Bunun ardından Kayserispor yönetimi kendisini affetmiştir.Ele é também o Verloren reencarnado.
Allah'ın günahları affetmesi caizdir.As vitórias são obtidas graças ao favor de Deus, enquanto que as derrotas são atribuídas ao pecado.
Kendisine zarar veren, vermeye kalkan kişileri kesinlikle affetmez.Assim, são incapazes de compartilhar o perdão com aqueles que os ofendem.
Beni Affet, hafta içi her gün yayınlanmaktadır.A novela era emitida todos os dias da semana.
Teslim zorlandı, ama Rugerro prensi affetti.Forçado a se render, Rogério perdoou Grimoaldo.
1973 - Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, yazar Çetin Altan'ın cezasını affetti.PRESIDENTE (Paulo Torres) - Concedo a palavra ao nobre Senador Nelson Carneiro.
Nefesi güçlükle çıkarak: “Allah sizleri affetsin… Ben affettim.(Prostração) Tu me criaste, Senhor, tem misericórdia. (Prostração) Pequei inúmeras vezes, Senhor, perdoa-me.
Geri dönüp kendisini affettirecek ve bir saat içinde gelecektir.Novamente ela o perdoa e o acompanha no caminho de volta para casa.
Beni de affet.”'Ik vergeef je."
Sonra babasına onu affetmeyi deneyeceğini söyler.Hij kondigt hem aan dat hij zijn vader wil vermoorden.
Ama bir süre sonra onları affetmiştir.Na enkele jaren verleende hij gratie.
Tarih Taksiratınızı Affetsin (Eleştiri ve polemik yazıları.)Op het primitief kadasterplan (ca.
Ama yine de Öykü onu affetti.Toch vergeeft het meisje hem.
1989'da cumhurbaşkanı Carlos Menem'in affetmesiyle serbest bırakıldı.In 1990 kreeg hij gratie van president Carlos Menem.
Bunun için onu hiçbir zaman affetmeyeceğini belirtir.Ze zegt dat ze haar nooit zal vergeven.
Yedinci sezon boyunca yaptıklarını affettirmeye çalışır.Zij maakte haar opwachting in seizoen 7.
Bana darbe yapanları affettim.Ik vraag vergiffenis aan wie ik pijn deed.
Riyakardır ve İsa'dan günahlarını affetmesi için yalvarmıştır.Mariken krijgt berouw en doet een beroep op Gods barmhartigheid.
Yeni Kral da kendini affeteder.De koning gaf hem echter gratie.
Nefesi güçlükle çıkarak: “Allah sizleri affetsin… Ben affettim.Zijn laatste woorden waren: “ Mag God je vergeven zoals ik jou vergeef”.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.En jij hebt mij nooit gevonden; en jij hebt me nooit verloren.
Harry seçilmiş kişi olmasına rağmen hiçbir hatasını affetmez.Ondanks dat hij is opgegeven, verraadt hij zijn kameraden niet.
Öykü onu affetti.Zij heeft hem vergeven.
Önceden onu hiç affetmek istemiyordu, ama yine de barıştılar.Hij had toen niet gedacht dat hij dit haar ooit kon vergeven, maar hij heeft het haar nu vergeven.
Öykü onu affetti.Dziewczyna przebacza mu.
Bütün kafirleri affetmesi ve bütün mü'minleri de cezalandırması, O'nun için bir şey ifade etmez.Dotychczasowa Synagoga (Stara) nie była w stanie pomieścić wszystkich wiernych.
Geri dönüp kendisini affettirecek ve bir saat içinde gelecektir.Obiecuje on, że wróci za 5 minut, a kiedy wróci, to zabierze ją w podróż.
Ama bir süre sonra onları affetmiştir.Jednak po pewnym czasie utraciła je.
Tarih Taksiratınızı Affetsin (Eleştiri ve polemik yazıları.)Opublikował wtedy rozprawy Literatura i krytyka (t.
Bana darbe yapanları affettim.Za co przeprosiłeś powstańców?
Ludendorff bunun için Hindenburg'u asla affetmedi.Paul von Hindenburg nigdy nie podawał mu ręki.
Yeni Kral da kendini affeteder.I nowym królem Wisły.
Tanrı kudretli ve adildir, uyarıda ve affetmede çabuk davranır.Bóg jest święty, sprawiedliwy, wszystkowiedzący i miłosierny.
Kızlara onu affedip affetmeyeceğini sorar.Problem w tym, że my nie chcemy prosić Go o przebaczenie.
Ancak askerler bu tutmunu hiçbir zaman affetmemişlerdir.Surrealiści nigdy nie wybaczyli mu tego odejścia.
Aşk affetmez.Miłość nie przebacza.
Tarih Taksiratınızı Affetsin (Eleştiri ve polemik yazıları.)För litteraturtidskriften, se Kritiker (tidskrift).
"Onların çoğu şirk koşmadan Allah'a iman etmezler" "Doğrusu Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez.De flesta trosriktningar anser dessutom att Jesus är Gud inkarnerad (förkroppsligad) och del i en treenig Gud.
Geri dönüp kendisini affettirecek ve bir saat içinde gelecektir.Men han väntade, och väntade, och efter en timme så kom hon ned.
Tanrı kudretli ve adildir, uyarıda ve affetmede çabuk davranır.Allah är allhärskande, allvetande, men han är också barmhärtig, förbarmande och förlåtande.
Affetme, affedilme isteği, şok.Lust, lidelse och längtan.
Bana darbe yapanları affettim.Då har skurkarna tänkt slå till.
Eğer beni affetmezsen, seninle gelmeyeceğim.Om du inte förlåter mig, kommer jag inte att komma med dig.
Beni de affet.”'Сподіваюся, ви пробачете ".
Ancak askerler bu tutmunu hiçbir zaman affetmemişlerdir.Цього фюрер нікому і ніколи не пробачав.
Tarih Taksiratınızı Affetsin (Eleştiri ve polemik yazıları.)Подорож у інвалідному візку // Свобода (газета).
Geri dönüp kendisini affettirecek ve bir saat içinde gelecektir.Через кілька днів його рятують і він повертається додому.
1989'da cumhurbaşkanı Carlos Menem'in affetmesiyle serbest bırakıldı.1990 року отримав амністію від Карлоса Менема.
Ama bir süre sonra onları affetmiştir.Втім, невдовзі помилував.
Tom Mary'yi affetti.Том пробачив Мері.
Onu affetmeye hazırım.Я готовий йому пробачити.
Onu affetmeye hazırım.Я готовий їй пробачити.
Onları affettim.Я пробачив їх.
Bununla birlikte onları affet, ellerini tut.Obraťte tedy svou pozornost na ně a pomáhejte jim svými skutky.
Suçum sizden daha akıllı olmam ki beni hiçbir zaman affetmeyeceksiniz.Můj zločin je to, že jsem chytřejší než ty, což je věc, kterou mi nikdy neodpustíš.
Bütün kafirleri affetmesi ve bütün mü'minleri de cezalandırması, O'nun için bir şey ifade etmez.Věřící se nespolčí proti jinému věřícímu s jeho propuštěncem.
Firavun baş sakiyi affetti ve görevine iade etti, fırıncıbaşıyı ise astırdı.Faraón se proto optal svých hlavních rádců, jimiž byli Jób, Bileám a Jetro, co má udělat.
Öykü onu affetti.Ten mu odpouští.
Yeni Kral da kendini affeteder.I zarmoutil se král.
Bunun için onu hiçbir zaman affetmeyeceğini belirtir.Ta jí však chladně odvětí, že jí nikdy neodpustí.