Buradaki ahlaki çöküntü tehlikesi şu, gelecekte insanlar diyecek ki, ben de risk alacağım.私はリスクを取ると。 なぜなら、もしそれが良いときなら、
Bu söyleyeceğim fikri şeydi. Söylemem gereken ahlaki şey ise: ki oldukça basitMorálna myšlienka, ktorú by som si prial povedať, je veľmi jednoduchá.
Bu yüzden ne zaman bir şey yaratıyor olsam ahlaki açıdan bir sorumluluk hissediyorum vePor lo tanto, siempre que hago algo siento una responsabilidad moral de dar el cien por ciento
Bu yüzden ne zaman bir şey yaratıyor olsam ahlaki açıdan bir sorumluluk hissediyorum veQuindi sento una responsabilità morale ogni volta che faccio un'opera, per darle il cento
Bu yüzden ne zaman bir şey yaratıyor olsam ahlaki açıdan bir sorumluluk hissediyorum veΈτσι, αισθάνομαι μια ηθική ευθύνη κάθε φορά που δημιουργώ κάτι, πρέπει να δώσω το 100%
Bu yüzden ne zaman bir şey yaratıyor olsam ahlaki açıdan bir sorumluluk hissediyorum veשאני עושה משהו, לתת למשהו מאה
Bu zincirleme reaksiyonu durdurmaya yarayacaksa, belki ahlaki çöküntü dahi sineye çekilebilir.Třeba ten morální hazard stojí za to, pokud zabrání tomuto řetězci, této kaskádě událostí, aby se děly.
Bu zincirleme reaksiyonu durdurmaya yarayacaksa, belki ahlaki çöküntü dahi sineye çekilebilir.その一連の出来事が起こる事を防ぐ価値があります。 もしどうにか、それは人々がお互いに融資を開始することができ、
C.A.: Pekçok insan ahlaki gelişme kavramına inanmak istiyor.De nombreuse personnes veulent croire au concept du progrès moral.
C.A.: Pekçok insan ahlaki gelişme kavramına inanmak istiyor.Molte persone vogliono credere in questo concetto di progresso morale.
C.A.: Pekçok insan ahlaki gelişme kavramına inanmak istiyor.Mucha gente quiere creer en este concepto de progreso moral.
C.A.: Pekçok insan ahlaki gelişme kavramına inanmak istiyor.Αρκετοί άνθρωποι θέλουν να τπιστέψουν σε αυτή την έννοια της ηθικής προόδου.
C.A.: Pekçok insan ahlaki gelişme kavramına inanmak istiyor.Много хора искат да вярват в тази идея за морален прогрес.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.Biayanya mahal, sangat sulit, tidak etis, atau, sederhananya, tidak mungkin dilakukan.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.Das kann teuer [nicht machbar], unethisch, oder einfach nicht möglich sein.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.Det kan vara dyrt, [mycket svårt], oetiskt, eller, helt enkelt, bara omöjligt att göra en sådan sak.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.Het kan duur zijn, erg lastig, onethisch, of ronduit onmogelijk om zoiets te doen.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.이 일은 비용이 많이 들고, 아주 어려우며 비윤리적일 수도 있고 단순히 그냥 불가능 합니다.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.Może być drogie, [bardzo trudne], nieetyczne lub, szczerze, po prostu niemożliwe do zrobienia.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.Může to být drahé, obtížné, neetické, nebo to prostě není proveditelné.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.Nagyon drága, bonyolult lehet, vagy nem etikus, vagy egyszerűen nem lehet végrehajtani.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.Poate fi prea scumpă, [prea dificilă], poate să nu fie etică, sau, chiar, poate să nu fie posibilă.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.Pode ser caro, [muito difícil], pouco ético, ou, francamente, mesmo impossível de se fazer.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.Puede que sea caro, [muy difícil], antiético, o, francamente, imposible de realizar.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.Può essere dispendioso, [molto difficile], non etico, o francamente, semplicemente impossibile.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.Μπορεί να είναι ακριβή, [πολύ δύσκολη], ανήθικη, ή, ειλικρινά, απλά μη δυνατό να κάνεις κάτι τέτοιο.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.Это может оказаться затратным, очень сложным, неэтичным, или, по правде говоря, просто невозможным.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.זה יכול להיות יקר, [קשה מאוד], לא אתי, או, למען האמת, פשוט לא אפשרי.
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.قد تكون غالية الثمن، ليست مجدية غير أخلاقية أو بصراحة، من المستحيل القيام بشيء كهذا
Çok pahalı olabilir [çok zor] ahlaki olmayabilir, veya, dürüstçe söylemem gerekirse, mümkün de değil.倫理的でなかったり ただ単にそんなことは不可能な場合もあります では実際にネットワークを図にしないで
Çünkü, aslında insanlarla ilişkiye geçmeyi gerektiren her iş, bir ahlaki görevdir.Bởi vì sự thật là bất kì công việc nào liên quan đến sự tương tác với những người khác là công việc đạo đức.
Çünkü, aslında insanlarla ilişkiye geçmeyi gerektiren her iş, bir ahlaki görevdir.Karena sebenarnya setiap pekerjaan yang melibatkan hubungan dengan manusia lain adalah pekerjaan moral.
