Sigara içtiğini aileden kimse bilmez.من السكان الذين يدخنون السجائر.
Müzisyen bir aileden geliyor.نشأ بين عائلة من الموسيقيين.
Aslen Selanik asıllı Yahudi kökenli bir aileden gelmektedir.انحدر كوهن من عائلة يهودية الأصل.
Kurt Meyer alt sınıf bir aileden geliyordu.كان لورانس ينتمي إلى عائلة من طبقة النبلاء.
Kent içinde yaşayan 10 aileden 3'nin gelir seviyesi ABD "ulusal fakirlik eşiği" altındadır.المقياس الأكثر شيوعاً للفقر في الولايات المتحدة هو "عتبة الفقر" التي وضعتها الحكومة الأمريكية.
Hrithik Rakesh Roshan sinema dünyasında halihazırda köklü bir aileden gelmektedir.Hrithik Rakesh Roshan vem de uma família que há tempos já estava no mundo dos cinemas.
Portland, Maine'de doğan Willis, yayımcı bir aileden geliyordu.Nascido em Portland, Maine, Willis veio de uma família de redatores.
Aileden iki kişi (bir kadın ve bir bebek) öldü.Duas pessoas morreram (pai e filha).
Van Gogh'un annesi Lahey'de zengin bir aileden gelmekteydi; babası da bir rahibin en genç oğluydu.A mãe de Van Gogh vinha de uma família próspera de Haia, enquanto seu pai era o filho mais novo de um pastor.
Arjantin'de doğmasına karşın İspanyol bir aileden gelmektedir.Mas nasceu na Argentina e cresceu em uma família de espanhóis.
Mensah iyi eğitimli bir aileden gelmektedir.Mensah vem de uma família de acadêmicos.
İçinde astronom ve astrofizikçiler bulunan bir aileden gelmekteydi.Foi criado em uma família de astrólogos.
Sıradan bir aileden gelen Aleksios, iyi bir eğitim almıştır.Descendendo de uma família nobre, Hayek teve uma boa educação.
Emmy’nin babası Max Noether, Almanya’da tüccar bir aileden geliyordu.Seu pai era o matemático Max Noether, descendente de uma família de mercadores de lã.
Asker kökenli bir aileden geliyordu.Vinha de uma família essencialmente militar.
Ortağı Nazlı ise titiz, soylu bir aileden gelen, mütevazı bir polis komiseridir.Já o irmão é um puxa saco, que tem vergonha da família humilde.
Asil bir ailedendi.Era de família nobre.
8 çocuklu bir aileden gelmekte olup, 2 çocuk babasıdır.Joey pertence a uma família italiana de oito crianças, das quais ele é o único homem.
Yarışçı bir aileden gelmektedir.Os concorrentes eram da mesma família.
Corbulo, senatoryal aileden gelen bir Roma'lı kadın olan Cassia Longina ile evlenmiştir.Corbulo trouwde met Cassia Longina uit een Romeinse senatorenfamilie.
Köy; buraya göç etmiş 2 aileden oluşmaktadır.De plaats is gesticht door twee families die er kwamen wonen.
Yoksul bir aileden büyüdü.Hij groeide op in een zeer armoedig gezin.
Wozniacki çok sportif bir aileden gelmektedir.Wozniacki komt uit een sportieve familie.
Cenazede aileden sadece kardeşi Michael vardı.Van haar eigen familie woonde alleen haar vader de begrafenis bij.
Bilindiği kadarıyla köyün ilk kurucuları 8 ayrı aileden oluşur.Volgens de officiële indeling van de gemeente bestaat het uit acht verschillende buurten.
Kelkitliler iki farklı aileden türemiştir.De serie draait rond twee families.
Kurosava'nın annesi, Osaka'da yaşayan bir tüccar aileden geliyordu.Zijn moeder was de dochter van een koopman uit Osaka.
On bir çocuklu bir aileden geliyordu.Hij komt uit een gezin van 10 kinderen.
Clara Konsül mevkiinden bir ailedendi.Clara stamde uit een familie die de consulaire rang had bereikt.
Kültürlü bir aileden gelmektedir.Ze was afkomstig uit een culturele familie.
Arjantin'de doğmasına karşın İspanyol bir aileden gelmektedir.Ook in dat geval komt hij echter zonder twijfel uit een Spaanse familie.
Kurt Meyer alt sınıf bir aileden geliyordu.Luis Herrera was afkomstig uit een middenklasse gezin.
İçinde astronom ve astrofizikçiler bulunan bir aileden gelmekteydi.Hij stamde uit een familie van uitvinders en mechanici.
