Ana içeriğe geç
Sözlük

akı ile cümle

akı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom senin kadar akıcı şekilde Fransızca konuşmaz.Tom doesn't speak French as fluently as you.
Fransızcayı akıcı biçimde konuşabilmeyi istiyorum.I want to be able to speak French fluently.
Tom'un Fransızcadaki akıcılığına şaşırdım.I was amazed at Tom's fluency in French.
Fransızcayı akıcı biçimde konuşmak istiyorum.I'd like to speak French fluently.
Tom oldukça akıcı biçimde Fransızca konuştu.Tom spoke French quite fluently.
Tom Fransızcayı akıcı biçimde konuşur mu?Does Tom speak French fluently?
Fransızcada akıcı olmak istiyorum.I want to be fluent in French.
Annem benim akıllı olduğumu söyler.My mom says I'm smart.
Kitaplar bir akıldan diğerine polen taşıyan arılardır.Books are the bees that carry pollen from one mind to another.
O akıllı, yakışıklı ve kibardır.He's smart, handsome and polite.
Daha yaşlı, daha akıllı.The older, the wiser.
Tom'un gözlerinden uyku akıyor.Tom looks very sleepy.
Onun sadece İngilizcesi değil Fransızcası da akıcıdır.She is not only fluent in English but speaks French fluently as well.
Odadaki başka birinin iki katı kadar akıllısın.You're twice as smart as anyone else in the room.
Ben buradaki başka herkesten daha akıllıyım.I'm smarter than everyone else here.
Benden daha akıllı olduğunu düşünüyor musun?Do you think you're smarter than me?
Sen tanıdığım en akıllı kişisin.You're the smartest person I know.
Tom senden daha akıllı.Tom is a lot smarter than you are.
Ben sana Tom'un akıllı olduğunu söyledim.I told you Tom was smart.
Senin akıllı olduğunu sanıyordum.I thought you were smart.
O kadar da akıllı değilim.I'm not all that smart.
O, akıllı, havalı ve çekicidir.He's smart, cool and attractive.
O benden daha akıllı.She's smarter than me.
Rusçayı akıcı bir şekilde konuşabilmek isterim.I want to be able to speak Russian fluently.
Bazı akıl hastalıklarının zaten tedavisi var.Some mental illnesses already have a cure.
Akıcı bir şekilde İngilizce konuşabilirim.I can speak English fluently.
Akıcı bir şekilde Fransızca konuşabilirim.I can speak French fluently.
Akıcı bir şekilde Almanca konuşabilirim.I can speak German fluently.
Akıcı bir şekilde İtalyanca konuşabilirim.I can speak Italian fluently.
Akıcı bir şekilde İspanyolca konuşabilirim.I can speak Spanish fluently.
Tom gerçekten akıllı olduğumu düşündüğünü söyledi mi?Did Tom really say he thought I was smart?
Mary güzel ve akıllıdır.Mary is beautiful and intelligent.
Bunu yapan her kimse akıllıymış.Whoever did this was smart.
Tom akıllı olduğunu söyledi.Tom said you were smart.
O kadar da akıllı değilsin.You're not that smart.
Tom o kadar da akıllı değil.Tom isn't so smart.
Tom akıllı değil.Tom isn't smart.
Biraz nakit akış sorunumuz var.We have a bit of a cash flow problem.
Nakit akışı sorunumuz var.We have a cash flow problem.
Eğer bunu anlamadıysan çok da akıllı değilsin!If you don't get this, you're not so smart!
Akıllı insanlar bile bazen aptalca şeyler yapar.Even smart people sometimes do stupid things.
Tom gerçekten çok akıllı.Tom is really very smart.
Onların ikisi de çok akıllı.They're both very smart.
Marie akıcı bir biçimde Almanca konuşur.Marie speaks German fluently
Marie, akıcı bir Almanca konuşur.Marie speaks fluent German
Tom'un gözlerinden uyku akıyordu.Tom looked very sleepy.
Robotlar yine de insanlardan daha akıllıdırlar.Robots are smarter than humans anyway.
Yunuslar gerçekten akıllı.Dolphins are really smart.
Evde akıllı sayaç takılı.This house has a smart meter.
Tom sınıf arkadaşlarının herhangi birinden daha akıllı görünüyor.Tom seems so much smarter than any of his classmates.
Tom senden daha akıllı, biliyorsun.Tom's smarter than you, you know.
Kalem, mürekkep akıtıyor.The pen is spilling ink.
Akıl almaz bir biçimde sıkılmıştım.I was incredibly bored.
Beyin her akıl, ruh ve kas enerjisinin merkezidir.The brain is the center of every mind, soul, and muscle energy.
Yeni bir akıllı telefon istiyorum!I want a new smartphone!
Bu akıllıca olur mu?Would that be wise?
Bunun akıllıca olacağını sanmıyorum.I don't think that would be wise.
O senin kadar akıcı İngilizce konuşmaz.She does not speak English as fluently as you.
Güçlü bir rip akıntısı Tom'u kıyıdan uzaklaştırdı.The powerful rip current carried Tom far away from the shore.
Tom benden çok daha akıllı.Tom is much smarter than I am.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod