Bu merhamet bize affetme gücü verir.Dieses Mitgefühl erlaubt es uns, zu vergeben.
Bu merhamet bize affetme gücü verir.E compaixão nos permite perdoar.
Bu merhamet bize affetme gücü verir.Questa compassione ci permette di perdonare.
Bu merhamet bize affetme gücü verir. Thich hiç kin tutmazdı... herkesi merhametiyle kucaklardı.Thay no guarda ningún resentimiento, puede acoger a todos en su compasión.
Bu merhamet bize affetme gücü verir.To współczucie pozwala nam przebaczyć.
Bu merhamet bize affetme gücü verir.Это сострадания позволяет нам прощать.
Buraya bir daha sakın gelme, seni asla affetmeyeceğim.Nie interesuj¹ mnie dzieci.
Buraya bir daha sakın gelme, seni asla affetmeyeceğim.Si tu retournes là-bas, ton compte est bon !
Buraya bir daha sakın gelme, seni asla affetmeyeceğim.И не смей больше приходить сюда, иначе я никогда тебя не прощу.
"Çünkü ilk dişini kaçırırsan, ilk adımlarını kaçırırsan, kendini hiçbir zaman affetmezsin."Du-te acasă, dacă pierzi momentul când îi dă primul dinte, când face primul pas, nu te vei ierta niciodată.
"Çünkü ilk dişini kaçırırsan, ilk adımlarını kaçırırsan, kendini hiçbir zaman affetmezsin."Ga naar huis, want als je z'n eerste tandje mist, z'n eerste stapje mist, zul je jezelf nooit vergeven.
"Çünkü ilk dişini kaçırırsan, ilk adımlarını kaçırırsan, kendini hiçbir zaman affetmezsin."Jdi domů, protože když zmeškáš jeho první zoubek, když zmeškáš jeho první krůček, nikdy si to neodpustíš.
"Çünkü ilk dişini kaçırırsan, ilk adımlarını kaçırırsan, kendini hiçbir zaman affetmezsin.Jeśli postawi swój pierwszy krok, a ciebie nie będzie - nie wybaczysz sobie.
"Çünkü ilk dişini kaçırırsan, ilk adımlarını kaçırırsan, kendini hiçbir zaman affetmezsin.네 아들의 젖니가 빠지는 것도 못 보고, 첫 걸음마를 떼는 것도 보지 못하면, 넌 평생 너 자신을 용서할수 없을거야.
"Çünkü ilk dişini kaçırırsan, ilk adımlarını kaçırırsan, kendini hiçbir zaman affetmezsin."Pojdi domov, ker, če boš zamudila njegov prvi zob, njegov prvi korak, si ne boš nikoli odpustila.
"Çünkü ilk dişini kaçırırsan, ilk adımlarını kaçırırsan, kendini hiçbir zaman affetmezsin."porque se perderes o seu primeiro dente, "se perderes o seu primeiro passo, nunca te perdoarás.
"Çünkü ilk dişini kaçırırsan, ilk adımlarını kaçırırsan, kendini hiçbir zaman affetmezsin.Если ты пропустишь его первый зуб и не увидишь первый шаг, ты никогда этого себе не простишь.
"Çünkü ilk dişini kaçırırsan, ilk adımlarını kaçırırsan, kendini hiçbir zaman affetmezsin.כי אם תחמיצי את השן הראשונה שלו, אם תחמיצי את צעדו הראשון, לעולם לא תסלחי לעצמך.
"Çünkü ilk dişini kaçırırsan, ilk adımlarını kaçırırsan, kendini hiçbir zaman affetmezsin.لأنك إن لم تكوني موجودة عند ظهور أول أسنانه ، إن فاتتكِ أولى خطواته ، فإنك لن تسامحي نفسك أبداً.
"Çünkü ilk dişini kaçırırsan, ilk adımlarını kaçırırsan, kendini hiçbir zaman affetmezsin.見られなかったら 一生後悔する それに - 戦争はいつだって起きる」
"Eve dön" dedi, "Çünkü ilk dişini kaçırırsan, ilk adımlarını kaçırırsan, kendini hiçbir zaman affetmezsin.Y él dijo, "Vete a casa, porque si te pierdes de su primer diente, de su primer paso, nunca te lo perdonarás.
Evet, beni affetmen için soruyorum.Ano, prosím tě, abys mi odpustil.
Evet, beni affetmen için soruyorum.Bitte verzeih mir, Schatz.
Evet, beni affetmen için soruyorum.Da, te rog sa ma ierti.
Evet, beni affetmen için soruyorum.Igen, kérlek bocsáss meg!
Evet, beni affetmen için soruyorum.Pardonne-moi mon amour, s'il te plaît.
Evet, beni affetmen için soruyorum.Sì, ti chiedo di perdonarmi. Aiuto.
Evet, beni affetmen için soruyorum.Tak, prosze cie o wybaczenie.
Evet, beni affetmen için soruyorum. Yardım edin. Bizi buradan çıkarın.Anh cũng hãy tha thứ cho em.
Evet, beni affetmen için soruyorum.Ναι, σου ζητώ να με συγχωρέσεις.
Evet, beni affetmen için soruyorum.Да, я прошу простить меня.
Fakat gözümü açtığımda olası olabileceğini düşünmediğim bir affetme hissi ile karşılaştım.Dar ceea ce am văzut mi-a deschis ochii la ideea de iertare, ceva ce nu părea posibil.
