Tom onun ailesini çok sevdi.Tom loved his family very much.
Tom ailesiyle birlikte yaşıyor.Tom is living with his parents.
Tom karısını ve ailesini terk etti.Tom deserted his wife and family.
Tom Mary'ye ailesi hakkında soru sordu.Tom asked Mary about her family.
Tom ve ailesi depremde hayatta kaldılar.Tom and his family survived the earthquake.
Tom'un büyük ailesini desteklemek için yeterli para kazanması kolay değildi.It hasn't been easy for Tom to earn enough money to support his large family.
Bay Meier Neumann ailesinin tatil için uzakta olduğunu düşündü.Mr. Meier thought the Neumann family was away on vacation.
Tom'un ailesi o bir çocukken biraz gezdiler.Tom's family moved around quite a bit when he was a kid.
Ailesini terk etti, Tahiti'ye taşındı.He abandoned his family and moved to Tahiti.
Ailesini terk etti ve Tahiti'de yaşamaya gitti.He left his family and went to live in Tahiti.
Bir çocuk ne kadar aptalca görünürse ailesine o kadar sevimli görünür.The more foolish a child is, the cuter he seems to his parents.
Onun ailesi birkaç yüzyıl öncesine dayanan genetik hastalıkların bir öyküsüne sahipti.Her family had a history of genetic diseases that dated back several centuries.
O kesinlikle ailesinden ayrıdır.He is certainly independent of his parents.
Rodrigo'nun ailesi bir köpek sahiplenmek için köpek barınağına gitti.Rodrigo's family went to the dog pound to adopt a dog.
O bütün noellerini evde ailesiyle birlikte geçirdi.She spent all of her Christmases at home with her family.
Anna ailesinin bilgisi olmadan evlendi.Anna got married without her parents' knowledge.
Mary bir çocukken ailesi çok fakirdi.When Mary was a child, her family was very poor.
Kral ailesine sadece en kusursuz yemekler sunulur.Only the most impeccable dishes are served to the royal family.
Mary ve ailesi bizi uğurlamak için tren istasyonuna geldiler.Mary and her family came to the railway station to see us off.
O 38 yaşında olsa bile, o hâlâ ailesine bağlı.Even though he's 38, he's still dependent on his parents.
Tony bazen ailesini ziyaret etti.Tony sometimes visited his family.
Bay Aoyama'nın geçindirecek büyük bir ailesi var.Mr. Aoyama has a large family to support.
Yamada ailesi buranın altındaki dairede yaşıyor.The Yamada family lives in the apartment below this one.
Tom'un ailesi eksantrik.Tom's family is eccentric.
Ailesi gerçekten her gün televizyon izlemeyi seviyor.His family really loves watching television every day.
Ailesini kaybetme acısı onu intihara götürdü.The pain of having lost his family drove him to suicide.
Ailesinin fazla parası yoktu.His family didn't have much money.
Bir çingene ailesi karavanlarıyla birlikte kamp yapıyordu.One gypsy family with their caravan was encamped.
Ateist olduğunu itiraf ettiği zaman ailesi onu evden kovdu.Tom was kicked out of his house by his parents when he confessed to being an atheist.
Tom'un ailesi hakkında bir şey biliyor musun?Do you know anything about Tom's family?
Tom'un ailesiyle irtibat kurduk.We contacted Tom's family.
Kate kraliyet ailesinin tam üyesi oldu.Kate has become a full member of the royal family.
Onun ailesi öfkeliydi.His parents were furious.
Onun yeni işi onu ailesinden daha çok ayırıyor.His new job further separates him from his family.
O, ailesinin evine dönecek.She will return home to her family.
Ailesi ondan nefret ediyor.Her parents hate him.
Onun ailesinden nefret ediyorum.I hate her parents.
O, ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak için gece gündüz çalışır.He works day and night to provide for his family.
O ailesinin evinden taşındı.He moved out of his parents' place.
O, ailesinin evinden taşındı.She moved out of her parents' place.
Laurie'nin ailesi Brisbane'de yaşıyor.Laurie's family lives in Brisbane.
Laurie'nin ailesi burada.Laurie's family is here.
Onun şefkatli bir ailesi var.She has a loving family.
Onun şefkatli bir ailesi vardı.He had a loving family.
Karısı, Castelli ailesinin bir üyesi.His wife is a member of the Castelli family.
O, ailesine utanç getirdi.He has brought shame upon his family.
Tom ailesiyle birlikte en son ne zaman akşam yemeği yediğini hatırlayamıyor.Tom can't remember the last time he ate dinner with his family.
Tom sadece yaklaşık haftada bir kez ailesiyle birlikte yer.Tom only eats with his family about once a week.
Tom nadiren ailesiyle yer.Tom seldom eats with his family.
Onun ailesi Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti.His family emigrated to the United States.
Ailesi ile zaman geçirmeyen bir erkek gerçek bir erkek olamaz.A man who doesn't spend time with his family cannot be a real man.
Bize Tom'un ailesi hakkında bildiğini söyle.Tell us what you know about Tom's family.
Onun ailesi beni sevdi.Her parents loved me.
Tom'un hiç ailesi yok.Tom doesn't have any family.
Büyükanne, ailesine yiyecek almak için markete gitti.Grandma went to the market to buy food for the family.
O onu ailesi için yaptı.He did it for his family.
Tom ailesiyle kahvaltı yapıyor.Tom is eating breakfast with his family.
O, ailesine leke sürdü.She has dishonored the family.
O, erkek arkadaşı hakkında ailesine yalan söylemek zorunda.She has to lie to her family about her boyfriend.
Tom ve ailesi bu haftanın başlarında 20 baş sığır sattı.Tom and his family sold 20 head of cattle earlier this week.