Mutfak,tuvalet,ahır avlunun bir köşesindedir.حمام البيدرة و هو موجود في باب الساحة في حي القصبة.
İşte Allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır.لا يبقى شيء سوى الله الذي خلق الكون ثم أفناه.
Bunlar, dünyaları selâmet oldu mu, ahiret işini kaale almazlar."وحضارة الإسلام لم تقم على الزهد في الدنيا والانقطاع للآخرة بل مزجت الدنيا بالآخرة فآتت أكلها طيبا.
Allah'ı Bilen İnsanlar (Ehl ul-Ma`rife Billah) dünyada birer yabancı olup ahireti arzularlar" dedi.« من أراد أن يعرف معرفته بالله، فلينظر إلى ما وعده الله ووعده الناس، بأيهما قلبه أوثق ».
Bu ev bir domuz ahırına benziyor.تبدو هذه الغرفة كحظيرة الخنازير.
Biz onları ahiret yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize halis (kul) yaptık.Assumimos como inexorável o hábito, e o tornamos conscientemente parte de nosso ser.
Ahiret gününe inanmak.Uma Jornada de Fé.
Damız İyesi veya Kitre İyesi (Tatarca: Kiträ İyäse) veya Ahır İyesi olarak da bilinir.Life as We Know It (Juntos Pelo Acaso BRA ou É a Vida!
Fakat siz (ey insanlar!) ahiret daha hayırlı ve daha devamlı olduğu halde dünya hayatını tercih ediyorsunuz.Seria melhor para eles que praticassem a caridade, para depois ressuscitar."
Kendini resim yaptığı bir buğday tarlasında ya da yöredeki bir ahırda vurmuş olabilir.O disparo talvez tenha ocorrido no campo de trigo em que estava pintando ou em um celeiro local.
Ahır demektir.É um arbusto.
Hayat, ölüm ve ölümden sonraki ahiret hayatı gibi konula üzerinde çok derin düşüncelere daldı.A religião fazia da família um só corpo, nesta vida e na outra, após a morte.
Âhiret, son ve sonsuz hayat demektir.A época moderna, o finito e o infinito.
Doktor, sibirli ve üzgün bir şekilde ahırı terk eder ve köylülerden uzaklaşır.O Doutor, irritado e chateado, sai do celeiro e se afasta das pessoas da cidade.
Çiftlikteki eğlence ahırının sunucusudur ve komedyenlik yapar.Caçar em Grupo é uma atividade divertida e vantajosa.
"Mabel Matiz:Ahıra Girmeyen Koç".«Jorge Furtado: o homem que não se copiava».
Bunlar yeniden dirilmeyi ve ahireti reddederler.Zo wordt er een vermelding gemaakt van zijn reis door de onderwereld en terugkeer naar de levenden).
Aralarından çoğu ahiret hayâtını bile düşünmezler.De meeste van hen werden niet (per se) vanwege hun standpunten gegijzeld.
Ahiret gününe inanmak.Geloven in de levensavond.
Malik'ten, "Resulullah buyurdu: Dünyanın ömrü, ahiret günlerinde yedi gündür.Een voorbeeld hiervan is dat hij de zeven scheppingsdagen uitlegde als zeven stadia van het geloofsleven.
Genel olarak bu tanrıların bölgeleri yeraltı dünyası yani ahiret/cehennemdir.Zij wonen aan de rand van de hemel of de hel.
Arkadaşlarımız arasında bu nimetlerden tatmadan âhirete gidenler vardır ki Mus'ab bin Umeyr bunlardan biridir.Voorbeelden hiervan zijn When They Come for Me op A Thousand Suns en Until It Breaks op Living Things.
Ahiret âleminde şefaat hakkına sahiptirler.Dan licht hij zijn visie op het hiernamaals toe.
İzzetime yemin ederim ki, senin ismini dünyâda ve âhirette temiz ve güzel eylerim." dendi.Waarlijk, rechtvaardigheid is Mijn gave aan u en het teken van Mijn goedertierenheid.
Surede kıyamet günü ve ahiret hayatı konularından bahsedilmiştir.Hij was de god van het hiernamaals, het vuur, de dag en hitte.
Önceki adı Ahiretce'dir.De sluis (zijl of syl genoemd) dankt zijn naam aan het vroegere gehucht Gaetswerd.
Ölümün ayırdıkları son mekan olarak ahirette buluşurlar.KA staat voor levenskracht; na de dood gaat KA over naar het hiernamaals.
İşte Allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır.De wereld moet dus geschapen zijn door een wezen dat zelf onveranderlijk en ongeschapen is.
Evin ahırında yaşar.Thuis is in je schuur.
Ahiret komşusu olmak manasına gelmektedir.Zo werd het een eigen buurtschap.