Fakat gözümü açtığımda olası olabileceğini düşünmediğim bir affetme hissi ile karşılaştım.De amit láttam, az ráébresztett a megbocsátás eszményére amit sosem hittem, hogy létezhet.
Fakat gözümü açtığımda olası olabileceğini düşünmediğim bir affetme hissi ile karşılaştım.Jednak, to co zobaczyłem otworzyło mi oczy na ideę przebaczenia, w którą nigdy nie wierzyłem.
Fakat gözümü açtığımda olası olabileceğini düşünmediğim bir affetme hissi ile karşılaştım.그러나 저는 눈을 뜨고 절대 가능하지 않다고 생각했던 용서에 대한 한 단면을 보았습니다.
Fakat gözümü açtığımda olası olabileceğini düşünmediğim bir affetme hissi ile karşılaştım.Maar wat ik zag, opende mijn ogen voor een idee van vergeving dat ik nooit voor mogelijk had gehouden.
Fakat gözümü açtığımda olası olabileceğini düşünmediğim bir affetme hissi ile karşılaştım.Mais ce que j'ai vu m'a ouvert les yeux sur une forme de pardon que je n'aurais jamais cru possible.
Fakat gözümü açtığımda olası olabileceğini düşünmediğim bir affetme hissi ile karşılaştım.Namun apa yang saya lihat membuka mata saya tentang apa arti maaf yang saya pikir tidak akan pernah mungkin.
Fakat gözümü açtığımda olası olabileceğini düşünmediğim bir affetme hissi ile karşılaştım.Nhưng những cái tôi thấy cho tôi biết đến sự tha thứ cái mà tôi nghĩ là không thể.
Fakat gözümü açtığımda olası olabileceğini düşünmediğim bir affetme hissi ile karşılaştım.Pero lo que vi abrió mis ojos a una idea del perdón que jamás pensé posible.
Fakat gözümü açtığımda olası olabileceğini düşünmediğim bir affetme hissi ile karşılaştım.Но онова, което видях, ми отвори очите за една представа за опрощение, която никога не бях смятал за възможна.
Fakat gözümü açtığımda olası olabileceğini düşünmediğim bir affetme hissi ile karşılaştım.Но то, что я увидел, изменило мой взгляд на саму идею прощения, которое, как мне казалось, невозможно.
Fakat gözümü açtığımda olası olabileceğini düşünmediğim bir affetme hissi ile karşılaştım.אבל מה שראיתי פקח את עיניי לרעיון של סליחה שמעולם לא תיארתי שהוא אפשרי.
Fakat gözümü açtığımda olası olabileceğini düşünmediğim bir affetme hissi ile karşılaştım.ولكن ما رأيتة فتح أعينى على فكرة التسامح التى لم أتوقع أبداً أن تكون ممكنة.
Fakat gözümü açtığımda olası olabileceğini düşünmediğim bir affetme hissi ile karşılaştım.寛大な心を 目の当たりにしたのです 極貧の最中にありながらも
Gelecek nesiller bizi affetmeyecekler.Potomci nám nikdy neodpustí!
Gelecek nesiller bizi affetmeyecekler.Οι απόγονοί μας δε θα μας συγχωρήσουν ποτέ!
Geri dönmeli, bize karşı günah işlemiş olanları, acı çekmemize sebep olanları affetmeliyiz.Siamo dovuti tornare indietro e perdonare coloro che avevano peccato contro di noi, causandoci del dolore.
Geri dönmeli, bize karşı günah işlemiş olanları, acı çekmemize sebep olanları affetmeliyiz.Tuvimos que volver atrás y perdonar a aquellos que habían pecado contra nosotros, que nos habían hecho sufrir.
Geri dönmeli, bize karşı günah işlemiş olanları, acı çekmemize sebep olanları affetmeliyiz.נאלצנו לחזור, ולסלוח למי שחטאו נגדנו, שגרמו לנו כאב.
Geri dönmeli, bize karşı günah işlemiş olanları, acı çekmemize sebep olanları affetmeliyiz.فقد إضطررنا للعوده ومسامحه هؤولاء الذين أخطاؤا في حقنا وسببوا لنا ألما فظيعاَ
Geri dönmeli, bize karşı günah işlemiş olanları, acı çekmemize sebep olanları affetmeliyiz.ここでは暴動あった20年以上にわたって、誘拐された人は誘拐した側を知っている、
İşte bu affetmektir. İngilizce'deki affetme kelimesi 'for' ve 'give' kelimelerinden oluşur.'прощення', де префікс "for" в англійському слові є підсилювачем.
On yıl oldu ve ben hala kendimi affetmedim.Au trecut zece ani, iar eu tot nu m-am iertat.
On yıl oldu ve ben hala kendimi affetmedim.Cela a eu lieu voici 10 ans et je ne me suis toujours pas pardonnée.
Seni bulursan, affetmeyeceğim!Aspetta solo che ti trovi.
Seni bulursan, affetmeyeceğim!Attendez que je vous trouve...
Seni bulursan, affetmeyeceğim!Cô để tôi tìm ra thử xem!
Seni bulursan, affetmeyeceğim!Csak várj, amíg megtalállak!
Seni bulursan, affetmeyeceğim!Kalau aku menemukanmu, aku tak akan memaafkanmu!