Yuen Biao sekiz çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu idi.Roberto Baggio là thứ sáu của 8 anh chị em.
İşçi bir ailenin 7 çocuğundan birisidir.Bà là người con út của một gia đình 7 người.
Kendisi ailenin dördüncü çocuğudur.Ông là em trai thứ 4 trong gia đình.
Hüsnü Şenlendirici, müzik geleneğine sahip bir ailenin çocuğudur.Khánh Linh tên thật là Phạm Khánh Linh, là con gái trong một gia đình có truyền thống âm nhạc.
15 çocuklu Halepli bir ailenin oğlu idi.Với người vợ đầu tôi có một cháu trai 15 tuổi.
Buddenbrook Ailesi ya da Buddenbrooklar: Bir Ailenin Çöküşü (orj.Người chắt đích tôn của dòng họ Buddenbrock là Hanno (con út của Thomas).
Polonyalı göçmen bir ailenin çocuğu olarak Londra'da doğdu.ロンドンでポーランド移民の子として生まれる。
Ailenin tüm üyelerine Emiri Divan tarafından aylık verilir.主人の月給を皆で消費する。
Ben bu ailenin reisiyim benim dediğim olacaktır.この流れを決定づけたのは、吾妻ひでおであった。
Yavrular bir sene ailenin koruması altında kalıp, sonra ayrılır.雄の仔は約1年群れに留まり、その後独立する。
Ailenin babası dışında hepsi öldürülmüştür.この際、父兄以下家族は皆殺しにされている。
Ailenin itiraz etme hakkı vardır.しかし、家族に反対されてしまう。
Şato, 1140'tan 13. yüzyıl ortalarına ve 1807'den günümüze kadar ailenin mülkiyetinde kaldı.リヒテンシュタイン家は1140年頃から13世紀まで、そして1807年以降にこの城を所有している。
Ailenin tamamı büyücüdür.住民全てが魔術師。
Ailenin eski bir tanıdığı.物知り爺さんの知り合いらしい。
Bu arada ailenin kimliğini değiştirmişlerdir.戸主が家族の身分変動を届け出るものとされた。
Köye gelen imamları her ailenin sırayla yemeğe devet etmesi sonucu ortaya çıkmıştır(İmam nöbeti).「だから、あなたがたは行って、すべての民をわたしの弟子にしなさい。
Tablo, ailenin günlük yaşantısından bir sahne yansıtır.画面は野原家の1日の日常を表現している。
Ailenin nüfusunda artışlar gözlenmektedir.家族集積性も観察された。
Evlilik olağan olarak, ailenin çoğalmasının temelini oluşturur.親子は生命の連続性の基礎である。
Tanınmış bir Yahudi kökenli tüccar ailenin mensubu idi.生家はユダヤ系の有名な実業家の一族であった。
Zengin Doğu Yakası sakinleri ile aynı okula giden, mütevazı bir ailenin çocuğudur.北欧の小さな国から空と同じ学校に引っ越してきた物静かな少年。
Bu ailenin ferdi olmaktan gurur duyuyorum.武家としての平家に誇りを持っている。
Polonya/Ukrayna kökenli Yahudi bir ailenin çocuğu.ポーランドとウクライナのユダヤ人移民の間に生まれる。
Gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak doğdu.朝信はその分家の子として生まれた。
Orta sınıf ailenin üç kız kardeşten ortancası.三人姉妹の真ん中である。
Dengbej bir ailenin oğlu.良家の子女。
Ailenin babası Homer, Springfiel Nükleer Santrali'nde çalışmaktadır, dikkatsiz, şaklaban bir kişiliği vardır.一家の父であるホーマーはスプリングフィールド原子力発電所の安全検査官をしており、愚鈍で少しおかしいところもあるが冗談好きな性格をしている。
İnsanın, ailenin ve soyun koruyucu ruhudur (iyesidir).人と人との絆を何より大事にしている。
Orta sınıf Yahudi bir ailenin kızı olarak Saratov'da doğdu.サラトフにてユダヤ系中産階級の家庭に生まれる。
Bu film bir Alevi ailenin daha iyi bir yaşama ulaşabilmek için Türkiye'den İsviçre'ye kaçışını anlatıyordu.貧困生活から逃れるため、トルコからスイスへと亡命する家族を描いたドラマ映画である。