"Mabel Matiz:Ahıra Girmeyen Koç".Boer Bas - Heb je dan geen man nodig?"
Biz onları ahiret yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize halis (kul) yaptık.Volgens hem was de wereld zoals wij die kennen eeuwig en onvergankelijk.
Ezherî'ye göre zındık ahirete ve Allah'ın birliğine inanmayan demektir.Al wie in hem niet gelooft, heeft niet in God geloofd.
Kurbanlar hareket edemeyecekleri duruma geldiğinde onları bir ahıra kapattılar ve ahırı ateşe verdiler.Als blijkt dat ze dat niet gaan doen, steken ze de schuur in brand waar ze sliepen.
Aslında ilk başlarda ahiret (yeraltı dünyası) ile ilişkilendirilmiştir.Daar maakte hij voor het eerst kennis met het (contra-)spionnenleven.
Mümkün olduğunda dezenfekte olmadan ahırlara girilmemelidir.De bacteriën kunnen alleen koloniseren wanneer ze niet worden weggespoeld met de urine.
İkinci defa üflemesiyle de bütün canlılar dirilecek ve ahiret hayatı başlayacaktır.Voor de laatste keer bekijkt Gabriel hen allemaal, en het leven gaat verder...
Kur'ân'da Âhiret Günü farklı isimler ile zikredilmiştir.De verdeling van de dag in acht gebedsstonden bleef bewaard.
Giriş katları ahır olarak kullanılır.Het vooronder wordt als opslaghok gebruikt.
Biz onları ahiret yurdunu düşünme özelliğiyle temizleyip, kendimize halis (kul) yaptık.Końcówki: -га/-гә, -ка/-кә өй (dom) - Без (my) өйгә (do domu) кердек (przyszliśmy). - Przyszliśmy do domu.
Malik'ten, "Resulullah buyurdu: Dünyanın ömrü, ahiret günlerinde yedi gündür.Siedem dni (gr. hebdomada) świata doczesnego przeciwstawione są ósmemu dniowi (gr. ogdoada) świata wieczności.
Ahiret âleminde şefaat hakkına sahiptirler.Dzieje życia wypełniają część I (rozdz.
Allah'ı Bilen İnsanlar (Ehl ul-Ma`rife Billah) dünyada birer yabancı olup ahireti arzularlar" dedi.Niechże walczą na drodze Boga ci, którzy za życie tego świata kupują życie ostateczne!
Moore ve diğerleri onun arkasından ahıra gider.Moore, a za nim reszta żołnierzy.
"Yahudilikte ahiret inancı".Związek Prawdziwie Wiernych Izraela).
Kurdun koyun sürüsüne dalması veya ahıra girmesi bereket sayılırdı.Znałem już pysk świń, chęć flot bądź gór.
Tanrısal ve ahirete ilişkin inançlar, başlangıcından beri antik Mısır Uygarlığı'nda desteklendi.Przekleństwa i formy obraźliwe występują w języku od początku cywilizacji.
Ahır Dağı, 1940 m.Lo, czyli wzgórze 192.
Akşamları kiraladıkları ahırda buluşurlar.W nocy zbierają się na noclegowiskach.
Ahır demektir.Żyje stadnie.
Eski evlerin altında "dam"(ahır) yer alır.Obecnie w miejscu dawnej kamienicy znajduje się pawilon ,,Sawa” Domów Towarowych Centrum.
Evin ahırında yaşar.Zamieszkiwał w stodole.
Bu yüzden hem bu dünya hem ahiret için faydalı bir siyasettir.Stanowiło by to jednocześnie przysługę dla ludzkości.
Yahudilikte ahir zaman Mesihin zamanına işaret eder.Judaizm mesjanistyczny nawiązuje do starożytnego judeochrześcijaństwa.
Ailesinin bir ahırı ve meyve bahçesi vardı.Dom posiadał basen i ogród.
Ahiret'e, yânî âhiret Gününe, inanmak.Livet och allt som finns i denna värld kommer att få ett slut på en fastställd dag.
Ahiret âleminde şefaat hakkına sahiptirler.Detta för att de skulle kunna försörja sig själva senare i livet.
Bu işlevlere ahirette ihtiyacı olacağını düşünmüşlerdir ve çok önemli ayinlerdendir.De tror att de är fria och att deras handlingar tillhör dem själva.
Hastalıktan şüpheli hayvanlar hemen ayrı bir ahıra alınmalıdır.Ett sjukt djur måste omedelbart hållas åtskilt.
Kışın ise hayvanlar bahar aylarına kadar ahır ve besihanelerde kapalı olarak bakılmaktadır.På vintern användes häst och slädje (eller ren och ackja).