hâlâ akmıyordu.He turned the bottle upside down and shook it, but still the honey wouldn't come out.
O, Fransızcada akıcıdır.He is fluent in French.
Aksanından anlayabildiğim kadarıyla o bir Fransızdı.He was a Frenchman, as I discovered from his accent.

İlgili Sayfalar