Ana içeriğe geç
Sözlük

akın akın ile cümle

akın akın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
13
ORT. KELİME
"Nehrin akıntısı üstündeki bir dalda, ötüyor bir cırcır böceği.""על ענף הצף לו במורד הנהר, צרצר שר."
"Nehrin akıntısı üstündeki bir dalda, ötüyor bir cırcır böceği.""على طرف جذعٍ طافٍ على وجه النهر؛ يغني صرصار الليل"
"Nehrin akıntısı üstündeki bir dalda, ötüyor bir cırcır böceği."比喩に出会ったら まず その視点から世界を見てみることです
Onlara akıntı diyoruz, ancak bu akıntılar denizin dibindeler.Ils sont aussi au fond de la mer, ces courants.
Onlara akıntı diyoruz, ancak bu akıntılar denizin dibindeler.Noi le chiamiamo correnti, ed anche loro si trovano sul fondo del mare.
Onlara akıntı diyoruz, ancak bu akıntılar denizin dibindeler.Τα ονομάζουμε ρεύματα, αλλά είναι στον βυθό της θάλασσας, αυτά τα ρεύματα.
Onlara akıntı diyoruz, ancak bu akıntılar denizin dibindeler.הם עוברים בקרקעית הים, הזרמים האלה.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Ăn mặc của ông là phong phú với một sự phong phú, ở Anh, được xem xét như là giống như hương vị xấu.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.A ruhája gazdag volt a gazdagságot, amely az angliai kell tekinteni, mint hasonló A rossz ízlés.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Hänen pukunsa oli täynnä rikkaus mikä, Englannissa, pidä tarkastella kuin sukua huonon maun.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Hans kjole var rig med en rigdom, der ville, i England, ses som beslægtet til dårlig smag.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Hans klänning var rik med en rikedom som, i England, ses som besläktad till dålig smak.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Jego strój był bogaty z bogactwa, które, w Anglii, być traktowane jako podobne do złego smaku.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Jeho šaty boli bohaté na bohatstvo, ktoré by v Anglicku, byť nazerané ako blízky zlému vkusu.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Jeho šaty byly bohaté na bohatství, které by v Anglii, být pohlíženo jako blízký špatnému vkusu.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.그의 드레스는 영국에서, 유사로시 보았다 될 풍요로움과 풍부 나쁜 맛이 있습니다.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Pakaiannya kaya dengan kekayaan yang akan, di Inggris, dipandang sebagai mirip secukupnya buruk.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Rochia lui a fost bogat, cu o bogăţie, care ar fi, în Anglia, să fie privite ca înrudită la prostul gust.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Sa robe était riche avec une richesse qui, en Angleterre, être considéré comme apparenté au mauvais goût.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Seu vestido era rico, com uma riqueza que, na Inglaterra, ser encarado como semelhante de mau gosto.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Su vestido era rico, con una riqueza que, en Inglaterra, ser considerada como similar de mal gusto.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Svojo obleko je bogata z bogastvom, ki bi, v Angliji je, obravnavati kot podobna slabega okusa.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Zijn kleding was rijk met een rijkdom die zou, in Engeland, op worden gekeken als verwant slechte smaak.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Φόρεμα του ήταν πλούσια με τον πλούτο που θα ήταν, στην Αγγλία, να εκλαμβάνεται ως συγγενής σε κακή γεύση.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Одет он был богат богатством, которое, в Англии, рассматриваться как родственный плохой вкус.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Одягнений він був багатий багатством, яке, в Англії, розглядатися як родинний поганий смак.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.Рокля му е богат с богатството, което би в Англия да се гледа като близък лош вкус.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.שמלה שלו היתה עשירה עם העושר שהיה, באנגליה, להיות הביטו באופן דומה על טעם רע.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.وكان بلباسه غنية مع الثراء الذي من شأنه ، في انكلترا ، ان ينظر اليها بوصفها أقرب لتذوق سيئة.
Onun elbise, İngiltere, akin gibi baktı olurdu zenginliği ile zengin oldu kötü bir tat.悪い好みに合わせて。 アストラカンの重いバンドは彼の袖と前線を越え大幅に削減された
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.Be', pianifico la rotta per andare alla deriva di venti e correnti mentre sto dormendo.
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.Bueno, planifico mi ruta para irme moviendo con el viento y las corrientes mientras duermo.
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.Eh bien, je planifie ma route afin de profiter des vents et des courants pendant mon sommeil.
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.Ei bine, îmi planific ruta în așa fel încât să plutesc în sensul vânturilor și al curenților cât dorm.
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.경로를 잘 계획해서 잘 때는 바람과 조류를 따라 표류합니다
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.No, plánuji svou cestu tak, abych driftovala s větrem a proudy, když spím.
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.Nos, úgy tervezem az utamat, hogy sodródom a széllel és az áramlatokkal miközben alszom.
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.Nou, ik plan mijn route zodanig dat ik meedrijf met de winden en de stromingen als ik slaap.
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.Nun, ich plane meine Route so, dass ich mit den Winden und den Strömungen treibe, während ich schlafe.
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.Saya merencanakan rute saya sehingga saya terbawa angin dan ombak saat tidur.
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.Tôi đã định sẵn đường để mình trôi đi nhờ gió và dòng nước khi tôi ngủ.
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.Więc, planuję trasę tak, że w czasie snu dryfuję z wiatrem i prądem.
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.Κανονίζω την πορεία μου ώστε να πλέω με τον αέρα και τα ρεύματα καθώς κοιμάμαι.
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.Планирах маршрута си движейки се вкючвайки вятъра и морските течения докато спя.
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.Я стараюсь планировать маршрут так, чтобы во время сна меня несло ветром или течением.
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.ובכן, אני מתכננת את המסלול כך שאני נסחפת עם הרוחות והזרמים כשאני ישנה.
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.حسناً , أقوم بتحديد مسارى بناءً على الإنجراف بقوة الرياح والتيارات المائية أثناء نومى
Rotamı öyle planlamaya çalışıyorum ki, ben uyurken rüzgarlar ve akıntılar beni doğru yönde sürüklesin.風や海流で流されるようにします 運がいい時は一晩で進行方向に
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.A všecken lid na úsvitě přicházel k němu do chrámu, aby ho poslouchal.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.A všetok ľud prichádzal na úsvite k nemu do chrámu počúvať ho.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.A wszystek lud rano się schodził do niego, aby go słuchał w kościele.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.És kora reggel hozzá megy vala az egész nép, hogy õt hallgassa a templomban.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.E todo o povo ia ter com ele no templo, de manhã cedo, para o ouvir.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.Et tout le peuple, dès le matin, se rendait vers lui dans le temple pour l`écouter.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.E tutto il popolo veniva a lui di buon mattino nel tempio per ascoltarlo
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.In prihajalo je vse ljudstvo zgodaj k njemu, poslušat ga v templju.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.Ja kaikki kansa tuli varhain aamuisin hänen tykönsä pyhäkköön kuulemaan häntä.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.모든 백성이 그 말씀을 들으려고 이른 아침에 성전에 나아가더라
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.Och allt folket kom bittida om morgonen till honom i helgedomen för att höra honom.
Sabah erkenden bütün halk O'nu tapınakta dinlemek için O'na akın ediyordu.Og alt folket kom tidlig om morgenen til ham i templet for å høre ham.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod