Çok eski bir araba aküsü buldum. ve bir endikatör kutusu.Ik haalde er een oude autobatterij en een knipperlicht bij.
Çok eski bir araba aküsü buldum. ve bir endikatör kutusu.Kemudian aku mengambil baterai mobil tua dan kotak indikator.
Çok eski bir araba aküsü buldum. ve bir endikatör kutusu.그래서 저는 오래된 자동차 배터리, 표시등을 찾아냈는데 이것은 오토바이에서 꺼낸 작은 장치로
Çok eski bir araba aküsü buldum. ve bir endikatör kutusu.Otin vanhan auton akun, ja vilkun.
Çok eski bir araba aküsü buldum. ve bir endikatör kutusu.Tak jsem sehnal starou autobaterii a přerušovač z blikače.
Çok eski bir araba aküsü buldum. ve bir endikatör kutusu.Takže som zobral starú autobatériu a smerovku.
Çok eski bir araba aküsü buldum. ve bir endikatör kutusu.Thế nên tôi đã lấy một bình ắc-quy xe ô tô cũ một hộp đồng hồ đo.
Çok eski bir araba aküsü buldum. ve bir endikatör kutusu.Πήρα λοιπόν μια παλιά μπαταρία αυτοκινήτου, ένα φλας.
Çok eski bir araba aküsü buldum. ve bir endikatör kutusu.Взех стар акумулатор от кола, и индикаторна кутия от един мотоциклет,
Çok eski bir araba aküsü buldum. ve bir endikatör kutusu.Отож я взяв старий автомобільний акумулятор, блок індикаторів.
Çok eski bir araba aküsü buldum. ve bir endikatör kutusu.Я раздобыл старый аккумулятор от машины, блок индикаторов.
Çok eski bir araba aküsü buldum. ve bir endikatör kutusu.אז השגתי מצבר רכב ישן, תיבת איתות. זהו מתקן קטן שיש באופנועים,
Çok eski bir araba aküsü buldum. ve bir endikatör kutusu.لذا حصلت على بطارية سيارة قديمة، صندوق الإشارة ، وهو جهاز صغير يوجد في الدراجة النارية ،
Çok eski bir araba aküsü buldum. ve bir endikatör kutusu.方向指示器を手に入れました 指示器はオートバイの一部の小さな装置で オートバイが左右に曲がる時に 点滅して知らせるためのものです
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.Denn einfach nur die Erde kann die Akustik schon verändern.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.Đơn giản vì đất có thể làm khuếch tán âm thanh.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.E' bastato solo quel terriccio a fare la differenza acustica.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.Karena hanya tanah yang bisa membuat perbedaan akustik.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.왜냐하면 흙은 소음에 영향을 미치기 때문입니다.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.Mert pusztán az a talaj, akkora akusztikus különbséget okozhat.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.Parce que ce sol uniquement pouvait faire la différence acoustique.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.Pentru că doar pământul acela ar putea face diferența din punct de vedere acustic.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.Porque justo ese suelo podría significar la diferencia acústica.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.Prav ta zemlja lahko ustvari razliko v akustiki.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.Pretože už len tá zemina ten hluk zníži.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.To dlatego, że ta gleba mogła stworzyć akustyczną różnicę.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.Γιατί το έδαφος και μόνο θα μπορούσε να κάνει την ακουστική διαφορά.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.Защото точно тази почва може да окаже влияние в акустиката.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.Сама земля может создать разницу в акустике.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.Тому що тільки ґрунт міг би забезпечити акустичну різницю.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.מפני שרק האדמה הזו יכולה ליצור את ההבדל אקוסטי.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.لأن تلك التربة فقط هي التي يمكن أن تصنع فرق في الصوت.
Çünkü sadece bu toprak akustik farklılığı yaratabilir.防音効果があるからです また このような構造にするには
Doku ile suyun akustik iç direnci neredeyse aynı olduğu için ses su içerisinde gerçekten de hissedilebilir.A dzwięk może być odczuwany w wodzie, ponieważ akustyczna impedancja tkanki i wody jest zbliżona.
Doku ile suyun akustik iç direnci neredeyse aynı olduğu için ses su içerisinde gerçekten de hissedilebilir.A zvuk můžete ve vodě dokonce pociťovat, protože akustická impedance tkáně a vody je téměř stejná.
Doku ile suyun akustik iç direnci neredeyse aynı olduğu için ses su içerisinde gerçekten de hissedilebilir.물 속에서는 소리를 촉감으로 느낄 수 있습니다. 물과 세포조직의 음향 임피던스가 비슷하기 때문인데요.
