Fakat ahlaki olarak da önemli.Ob tem pa je pomemben tudi z moralnega vidika.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Pero también es importante moralmente.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Sie ist aber auch moralisch wichtig.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Taky je ale morálně důležitý.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Αλλά είναι επίσης μία ηθικά σημαντική αντίληψη.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Але це також і морально важливе відкриття.
Fakat ahlaki olarak da önemli.Но то също е морално важно.
Fakat ahlaki olarak da önemli.אבל היא גם חשובה מבחינה מצפונית.
Fakat ahlaki olarak da önemli.ولكنه أيضاً له أهمية أخلاقيه
Fakat ahlaki olarak da önemli.この数字は 違法コピーされた映画の販売価格から導びいた
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Aber am Anfang wurde dies als eine moralisch sehr problematische Sache gesehen, lange bevor es lustig wurde.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.De kezdetben ezt egy erkölcsileg erősen problémás dolognak tartották, még mielőtt mulatságossá vált volna.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.하지만 그 시작에서, 이건 도덕적으로 매우 큰 문제가 되었습니다. 그저 재미가 되어버리기 훨씬 전에 말입니다.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Ma all'inizio era vista come una cosa moralmente problematica, molto prima che diventasse divertente.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Maar in het begin werd dit gezien als moreel verwerpelijk, lang voordat het grappig werd gevonden.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Mais au début, c'était vu comme quelque chose de moralement problématique, bien avant que ça devienne drôle.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Men i begyndelsen blev det set som en problematisk moralsk ting, lang tid før det blev morsomt.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Na początku to był duży problem moralny, długo zanim zaczęto się z tego śmiać.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Nhưng ban đầu, nó được xem như là 1 vấn đề về mặt đạo đức, trước khi nó trở nên khôi hài.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Pero en un principio fue visto como un problema ético antes de que se convirtiera en algo divertido.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.Αλλά αυτό θεωρούταν αρχικά πολύ προβληματικό, πολύ πριν γίνει αστείο.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.В самом начале все это смотрелось через ракурс морали, задолго до того, как это стало просто забавным.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.И в началото на това са гледали като на нещо неморално, много преди да стане забавно.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.אבל בהתחלה, זה נראה כמו תחום מאוד בעייתי מוסרית, הרבה לפני שזה היה מצחיק.
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.لكن في البداية, كانت تعتبر كمشكلة أخلاقية جداً قبل أن تصبح مضحكة بوقت طويل
Fakat ilk önceleri, komik hale gelmesinden çok önce, bu ahlaki açıdan çok problemli birşey olarak görüldü.奇妙なことになるずっと以前のことです そして ジョン D ロックフェラーが現れました
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur."Ale sdílení není nemorální, je to morální nezbytnost."
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur.Mais le partage n'est pas immoral, c'est un impératif moral.
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur."Men at dele er ikke amoralsk - det er moralsk bydende nødvendigt".
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur."Pero compartir no es inmoral. Es un imperativo moral."
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur."Αλλά η κοινή χρήση δεν είναι ανήθικη, είναι μια ηθική επιταγή.
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur."Но споделянето не е неморално - то е морално задължение."
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur.". Однако обмен не аморально - это моральный императив. "
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur..لكن النسخ ليس عيبا بل هو واجب أخلاقي
Fakat paylaţmak ahlaken yanlýţ deđildir, aksine ahlaki bir buyruktur.「欲に目のくらんだ者は 友人にコピーを作らせることを拒むだろう」
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.Benne van a vállalkozás fejlődésre való képességében a demokrácia etikai erejében.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.Det findes i den udviklende kraft i entrepenørskab, - - den etiske kraft i demokrati.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.Elle est dans la puissance de développement de l'entrepreneuriat, dans la puissance éthique de la démocratie.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.Es steckt in der entwicklerischen Macht des Unternehmertums, in der ethischen Macht der Demokratie.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.Está en el poder del emprendimiento para el desarrollo, en el poder ético de la democracia.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.Het zit in de ontwikkelende kracht van ondernemerschap, in de ethische kracht van democratie.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.모험적으로 새로운 것을 창조하는 기업가정신에도 있고, 민주주의의 윤리성에도 있습니다.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.Se află în puterea de dezvoltare a antreprenoriatului, puterea etică a democraţiei.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.W tworzącej postęp sile przedsiębiorczości, w etycznej mocy demokracji.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.Είναι στην αναπτυξιακή δύναμη της επιχειρηματικότητας, της ηθικής δύναμης της δημοκρατίας.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.Тя е в еволюционната сила на предприемачеството, нравствената сила на демокрацията.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.Это применимо ко власти, связанной с развитием предпринимательства, этической власти демократии.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.הוא נמצא בכוח ההתפתחותי של היזמות, ובכח האתי של הדמוקרטיה.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.انها في القوة التنموية لتنظيم المشاريع, السلطة الأخلاقية للديمقراطية.
Girişimciliğin geliştirilebilir gücünde, demokrasinin ahlaki gücünde.民主主義の倫理の元にもなっています もちろん悪いことにも関係しています
"Gökyüzünün yarısı"nın iki temelinden birincisini ve bu ana ahlaki değişimi bu yüzyılın,A to, že hlavní morální výzva tohoto století je nerovnost pohlaví.
"Gökyüzünün yarısı"nın iki temelinden birincisini ve bu ana ahlaki değişimi bu yüzyılın,Bahwa tantangan moral terpenting pada abad ini adalah ketidaksetaraan jenis kelamin.
"Gökyüzünün yarısı"nın iki temelinden birincisini ve bu ana ahlaki değişimi bu yüzyılın,Die is dat de centrale morele uitdaging van deze eeuw ongelijkheid tussen de geslachten is.
"Gökyüzünün yarısı"nın iki temelinden birincisini ve bu ana ahlaki değişimi bu yüzyılın,E cioè che la sfida morale centrale di questo secolo è l'uguaglianza di genere.
"Gökyüzünün yarısı"nın iki temelinden birincisini ve bu ana ahlaki değişimi bu yüzyılın,Et c'est que le principal défi moral de ce siècle est l'inégalité des sexes.
"Gökyüzünün yarısı"nın iki temelinden birincisini ve bu ana ahlaki değişimi bu yüzyılın,저의 첫 번째 주요 신조를 가지게 되었습니다. 그것은 이 세기의
"Gökyüzünün yarısı"nın iki temelinden birincisini ve bu ana ahlaki değişimi bu yüzyılın,Şi acesta este că provocarea morală centrală a acestui secol este inegalitatea între sexe.
"Gökyüzünün yarısı"nın iki temelinden birincisini ve bu ana ahlaki değişimi bu yüzyılın,Và đó chính là sự thách thức quan trọng nhất về đạo đức của thế kỉ này
"Gökyüzünün yarısı"nın iki temelinden birincisini ve bu ana ahlaki değişimi bu yüzyılın,Y eso es que el desafío moral fundamental de este siglo es la desigualdad de género.
"Gökyüzünün yarısı"nın iki temelinden birincisini ve bu ana ahlaki değişimi bu yüzyılın,Και αυτή είναι ότι η κεντρική ηθική πρόκληση του αιώνα είναι η ανισότητα των φύλων.