Gitmemekle akıllılık ettiniz.It was wise of you not to go.
Tom o zaman evini satmamakla akıllılık etti.Tom was smart not to sell his house at that time.
Tom akıllılık edip şemsiyesini yanına aldı.It was wise of Tom to take his umbrella with him.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.He used to make merry over the cleverness of women, but I have not heard him do it of late.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.So I cleverly chose rowing, which I got very good at.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.Also suchte ich mir klugerweise Rudern aus, und wurde darin sehr gut.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.Aşa că am ales vâslitul, la care eram foarte bun.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.Così ho saggiamente scelto il canottaggio, nel quale sono diventato molto bravo.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.Donc j'ai choisi l'aviron, auquel je suis devenu très doué.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.Ezért, okosan, az evezést választottam, amiben elég jó voltam.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.Heel slim koos ik dus roeien, waar ik erg goed in werd.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.Jadi saya dengan cerdik memilih olah raga mendayung, yang kemudian dapat saya kuasai dengan sangat baik.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.그래서 저는 현명하게 조정을 선택했고, 아주 잘 하게 됐습니다.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.Sprytnie wybrałem wiosłowanie, w którym nabrałem dużej wprawy.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.Tak jsem si chytře vybral veslování, které mi šlo.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.Οπότε επέλεξα την κωπηλασία, και έγινα πολύ καλός.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.Затова избрах гребането, в което станах много добър.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.Так что я мудро выбрал греблю, и весьма в ней преуспел.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.Так що я вдало обрав веслування, в якому досяг значних успіхів.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.אז עשיתי בחוכמה, ובחרתי בחתירה, בה נעשיתי טוב מאד.
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.فاخترت بذكاء التجديف و كنت جيدا في ذلك
Akıllılık edip kürek sporunu seçtim, sonrasında da bayağı ilerlettim.学校代表として漕いでいたのですが
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››A človekovi riekol: Hľa, bázeň Pánova je múdrosť, a odstúpiť od zlého je rozumnosť.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Ale człowiekowi rzekł: Oto bojaźó Pańska jest mądrością, a warować się złego, jest rozumem.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Apoi a zis omului: ,Iată, frica de Domnul, aceasta este înţelepciunea; depărtarea de rău, este pricepere.`
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Az embernek pedig mondá: Ímé az Úrnak félelme: az a bölcseség, és az értelem: a gonosztól való eltávozás.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Člověku pak řekl: Aj, bázeň Páně jest moudrost, a odstoupiti od zlého rozumnost.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Ðoạn, phán với loài nguời rằng: Kính sợ Chúa, ấy là sự khôn ngoan; Tránh khỏi điều ác, ấy là sự thông sáng.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››e disse all'uomo: «Ecco, temere Dio, questo è sapienza e schivare il male, questo è intelligenza»
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››E disse ao homem: Eis que o temor do Senhor é a sabedoria, e o apartar-se do mal é o entendimento.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››In človeku je dejal: Glej, strah Gospodov je modrost, in ogibati se hudega je razumnost.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Ja ihmiselle hän sanoi: `Katso, Herran pelko - se on viisautta, ja pahan karttaminen on ymmärrystä`."
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››또 사람에게 이르시기를 주를 경외함이 곧 지혜요 악을 떠남이 명철이라 하셨느니라
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Men til Mennesket sagde han: "Se, HERRENs Frygt, det er Visdom, at sky det onde er Indsigt."
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Och till människorna sade han så: »Se Herrens fruktan, det är vishet, och att fly det onda är förstånd.»
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Og han sa til mennesket: Se, å frykte Herren, det er visdom, og å fly det onde er forstand.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Y dijo al hombre: "Ciertamente el temor del Señor es la sabiduría, y el apartarse del mal es el entendimiento.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››Και ειπε προς τον ανθρωπον, Ιδου, ο φοβος του Κυριου, ουτος ειναι η σοφια, και η αποχη απο του κακου συνεσις.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››И каза на човека: Ето, Страх от Господа, туй е мъдрост, И отдалечаване от злото, това е разум.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››и сказал человеку: вот, страх Господень есть истинная премудрость, и удаление от зла – разум.
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››ויאמר לאדם הן יראת אדני היא חכמה וסור מרע בינה׃
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››وقال للانسان هوذا مخافة الرب هي الحكمة والحيدان عن الشر هو الفهم
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››他 對 人 說 、 敬 畏 主 就 是 智 慧 、 遠 離 惡 便 是 聰 明
İnsana, ‹‹İşte Rab korkusu, bilgelik budur›› dedi, ‹‹Kötülükten kaçınmak akıllılıktır.››他 對人說 、 敬畏 主 就 是 智慧 、 遠離惡 便 是 聰明
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.Aveva l'abitudine di far festa oltre l'intelligenza delle donne, ma non l'ho sentito fare delle tardi.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.El a folosit pentru a face vesel peste inteligenţa femeilor, dar nu am auzit-o de-l să facă târziu.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.Ele costumava se alegram sobre a inteligência das mulheres, mas eu não ouvi-lo fazer isso de tarde.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.Han brukade göra glada över den skicklighet av kvinnor, men jag har inte hört honom göra det för sent.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.Hänellä oli tapana pitää hauskaa yli etevyyttään naisten, mutta en ole kuullut hänen tehdä se sitten myöhään.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.Han plejede at gøre sig lystig over den dygtighed af kvinder, men jeg har ikke hørt ham gøre det af sent.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.Hij gebruikte om vrolijk te maken over de slimheid van de vrouwen, maar ik heb hem niet horen doen van laat.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.Il sert à faire la fête sur l'habileté des femmes, mais je l'ai pas entendu faire de la tard.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.Kdysi veselit na chytrosti žen, ale já jsem neslyšel, že se jí pozdě.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.Kedysi veseliť na chytrosti žien, ale ja som nepočul, že sa jej neskoro.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.Kiedyś bawić się na pomysłowość kobiet, ale nie słyszałem go zrobić z późno.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.그는 여성의 교묘 이상의 메리를 만들기 위해 사용하지만, 나는 그를 어떻게 그것을 듣지도 않았 늦었어요.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.Se utiliza para hacer feliz a la inteligencia de las mujeres, pero no he oído lo de finales.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.Uporabil je, da se veselo nad spretnost žensk, vendar še nisem slišal, da ne nje predložiti pozno.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.Valaha, hogy vidám át okosság a nők, de én még nem hallottam rá of végén.
O kadınların akıllılık içinde neşeli yapmak için kullanılan, ancak ben onu yapmak duymadım geç.Συνήθιζε να γλεντούν πάνω από την εξυπνάδα των γυναικών, αλλά δεν έχω ακούσει να το κάνει από αργά.