Afganistan'da bir operasyona komando birliğiyle beraber gitmiştim.Tôi tìm đến một trung đội Biệt kích đang thực hiện một sứ mệnh ở Afghanistan,
Afganistan'da bir operasyona komando birliğiyle beraber gitmiştim.ירדתי כדי להיות עם פלוגת סיור במבצע באפגניסטן,
Afganistan'da bir operasyona komando birliğiyle beraber gitmiştim.لقد ذهبت مع احدى الفصائل في عملية في أفغانستان
Afganistan'da bir operasyona komando birliğiyle beraber gitmiştim.行動をともにしていたんですが この作戦中に
Afganistan'da büyük bir ilerleme kaydettik.우리는 아프가니스탄 내에서 많은 발전을 이끌어 냈습니다.
Afganistan'da büyük bir ilerleme kaydettik.השגנו הרבה באפגניסטן.
Afganistan'da büyük bir ilerleme kaydettik.فنحن قد حققنا الكثير من التقدم في أفغانستان
Afganistan'da büyük bir ilerleme kaydettik.幸运地能看到古兰经。
Afganistan'da büyük bir ilerleme kaydettik.数か月の間に、
Afganistan'da Eğitim İçin Verilen Savaş Bitmek BilmiyorAfghanistan: la battaglia per l'istruzione in sospeso da decenni inizia a scaldarsi
Afganistan'da Eğitim İçin Verilen Savaş Bitmek BilmiyorBatalla por la educación en Afganistán tiene ya décadas, pero recién se anima
Afganistan'da Eğitim İçin Verilen Savaş Bitmek BilmiyorБорьба вокруг образования в Афганистане длится десятилетиями и по-прежнему накалена
Afganistan'da Eğitim İçin Verilen Savaş Bitmek Bilmiyorتحتدمُ المعركة بشأن التعليم في أفغانستان منذ عقود طويلة، ولا تزالُ تزداد سخونة حتى الآن
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm.Era excitante.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Bylo to vzrušující.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Dat was opwindend.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Y eso fue emocionante.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Но беше и вълнуващо.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm.그 특전사들은 또 영국 해군 소대의 호위를 받아야 할 만큼 아주 위험한 일이었습니다.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm.Τόσο επικίνδυνα ήταν.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm.אשר להם גם היה ליווי של מחלקה מחיל המרינס המלכותי, משום שזה היה כל-כך מסוכן.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm.محاطون هم بدورهم بقوة مرافقة من البحرية الملكية، لأن الوضع كان خطيرا جدا.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm.非常に危険な任務だったからです 刺激的でやりがいがあり
Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.Afganistanin ensimmäisen aurinkoenergialla sähköistetyn kylän rakensivat kolme naista.
Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.Afganisztán legeslegelső napenergiával ellátott falva három nőnek köszönhető.
Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.A primeira aldeia a ser eletrificada com energia solar, no Afeganistão, foi obra de três mulheres.
Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.Het eerste dorp ooit in Afghanistan door zonne-energie geëlektrificeerd gebeurde door deze drie vrouwen.
Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.- il primo villaggio in Afghanistan ha avuto elettricità tramite il sole grazie a queste tre donne.
Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.아프가니스탄에서 태양전기화가 된 첫 번째 마을은 [되었습니다] 세 명의 여성들에 의해 된것입니다
Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.le premier village d'Afghanistan à s'équiper pour l'électricité solaire l'a été grâce à ces trois femmes.
Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.Založila workshop -- vůbec první solárně elektrifikovaná vesnice v Afghánistánu těmito třema ženami.
Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.הכפר הראשון אי פעם בו היה חשמל סולארי באפגניסטן [היה] בזכות שלושת הנשים האלו.
Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.أول قرية يتم كهربتها بالطاقة الشمسية في أفغانستان كانت من قبل ثلاث نساء
Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.太陽光発電を始めたのです この女性は
Afganistan'da enerji ihtiyacını güneşten karşılayan ilk köy bu üç kadın sayesinde bunu başardı.阿富汗第一個靠太陽能發電嘅村落 就靠三位女性親手建立
Afganistan'da Gazeteciler Büyüyen Tehlike ve Şiddetle Karşı KarşıyaDziennikarze zmagają się z rosnącą przemocą i niepewnością w Afganistanie
Afganistan'da Gazeteciler Büyüyen Tehlike ve Şiddetle Karşı KarşıyaJornalistas sofrem na pele com violência e insegurança crescentes no Afeganistão
Afganistan'da Gazeteciler Büyüyen Tehlike ve Şiddetle Karşı KarşıyaPeriodistas encaran la dura realidad del aumento de la violencia e inseguridad en Afganistán
Afganistan'da Gazeteciler Büyüyen Tehlike ve Şiddetle Karşı KarşıyaЖурналисты Афганистана вынуждены работать в атмосфере страха и постоянной опасности
Afganistan'da görev yapmış tek bir dış ofis elemanı yoktu.아프가니스탄에서 일해 본 사람은 아무도 없었습니다.
Afganistan'da görev yapmış tek bir dış ofis elemanı yoktu.Ministerstva zahraničných vecí, ktorý v minulosti slúžil na misii v Afganistane.
Afganistan'da görev yapmış tek bir dış ofis elemanı yoktu.שנמנה על משרד החוץ, שמילא אי-פעם תפקיד רשמי באפגניסטן.
Afganistan'da görev yapmış tek bir dış ofis elemanı yoktu.في ذلك المكتب التابع لوزارة الخارجية قد خدم في أفغانستان في أي وظيفة في أفغانستان
Afganistan'da görev yapmış tek bir dış ofis elemanı yoktu.いない、という事を 聞きました。 ですから、こうした組織文化を変えねばなりません。
Afganistan'da görev yapmış tek bir dış ofis elemanı yoktu.波斯语,说到流利的程度。 没有一个人会讲普什图语的。(阿富汗另一主要语言——译者注) 在伦敦的阿富汗部
Afganistan'da güneş enerjisiyle çalışan köy sayısı 100'e çıktı.아프가니스탄의 100여 개의 마을들이 더 태양 전기화 시키게 되었습니다
Afganistan'da güneş enerjisiyle çalışan köy sayısı 100'e çıktı.ודאגו לחשמל לעוד 100 כפרים באפגניסטן.
Afganistan'da güneş enerjisiyle çalışan köy sayısı 100'e çıktı.وكهربن 100 قرية بالطاقة الشمسية في أفغانستان
Afganistan'da güneş enerjisiyle çalışan köy sayısı 100'e çıktı.アフリカにも行って
Afganistan'da güneş enerjisiyle çalışan köy sayısı 100'e çıktı.為阿富汗一百條村實現太陽能發電
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.Afganistanissa ihmiset tekevät vaikka mitä pystyäkseen katsomaan tätä ohjelmaa.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.Afganisztánban az emberek mindent megtesznek, hogy nézhessék ezt a műsort.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.Di Afghanistan, orang-orang melakukan hal-hal yang tidak biasa untuk dapat menonton program ini.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.En Afganistan, la gente hace cosas extraordinarias para poder mirar ese programa.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.En Afghanistan, les gens se donnent un mal fou pour pouvoir regarder cette émission.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.În Afganistan, oamenii fac tot ceea ce pot ca să ajungă să vadă această emisiune.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.In Afghanistan gaan mensen heel ver... om dit programma te kunnen zien.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.In Afghanistan la gente fa di tutto per riuscire a vedere questo programma.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.In Afghanistan nehmen die Menschen ungewöhnliche Mühen auf sich, um diese Sendung sehen zu können.
Afganistan'da, insanlar programı izleyebilmek için sıra dışı şeyler yapıyorlar.No Afeganistão, as pessoas percorrem distâncias extraordinárias para poderem assistir a este programa.