Doku ile suyun akustik iç direnci neredeyse aynı olduğu için ses su içerisinde gerçekten de hissedilebilir.Og lyd kan faktisk føles i vandet, fordi den akustiske impedans af væv og vand er omkring det samme.
Doku ile suyun akustik iç direnci neredeyse aynı olduğu için ses su içerisinde gerçekten de hissedilebilir.Zvuk je možné vo vode cítiť, pretože akustický odpor tkaniva a vody je rovnaký.
Doku ile suyun akustik iç direnci neredeyse aynı olduğu için ses su içerisinde gerçekten de hissedilebilir.Звук можна відчути у воді, бо акустичний опір матерії та води майже однаковий.
Doku ile suyun akustik iç direnci neredeyse aynı olduğu için ses su içerisinde gerçekten de hissedilebilir.ובמים אפשר ממש לחוש את הקול, מאחר והעכבה האקוסטית של הריקמה והמים קרובות זו לזו.
Doku ile suyun akustik iç direnci neredeyse aynı olduğu için ses su içerisinde gerçekten de hissedilebilir.وفي الواقع يمكنها سماع الأصوات في المياه بسبب المعاوقة الصوتية للأنسجة والمياه نفسها
Doku ile suyun akustik iç direnci neredeyse aynı olduğu için ses su içerisinde gerçekten de hissedilebilir.水と皮膚との音響特性が近似しているからです 遠くからガヤガヤとおしゃべりもできます
Eldeki tek teknoloji ise ucuz elektrik çitleme, görece yeni bir araba aküsüne bağlanıyor.De enige technologie hierbij is goedkope schrikdraad, nogal nieuw, gekoppeld aan een autobatterij.
Eldeki tek teknoloji ise ucuz elektrik çitleme, görece yeni bir araba aküsüne bağlanıyor.Jedinou zde použitou technologií je levný elektrický ohradník, relativně nový, napojený na autobaterii,
Eldeki tek teknoloji ise ucuz elektrik çitleme, görece yeni bir araba aküsüne bağlanıyor.여기서 사용된 유일한 첨단기술은 값싼 전기 울타리입니다. 상대적으로 새 것인데, 자동차 배터리에 연결시켜서 사용하지요.
Eldeki tek teknoloji ise ucuz elektrik çitleme, görece yeni bir araba aküsüne bağlanıyor.Singura tehnologie folosita aici este un gard ieftin electric, relativ nou, legat la o baterie de masina.
Eldeki tek teknoloji ise ucuz elektrik çitleme, görece yeni bir araba aküsüne bağlanıyor.הטכנולוגיה היחידה המעורבת כאן היא גדר חשמלית זולה, חדשה יחסית, מחוברת למצבר של אוטו.
Eldeki tek teknoloji ise ucuz elektrik çitleme, görece yeni bir araba aküsüne bağlanıyor.التقنية الوحيدة المستخدمة هنا هي السياج الكهربائي الرخيص جديد نسبيا مربوط ببطارية سيارة
Eldeki tek teknoloji ise ucuz elektrik çitleme, görece yeni bir araba aküsüne bağlanıyor.この安い 結構新しい電気柵のみです こんな私でも1000平方Mの農場を歩き15分で建てられます
Evet, bu Montana'da aküt bir sorun.Ano, zásadní.
Evet, bu Montana'da aküt bir sorun.Da, acut în Montana.
Evet, bu Montana'da aküt bir sorun.맞습니다. 몬태나에선 심각합니다. 광산폐기물로 인한 유독성 물질이
Evet, bu Montana'da aküt bir sorun. Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.Ja, akut in Montana; Giftabfälle aus Minen haben Schäden in Milliardenhöhe verursacht.
Evet, bu Montana'da aküt bir sorun. Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.Le sostanze tossiche prodotte dall'estrazione mineraria hanno causato miliardi di dollari di danni.
Evet, bu Montana'da aküt bir sorun. Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.Problemen met giftig mijnafval hebben voor miljarden dollar schade veroorzaakt.
Evet, bu Montana'da aküt bir sorun. Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.Проблемы токсичности отходов при горных разработках нанесли ущерб на миллиарды долларов.
Evet, bu Montana'da aküt bir sorun. Maden atıklarının zehirleri milyarca dolarlar seviyesinde zarar verdiler.毒物問題は モンタナに何億ドルもの損害を与えました
Evet, bu Montana'da aküt bir sorun.Ohair, một điều rất cấp bách ở Montana.
Evet, bu Montana'da aküt bir sorun.Oui, sérieux dans le Montana.
Evet, bu Montana'da aküt bir sorun.Sí, son agudos en Montana.