akışkan ile cümle

akışkan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Lambda doğrusunun altında sıvı sözde iki-akışkan modeli ile tanımlanabilir.Below the lambda line the liquid can be described by the so-called two-fluid model.
Akışkanlar mekaniğinde, statik basınç bir çok kullanışa sahiptir.In fluid mechanics the term static pressure has several uses:
Akışkanlar dinamiğinde ki statik basınçStatic pressure in fluid dynamics
Basıncın içeriği akışkanların çalışmasının merkezidir.The concept of pressure is central to the study of fluids.
Akışkanlar statiğinde ki statik basınçStatic pressure in fluid statics
Bernoulli denklemi sıkıştırılamayan akışkanlar dinamiğinin temelidir.Bernoulli's equation is fundamental to the dynamics of incompressible fluids.
Bazı cinsel akışkanlık araştırmacıları LGBT topluluğunun üyeleridir.Some researchers of sexual fluidity are members of the LGBT community.
Kinsey cinselliğin akışkan olduğuna ve zamanla değişime uğrayabileceğine inanıyordu.[2]Instead, Kinsey believed that sexuality is fluid and subject to change over time.[3]
Aşağıdaki tabloda, bazı aracı akışkanların tipik örnekleri verilmiştir:The following table gives typical applications of working fluids and examples for each:
Hava veya su dışındaki aracı akışkanlar mutlaka bir döngü içinde devridaim ettirilir.Working fluids other than air or water are necessarily recirculated in a loop.
İyi bir karıştırma sağlamak için bazı durumlarda akışkan yataklar da kullanılabilir.Fluidized beds may also be used in some cases to ensure good mixing.
Üniteler ve akışkan sistemleriUnits and fluid systems
Tüm tertibat pompalanacak akışkanın içine daldırılır.The whole assembly is submerged in the fluid to be pumped.
Akışkan iletkenlik kontrolü (suyun toprakta hareket etme yeteneği).Fluid conductivity control (ability of water movement through the soil).
Bu işlemde, reaktördeki partikül yatağı ya akışkanlaştırılmadı ya da tamamen akışkanlaştırılmadı.In that process, the particle bed in the reactor was either not fluidized or not fully fluidized.
Kuantum akışkanları hakkında önemli yayınlarıSignificant publications on quantum liquids
Bu çalışma akışkanlar dinamiğinden gelen fikirlere dayanıyordu.This work drew on notions from fluid dynamics.
Soğutucu akışkan olarak basınçlı hava kullanan cihazlar icat edildi.[17]Devices using compressed air as a refrigerants were invented.[17]
Azelaik asit esterleri, yağlama sistemlerinde ve akışkanlaştırıcı uygulamarında kullanılmaktadır.Esters of azelaic acid find applications in lubrications and plasticizer.
Membran akışkanlığını artırarak kalsiyum ATPaz'ı aktive eder.It binds to the D subunit of ATP synthase and NADH dehydrogenase.
Ayrıca silikat normal lavdan çok daha akışkandır, genellikle de sudan daha az viskozdur.It is also much more fluid than silicate lavas, often less viscous than water.
Oyun, arazi akışkanlığına odaklanır.The game focuses on terrain traversal speed and fluidity.
Akışkan, grafit nötron moderatörlü bir çekirdeğe akarak kritik eşiğe ulaşır.The fluid reaches criticality by flowing into a core with a graphite moderator.
Akışkan kavramalı 2b .Hierzu Abbildung 2b.
Akışkanlar kendilerine uygun yüksek titreşimlerden etkilenme özelliğine sahiptirler.Die angelegten Wege folgen den Höhenkurven.
Diğer bir avantajı da, soğutucu akışkanlara ihtiyaç duymamasıdır.Ein weiterer Vorteil dieses Verfahrens ist, dass zur Kontaktierung keine Wärme zugeführt werden muss.
Hayatta her şey su gibi akışkandır.Denn alles Lebendige lebt vom Wasser.
Ayrica akiskanlar icin geri beslemeli kontrolü de tanimlamislardir.Entscheidend ist für ihn dabei die Speicherung beobachtbaren Verhaltens.
Katılar ve akışkanlar arasındaki fark, bazen çok açık değildir.Die Querlinien und Ringmakel sind zuweilen undeutlich.
Ayrıca akışkanın ataletinin de cisme akış yönünde bir kuvvet uygulaması söz konusudur.Im Verlauf kommt auch der Einsatz eines externen Herzschrittmachers in Frage.
