Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.E o luptă internă, împotriva viciului, a păcatului, tentațiilor, desfrâului.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.Es ist ein innerer Kampf gegen das Laster, die Sünde, die Versuchung, die Wolllust und die Habsucht.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.È una lotta interiore, contro il vizio, il peccato, la tentazione, la lussuria, l'avidità.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.Het is een innerlijke strijd tegen zonde, verleiding, lust en hebzucht.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.Je to boj uvnitř, boj proti zlozvykům, hříchu, pokušení, touze, chamtivosti.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.악, 죄, 유혹, 욕망, 탐욕 속에서 벌어지는, 그리고 그것에 맞선 투쟁입니다.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.la yihad es una lucha espiritual interior. Es una lucha interna, una lucha en contra del vicio, el pecado,
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.Nó là một cuộc chiến bên trong, một cuộc chiến chống lại xấu xa, tội lỗi, sự cám dỗ, dục vọng, lòng tham.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.To walka wewnętrzna, walka przeciwko rozpuście, grzechowi, pokusie, żądzy, chciwości.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.Това е борба против пороците, изкушенията, алчността.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.Это внутренняя борьба с пороком, грехом, искушением, похотью, жадностью.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.זהו מאבק פנימי, מאבק נגד שחיתות, נגד חטא, נגד פיתויים, תשוקה, תאוות-בצע.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.هو صراع مع النفس، نضال ضد السوء والخطيئة والاغراء و الشهوة و الجشع.
Bu mücadele; ahlâksızlığa, günaha, cazibeye, şehvet ve aç gözlülüğe karşı bir mücadeledir.それは個人の内面で起こる闘い 悪、罪、誘惑、欲望、貪欲に対する苦闘です コーランに書かれた道徳的規則に導かれて
Bu mücadele, kişinin, hayatını Kur'an'da yazılı bulunan ahlâk yasalarına göre yaşamasının mücadelesidir.C'est un combat pour essayer de mener une vie selon les préceptes moraux du Coran.
Bu mücadele, kişinin, hayatını Kur'an'da yazılı bulunan ahlâk yasalarına göre yaşamasının mücadelesidir.Det är en kamp för att försöka leva ett liv som är styrt av de moraliska reglerna som står i Koranen.
Bu mücadele, kişinin, hayatını Kur'an'da yazılı bulunan ahlâk yasalarına göre yaşamasının mücadelesidir.E o luptă în încercarea de a duce o viață pe baza codurilor morale scrise în Coran.
Bu mücadele, kişinin, hayatını Kur'an'da yazılı bulunan ahlâk yasalarına göre yaşamasının mücadelesidir.È una lotta per cercare di vivere una vita regolata dal codice morale scritto nel Corano.
Bu mücadele, kişinin, hayatını Kur'an'da yazılı bulunan ahlâk yasalarına göre yaşamasının mücadelesidir.Het is een strijd om te leven volgens de morele codes uit de Koran.
Bu mücadele, kişinin, hayatını Kur'an'da yazılı bulunan ahlâk yasalarına göre yaşamasının mücadelesidir.Jest to walka, by żyć zgodnie z moralnym kodeksem Koranu.
Bu mücadele, kişinin, hayatını Kur'an'da yazılı bulunan ahlâk yasalarına göre yaşamasının mücadelesidir.Je to boj o to zkusit žít život, který se řídí podle morálního kodexu sepsaného v Koránu.
Bu mücadele, kişinin, hayatını Kur'an'da yazılı bulunan ahlâk yasalarına göre yaşamasının mücadelesidir.코란에 적힌 도덕적 규범대로 살아가기 위한 투쟁인 것입니다.
Bu mücadele, kişinin, hayatını Kur'an'da yazılı bulunan ahlâk yasalarına göre yaşamasının mücadelesidir.Είναι ένας αγώνας για να προσπαθούμε να ζούμε σύμφωνα με τους ηθικούς κανόνες που υπάρχουν στο Κοράνι.
Bu mücadele, kişinin, hayatını Kur'an'da yazılı bulunan ahlâk yasalarına göre yaşamasının mücadelesidir.Това е борба да се опитваме да живеем според моралния кодекс, който е записан в Корана.
Bu mücadele, kişinin, hayatını Kur'an'da yazılı bulunan ahlâk yasalarına göre yaşamasının mücadelesidir.Это борьба, дающая возможность жить так, чтобы соответствовать моральным нормам, записанным в Коране.
