Bickersteth bunu görmek denilen akşam, efendim. ""Mr. Bickersteth called to see you this evening, sir, while you were out."
Ben akşam yemeği için elbise düz bakıldığında, akşam geççi oldu.It was latish in the evening when I looked in at the flat to dress for dinner.
Bobbie haberler, kulübün bir akşam beni kırdı ve ertesi gün bana tanıttı onu.Bobbie broke the news to me at the club one evening, and next day he introduced me to her.
Piccadilly Bobbie karşılamak oldu ve o akşam yemeği için geri gelip bana sordu düz.I happened to meet Bobbie in Piccadilly, and he asked me to come back to dinner at the flat.
"Ben bir bit var onu eve getirdim akşam yemeği."I've brought him home to have a bit of dinner.
Ve gerçektende rüzgar akşama diniyor.And, in fact, the wind does die down at night.
Doktorun iyileşmesi lazım bunun için ona özel bir akşam yemeği hazırlayacağım.Doc needs to get better, so I'm going to cook him a special dinner.
Biz krizdeyiz o ise her akşam dışarda içiyor.We've got this crisis, and he's out drinking every day.
Ve bu akşam duyuruyoruz ki Melodi Grand Prix'de de yer alacak.And we can reveal this night that he will perform at Melodi Grand Prix.
Bu akşam için teşekkürler.Well, thank you for tonight.
Akşam yemeği için ne yapmak istersin?What do you wanna do for dinner?
Eğer olsaydı, herkes sabah akşam bunu yapıyor olurdu.Everyone would want to do this right here.
Bir önceki video ile bu video arasında akşam yemeği yedim.I had dinner between the last video and this one.
- Zafer! Akşam görüşürüz.See you later.
Akşamdan kalma mısın?Are you hung over?
R:İyi akşamlar.R:
AR:İyi akşamlar.Labas vakaras (Good evening) AR:
"Litvanya insanları çok çok iyi, iyi akşamlar,ben sadece""The Lithuanian people are very, very nice , labas vakaras (good evening), I'm just"
Üzgünüm, ben bu akşam bir şey için geç kaldım.Uh, sorry, I'm late for this dinner thing.
İyi akşamlar. Sen Monika olmalısın.You must be Monika
Her akşam, o ve ben, yemeğimizi yiyip tek kelime etmeden otururduk.Every evening at home we'd eat, him and me, without a word
Sandy Kasırgası geldi, yani biz de Cuma akşamına kadar elektriksiz kaldık.Hurricane Sandy came in, which basically meant we were out of power until Friday evening.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.She looks after 20 goats in the morning, but she's prime minister in the evening.
Ve bu akşam cihazımızı teşhirde görme imkanınız olacak.And tonight, you'll be able to see the device in the tent.
Akşam yemeği planınızı yapan postacınızı bulacağım.I'll get your postman making dinner plans.
Ve bu 1982 yılında bir Salı akşamıdır.And it's that Tuesday evening back in 1982.
14. doğum günümün akşamında, bu masa bana verildi ve Çin yemeği yedik.On the evening of my 14th birthday, I was given this table, and we had Chinese food.
Ve her akşam o 241 kilometreyi geri uçuyorlar.And every evening, they fly 150 miles back.
Ben küçükken, bir akşam babam beni yanına oturtup dedi ki,So when I was little, my dad would sit me down at night and he would say,
O nedenle bu akşam, sizlerin karşısında tüm ekibimi temsilen bulunuyorum.I stand here before you tonight as an ambassador for my whole team.
Ha Ni, akşama atıştırmak için ne istersin?Ha Ni, what would you like for your late night snack?
Akşam yemeğine gelmedi.He wasn't down for dinner.
- İyi akşamlar Kaptan.- Good evening, Captain.
- İyi akşamlar efendim.- Good evening, sir.
Ne yazık ki akşam yemeğini yemiştik.I'm afraid we have finished dinner.
Peki, iyi akşamlar!Ok. Good evening! AR:
AR: İyi akşamlar.Good evening.
Akşam yemeğinin yüzde 60 - 80 kadarını kadınlar getirdiler.They came home with 60 to 80 percent of the evening meal.
Ve annem, akşam yemeğimi bitirmediğim zamanAnd when I didn't finish my dinner, my mother would say,
♪ Akşam yemeğim için kabukları topla ♪♪ Gather a dinner of shells for me ♪
Onunla bir pazar akşamı saat 10 buçukta telefonda konuştumI spoke to him on the phone at 10:30 p.m. on a Sunday night.
O akşam izlediğimiz televizyon programı hakkında konuştuk.We talked about the TV show we watched that evening.
Ve onların sağladıkları bu hizmet bizim bu akşam saygı duyduğumuz ve alkışlayacağımız bir hizmettir.And that is a legacy that we honor and applaud tonight.
Bu durum, bu akşamdan sonra da değişmeyecek.And it shouldn't.
Ben bu akşam umutluyum çünkü Amerika'daki çalışma ruhunu gördüm.I am hopeful tonight because I have seen this spirit at work in America.
Bu akşam kök hücrelerden bahsettik.We've talked about stem cells tonight.
Akşamları kendinizi yorgun, halsiz veya isteksiz mi hissediyorsunuz?Feeling groggy, tired or unmotivated in the afternoon?
Bugün 233. Gün. Sadece akşam yemeği yediğim.Today is day number 233 in which I only eat dinner.
Akşam yemeğimizi yiyelim.Let's enjoy our dinner.
İyi akşamlar efendim !Have a good day
Akşam orada, gündüz burada çalışıyorum.Here.
Akşam boş musun?Do you have time tonight?
Başkan'a senden bahsettim. bu akşam seninle görüşmek istiyor.I told him about you and he wants to see you tonight.
Bu akşam yemek için müsait misin?Hey, are you available for dinner tonight?
Yarın akşama ne dersin peki?What about tomorrow night then?
Ben Lord Wrightwoodla olan akşam yemeğinden bahsediyorum.I was talking about our dinner with Lord Wrightwood.
Siz bu akşam çok etkileyici görteri sundunuz, genç adam.You put on a very impressive exhibition tonight, young man.
Ben bir şeye... Herkese teşekkür ederim bu akşam buraya geldiği için.Can I have... (MUSlC STOPS)
İyi, bu akşam aslında bizim ilk gecemizdi.Well, tonight was actually our first night together.
Büyük kötü donlara katılırsın, sabah, akşam ve gece.Attending the big bad bone dance, morning, noon and night.