Çünkü, aslında insanlarla ilişkiye geçmeyi gerektiren her iş, bir ahlaki görevdir.왜냐하면 여러분이 하는 일이 혼자가 아닌 다른 사람과 함께 하는 일인 이상 결국은 인간적인 도덕적 책임이 수반될 수밖에 없으니까요.
Çünkü, aslında insanlarla ilişkiye geçmeyi gerektiren her iş, bir ahlaki görevdir.Mert az igazság az, hogy minden munka, ami emberekkel kapcsolatos az morális munka.
Çünkü, aslında insanlarla ilişkiye geçmeyi gerektiren her iş, bir ahlaki görevdir.Parce que la vérité c'est que toute tâche qui demande à interagir avec d'autres gens est une tâche morale.
Çünkü, aslında insanlarla ilişkiye geçmeyi gerektiren her iş, bir ahlaki görevdir.Pentru că adevarul este că orice muncă ce implică interacţiunea cu alţi oameni este muncă morală.
Çünkü, aslında insanlarla ilişkiye geçmeyi gerektiren her iş, bir ahlaki görevdir.Porque a verdade é que qualquer trabalho que façam que envolva interacção com outras pessoas é trabalho moral.
Çünkü, aslında insanlarla ilişkiye geçmeyi gerektiren her iş, bir ahlaki görevdir.Pretože pravda je taká, že každá práca, ktorá zahŕňa kontakt s ľuďmi, je morálna práca.
Çünkü, aslında insanlarla ilişkiye geçmeyi gerektiren her iş, bir ahlaki görevdir.Want de waarheid is dat elk werk waarbij interactie met mensen aan de orde is, moreel werk is.
Çünkü, aslında insanlarla ilişkiye geçmeyi gerektiren her iş, bir ahlaki görevdir.Weil die Wahrheit ist, dass jeder Job, der Interaktion mit anderen Menschen beinhaltet, moralische Arbeit ist.
Çünkü, aslında insanlarla ilişkiye geçmeyi gerektiren her iş, bir ahlaki görevdir.Διότι η αλήθεια είναι ότι κάθε εργασία που σχετίζεται με αλληλεπίδραση ανθρώπων είναι μια ηθική εργασία.
Çünkü, aslında insanlarla ilişkiye geçmeyi gerektiren her iş, bir ahlaki görevdir.Тому що будь яка робота, якщо вона стосується роботи з людьми, є моральною роботою.
Çünkü, aslında insanlarla ilişkiye geçmeyi gerektiren her iş, bir ahlaki görevdir.כי האמת היא שכל עבודה שאתם עושים ושכוללת מגע עם אנשים אחרים היא עבודה מוסרית.
Çünkü, aslında insanlarla ilişkiye geçmeyi gerektiren her iş, bir ahlaki görevdir.فالحقيقة أن أي عمل يقتضي تعاملاً مع أفراد آخرين هو عملٌ أخلاقي.
Çünkü, aslında insanlarla ilişkiye geçmeyi gerektiren her iş, bir ahlaki görevdir.それがどんな仕事であれ 倫理的な仕事なのですから そしてあらゆる倫理的な仕事は実践知を必要とします
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)Dann wurde es eine Frage der Moral und jetzt will ich die Leute einfach nur ärgern." (Lachen)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)"Depois passou a ser uma escolha moral e agora é só para chatear as pessoas." (Risos)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)그러다 그게 도덕적인 선택이 되었고 이제는 그냥 다른 사람들 짜증나게 하려고 하는거야." (웃음)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)luego se hizo una opción moral y ahora solo quiero molestar a la gente". (Risas)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)Poi è diventata una scelta morale, ora è solo per dare fastidio alla gente." (Risate)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)Sau đó là vì lý do đạo đức, giờ tôi ăn chay chỉ để chọc tức người khác." (Cười)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)Toen werd het een morele keuze. Nu wil ik mensen gewoon tot last zijn." (Gelach)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)"Zostałam wegetarianką z powodów zdrowotnych, potem etycznych, a teraz tylko żeby innych wkurzyć". (Śmiech)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)Μετά έγινε επιλογή ηθικής και τώρα απλώς για να ενοχλώ τον κόσμο". (Γέλια)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)Потім це стало питанням моралі, а тепер - щоб подратувати людей". (Сміх)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)ואז זה הפך לבחירה מוסרית, ועכשיו זה רק כדי לעצבן אנשים". (צחוק)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)ثم تحولت لأسباب أخلاقية، والآن فقط لإغاظة الناس" (ضحك)
Daha sonra ahlaki bir seçime dönüştü, şimdi ise sadece insanları rahatsız etmek için. " (Kahkahalar)(笑) 「すみません - これちょっとおかしいと思うんです
Diğerleriyle bir araya gelip ahlaki fikirleri takip etmekle ilgil.Arról szól, hogy csatlakozunk másokhoz, hogy erkölcsi eszméket kövessünk.
Diğerleriyle bir araya gelip ahlaki fikirleri takip etmekle ilgil.Đó là việc cùng với người khác theo đuổi những tư tưởng đạo đức.