Sürülerini kurtlardan koruması sözü üzerine Giritli çoban bir ailenin yanında yetiştirilir.狼男に変身してしまう体質を持つ人狼の家系に産まれた男。
Daha önce varlıklı olan sonradan yoksullaşmış bir ailenin çocuğuydu.先頃亡くなった大富豪の甥。
Ailenin diğer üç ferdi arabalarına binerek hızla oradan uzaklaşırlar.3 乗りそこねたら、直ぐにリフトから離れてください。
Tarihe Çandarlılar ailesi olarak geçmiş olan ailenin üst düzey bir mevkiye gelmiş ilk ferdidir.彼らは一族の長老として地下世界での頂点に立つ実力者であることが多い。
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.彼は家計を助けるため靴作りを学んだ。
Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak Ankara'da doğdu.音楽家の息子としてベルリンに生まれる。
Onu bu kez de yanlarında geçen bir ailenin arabasında görürler.一度だけ車に乗っていた父親も登場する。
Eskenazi (Sarah Skinazi) İstanbul’da, fakir bir Yahudi Seferad ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.エスケナージはイスタンブールの貧しいセファルディユダヤ系の家庭にサラ・スキナージとして生まれた。
O, ailenin altıncı çocuğuydu.父の6番目の息子であった。
1. Sahiplenen ailenin evde ikinci bir köpeği ya da kedisi olmalıdır.自宅で4匹の犬、1匹の猫を飼う愛犬(猫)家である。
Bu maddeler şu şekildedir: Kayırmacılık yoktur: Ailenizin değil, sizin kim olduğunuz önemlidir.お前の火遊びで後世に災いを残してはならない」ときつく忠告する。
Aslında fakir bir ailenin çocuğu idi, babası müezzinlik yapıyordu.元々は外国の貧しい家の娘であり、暴力的な父に虐待されていた。
Bu ailenin öyküsü şu şekilde bilinir.この都市の紋章はこのように伝えられる。
Al Roth Yahudi asıllı bir ailenin oğludur.ローテンベルク家はユダヤ人の家系である。
Cattell ailenin en büyük ve en önemi çocuğu olarak büyüdü.家督は長男・良広が継いだ。
Mardin'de Süryani bir ailenin çocuğu olarak doğdu ve büyüdü.魚屋の娘として生まれ育つ。
1649 yılında ailenin reisi Filippo Bon, bu yerde geniş bir saray inşa ettirmeye karar verdi.1649年,家族领袖 Filippo Bon 决定在此兴建一座大宫殿。
Şahabettin Süleyman, ailenin en büyük oğlu idi.年大偉:丙武壇主,故大老年效舜的兒子,家族掌握天津多年,勢力龐大。
Villa emperyal ailenin yazlığı oldu; İmparator Franz Joseph burayı "Yeryüzü cenneti" olarak nitelendirmiştir.别墅成为皇室的夏季居所;弗朗茨约瑟夫称之为“地上的天堂”。
Film babalarının 60. yaş gününü kutlamak için toplanan bir ailenin hikâyesini anlatır.一群兒女從各方團聚來慶祝他們父親的60歲大壽。
Yahudi bir ailenin üç kızının en büyüğü idi.她是这个犹太人家庭中四个女儿中最大的一个。
Başarılı olunca, ailenin her üyesine hediye, Homer'a titreşimli sandalye alır ve borç parasını öder.最后,他向辛普森一家的每位成员都赠送了礼物,并给霍默买了一台震动椅。
Ailenin yedi çocuğunun beşincisidir.她是全家七个孩子的第五个。
Ailenin tamamı büyücüdür.父母是魔術師。
Lyon'da doğan Desargues, Fransız hükümdarına hizmet eden bir ailenin çocuğudur.笛沙格出生于里昂的一个为法国王室服务的家庭。
Diana yedi çocuklu ailenin en genç üyesidir.黛安娜是家裡七個孩子中年齡最小的。
Henüz sekiz yaşında iken babası hapsedildi ve ailenin mal varlığı yağmalandı.在他八岁的时候,他的父亲被捕入狱,家庭的财产也被收缴,这让其处在贫穷的境地。
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.湯姆努力地在一間鞋倉工作賺錢養家。
Muhafazakâr ve dindar Katolik öğretmen bir ailenin çocuğu olarak doğdu.他出生于一个虔诚天主教教师家庭,是個鄉村小學教師的兒子。