Kocası Sextus Varius Marcellus, Suriye kökenli Romalı Equestrian bir ailedendir.Ze trouwde Sextus Varius Marcellus, een Romein van Syrische afkomst.
1118-1120 arasında Kuzey Kafkasya'da yaşayan 14.000 aileden oluşan Kıpçak kabilesini Gürcistan’a davet etti.W latach 1118-1120 przesiedlił plemię kipczackie, liczące 40 000 rodzin, z północnego Kaukazu do Gruzji.
Portland, Maine'de doğan Willis, yayımcı bir aileden geliyordu.Willis, urodzony w Portland, pochodził z rodziny wydawców.
1906 Jewish Encyclopedia'ya göre, "Sayıları 4000 olan, 1500 aileden fazla Yahudi bir günde yıkıldı."Według Jewish Encyclopedia, „W jednym dniu zginęło ponad 1500 żydowskich rodzin, w liczbie 4000 osób”.
Hayez oldukça fakir bir aileden geliyordu.Hayez pochodził ze stosunkowo biednej rodziny.
Njal, Gunnar'ın aynı aileden iki kişiyi öldürmesi hâlinde kendisinin de öleceğini söylemiştir.Dowiaduje się jednak, że Njal przepowiedział mu śmierć, jeśli zabije dwie osoby z tej samej rodziny.
Brian Laudrup futbolcu bir aileden geliyordu.Brian Laudrup urodził się w rodzinie o piłkarskich tradycjach.
Polonya kökenli bir ailedendir.Polska jest ojczyzną | trudnego wyzwania.
Bu aileden Abdullah Kara ve İbrahim Kara, gazidirler.Tego dnia została odłączona od Massamá i Monte Abraão.
Çok tanınan oyuncu bir aileden gelir.Pochodzi ze znanej rodziny aktorskiej.
Annesi Yahudi'dir (Romanya, Rusya ve Polonya'dan bir aileden).Jego rodzina jest Żydowska (ma krew Rosyjską, Polską, Syryjską oraz Libańską).
İngiliz ve Alman kökenli bir aileden gelmektedir.Nazwy czeska i niemiecka pochodzą od pobliskiej miejscowości Královec.
Yetenekleri, sanatsal bir aileden gelen kalıtıma atfedildi.Jej talenty można przypisać dziedziczności gdyż pochodziła z artystycznej rodziny.
On bir çocuklu bir aileden geliyordu.Pochodził z rodziny, w której było jedenaścioro dzieci.
Diouf Çad'ın Abéché'de Senegalli bir aileden doğmuştur.Diouf urodził się w czadyjskim mieście Abéché jako syn dwójki Senegalczyków.
Birçok ressamın bulunduğu bir aileden geliyordu.Pochodziła ze znanej rodziny malarzy.
Kopenhag Üniversitesi'nde profesörlük unvanını kazanmış 12 kişi bu aileden gelmedir.Była to znana rodzina naukowców, dwanaście osób z tej rodziny było profesorami Uniwersytetu Kopenhaskiego.
Kumaş ticareti ile uğraşan bir aileden gelmektedir.Pochodził z rodziny, zajmującej się handlem drewnem.
Tıpla ilgilenen bir aileden gelmektedir.Pochodzi z szanowanej lekarskiej rodziny.
Béla Kun Yahudi kökenli bir aileden geliyordu.Elżbieta Kowalewska pochodziła z rodziny żydowskiej.
Brian Laudrup futbolcu bir aileden geliyordu.Brian Laudrup växte upp i en fotbollsfamilj.
Sporla ilgilenen bir aileden gelmektedir.Han kommer från en idrottsintresserad familj.
Yerli kökenden olan Juárez fakir bir aileden geliyordu.Juaréz utgick från en fattig indianfamilj.
Müziğe ilgisi aileden gelmektedir.Vad gör musiken i samhället?
Justin Prentice: Bryce Walker, Liberty Lisesi'nin futbol takımının kaptanı ve zengin bir aileden gelmektedir.Justin Prentice – Bryce Walker, en elev från en rik familj som är kapten för fotbollslaget på Liberty High.
Hayez oldukça fakir bir aileden geliyordu.Bái kom från en fattig familj.
Oyuncu bir aileden gelen aktör Henry Fonda'nın oğlu, Jane Fonda' nın kardeşi ve Bridget Fonda'nın babasıdır.Han är son till Henry Fonda, yngre bror till Jane Fonda och far till Bridget Fonda.