Bu mücadele, kişinin, hayatını Kur'an'da yazılı bulunan ahlâk yasalarına göre yaşamasının mücadelesidir.זהו מאבק לנסות לחיות חיים שנקבעו בקודים המוסריים הכתובים בקוראן.
Bu mücadele, kişinin, hayatını Kur'an'da yazılı bulunan ahlâk yasalarına göre yaşamasının mücadelesidir.هو نضال لتحاول و لتعيش حياة تحكمها القواعد الاخلاقية المذكورة في القرآن.
Bu mücadele, kişinin, hayatını Kur'an'da yazılı bulunan ahlâk yasalarına göre yaşamasının mücadelesidir.人生を生きる際に伴う苦闘なのです 本来の解釈では キリスト教徒にとっての「慈悲」と同じくらい
Buna ekonomistler ahlaki tehlike diyorlar.A to dělá menší závazek ke zkracování emisí v dnešní době. To je to, co ekonomové nazývají morální hazard.
Buna ekonomistler ahlaki tehlike diyorlar.C'est ce que les économistes appellent l'aléa moral.
Buna ekonomistler ahlaki tehlike diyorlar.Dat vermindert de inzet om de emissies nu terug te dringen. Dit noemen economen 'moral hazard'.
Buna ekonomistler ahlaki tehlike diyorlar.Đây là điều mà các nhà kinh tế gọi là một mối nguy đạo đức.
Buna ekonomistler ahlaki tehlike diyorlar.Ezt a közgazdász morális kockázatnak hívná.
Buna ekonomistler ahlaki tehlike diyorlar.Inilah yang disebut para ekonom sebagai bahaya moral.
Buna ekonomistler ahlaki tehlike diyorlar.바로 이것이 경제학자들이 말하는 도덕적 해이라는 것이다.
Buna ekonomistler ahlaki tehlike diyorlar.To jest to co ekonomiści nazywają moralnym ryzykiem.
Buna ekonomistler ahlaki tehlike diyorlar.To je to, čo ekonómovia nazývajú morálny hazard.
Buna ekonomistler ahlaki tehlike diyorlar.А това създава по-слаб ангажимент за ограничаване на емисиите днес. Това икономистите наричат морален риск.
Buna ekonomistler ahlaki tehlike diyorlar.Именно это экономисты называют угрозой недобросовестности.
Buna ekonomistler ahlaki tehlike diyorlar.זה מה שכלכלנים מכנים סכנה מוסרית.
Buna ekonomistler ahlaki tehlike diyorlar.هذا هو ما يسميه الاقتصاديون خطر أخلاقي.
Buna ekonomistler ahlaki tehlike diyorlar.これがジオエンジニアリングについて話すのが 難しい根本的な理由の一つです
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?Así, la oxitocina es la molécula de la confianza pero, ¿es la molécula moral?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?A więc oksytocyna jest cząsteczką zaufania, ale czy jest cząsteczką moralności?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?Az oxytocin tehát a bizalom molekulája, de vajon az erkölcsösségé is egyben?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?Donc, l'ocytocine est la molécule la confiance, mais est-elle la molécule morale ?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?Dus oxytocine is de vertrouwensmolecule, maar is het ook de morele molecule?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?Então a oxitocina é a molécula da confiança, mas será a molécula moral?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?Jadi oksitosin adalah molekul kepercayaan namun apakah itu juga molekul moral?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?Joten oksitosiini on luottamusmolekyyli, mutta onko se moraalimolekyyli?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?그러니 옥시토신은 신뢰분자입니다 하지만 그건 도덕적인 분자인가요?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?Như vậy oxytocin chính là phân tử lòng tin, nhưng liệu đó có phải là phân tử đạo đức không?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?Oxitocina chiar e molecula încrederii, dar oare e molecula moralității?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?Oxytocin ist also das Vertrauensmolekül, aber ist es das Moralmolekül?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?Quindi l'ossitocina è la molecola della fiducia, ma è anche la molecola morale?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?Så oxytocin er tillidsmolekylet, men er det et moralsk molekyle?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?Takže oxytocin je molekula důvěry, je to i molekula morálky?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?Takže oxytocín je molekulou dôvery, ale je aj molekulou morálky?
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?Είναι λοιπόν η ωκυτοκίνη το μόριο της εμπιστοσύνης, είναι όμως και το μόριο της ηθικής;
Buna göre, oksitosin güvenin molekülüydü, ama ahlakın molekülü müydü ?И така, окситоцинът е молекулата на доверието, но дали е молекулата на морала?