İki veya dört geçişli dizaynlar daha çok kullanılır, çünkü akışkan aynı taraftan giriş ve çıkış yapabilir.Les conceptions à deux et quatre passes sont courantes car le fluide peut entrer et sortir du même côté.
Kısa aşağı yönlü vuruş, fakat itme (akışkanlar mekaniğini).La respiration rapide (tachypnée) mais avec une faible amplitude thoracique.
Sistemde normal şartlar altında 3 adet akışkan bulunur.3 navettes opèrent en service normal sur la ligne.
Uygulamaların birçoğu jeofizik akışkanlar dinamikleri içerir.La plupart des applications impliquent la dynamique des fluides géophysiques.
Isı, bir akışkandan diğerine transfer olur.En l'exécutant, on passe d'un état à un autre.
Gemilerin hızı akışkanlar ile ilgilidir.Voir Navires à grande vitesse.
Bu örnekte standart koşullar altında akışkan olma özelliği belirmiştir.Naturellement, cette détermination doit se faire dans des conditions normalisées.
Navier-Stokes denklemlerinin detayına girmeden önce, akışkanlar hakkında bazı kabuller yapılması gereklidir.Avant de passer au test de Fisher nous introduisons quelques notations.
Akışkanlar hariç tüm gerçek akışkanlar yüzey gerilimine karşı direnç gösterirler.Todos los fluidos reales (excepto los superfluidos) tienen cierta resistencia a la tensión.
Soğutucu akışkanın kendisi, şimdi yüksek basınçlı, sıcak bir sıvı, bir buharlaştırıcıya yönlendirilmektedir.El refrigerante en sí, ahora un líquido caliente a alta presión, se dirige a un evaporador.
Isı, bir akışkandan diğerine transfer olur.Pase de un objeto a otro de su cercanía.
Bu tür akışkanların örnekleri plazmalar, sıvı metalleri, ve tuzlu su içerir.Ejemplos de tales fluidos son los plasmas, los metales líquidos y el agua salada.
Bunu süper akışkan kullanarak elde etmeyi başardı.Esto fue posible gracias al uso de un superfluido.
1945: Süt pastörizasyonunda ilk kez jeotermal akışkandan yararlanıldı.1945: Se aprobó por primera vez el proyecto de iluminación de los carros alegóricos.
Bu sebeple üstteki akışkan daha hızlı hareket eder.Mi corazón late con mayor rapidez.
Öncelikle akışkanın sürekli olduğu kabul edilir.Se hace la suposición de que la frecuencia es constante.
Ayrica akiskanlar icin geri beslemeli kontrolü de tanimlamislardir.Aprenden que los captores de testamentos están allí fuera de control.
Yük kapasitesi akışkanlığı ve hızı artırır.Los nuevos motores incrementaban la velocidad y el alcance.
Akışkan hareket ettikçe, manyetik alan da onunla gitmek eylimindedir.Al moverse el fluido, el campo magnético se desplazaría con él.
Damla biçiminde olanlar, çok akışkan lavlardan oluşmuştur.Los largos rizomas dan lugar a persistentes hojas reniformes.
Bazıları uygun akışkan dinamiği problemleri kapalı formda çözülebilir izin verir.En algunos casos simples el problema de Dirichlet puede resolverse en forma explícita.
Bunu süper akışkan kullanarak elde etmeyi başardı.Riuscì in questo con l'utilizzo del superfluido.
Akışkan kavramalı 2b .Dispepsia funzionale H2B.
Ancak, akışkanlarla ilgili esas gelişmeler Rönesans’tan sonra olmuştur.Più ricchi sono invece i ritrovamenti riferibili al periodo angioino.
Bernoulli Kanunu'na göre hızı artan akışkanın basıncı azalır.Dall'equazione di Bernoulli, un aumento di velocità provoca una diminuzione della pressione.
Lambda doğrusunun altında sıvı sözde iki-akışkan modeli ile tanımlanabilir.Al di sotto della linea lambda il liquido può essere descritto mediante il cosiddetto modello a due fluidi.
Çünkü Sözlü Tevrat’nın akışkan olması gerekiyordu.Basti pensare che l'Oral Fixation Vol.
Katılar ve akışkanlar arasındaki fark, bazen çok açık değildir.La distinzione tra rogge e corsi d'acqua naturali a volte è tutt'altro che netta.
Hayatta her şey su gibi akışkandır.Nel taiso tutto è movimento.
Boru içinde bulunan sıvı, akışkan tarafından, uygulanan basınca bağlı olarak seviye değiştirir.Разъём имплантируется за ухо, а сменные модули, при необходимости, подключаются (вставляясь) к нему.

İlgili Sayfalar