İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Als ich zuerst die Statistiken sah war ich ob der schlechten Lage ziemlich verblüfft.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Amikor először láttam a statisztikai adatokat megdöbbentem, hogy milyen rossz képet tárnak fel.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Cand am aflat statisticile pentru prima data am fost uimit de cat de rau merg lucrurile.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Cuando vi las estadísticas por primera vez me asombró lo mal que estaban las cosas.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Když jsem se poprvé dozvěděl o této statistice, byl jsem dost ohromen tím, jak špatně na tom věci teď jsou.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Keď som sa prvýkrát dozvedel o tejto štatistike, bol som dosť ohromený tým, ako zle sú na tom veci teraz.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Ketika pertama kali mempelajari statistik Saya sangat tercengang oleh betapa buruknya fakta.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Kiedy po raz pierwszy poznałem statystyki, byłem zaskoczony tym jak jest źle.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.어떤 통계 자료를 첨 봤을때가 생각나는군요. 생각보다 사태가 심각해서 꽤 놀랐습니다.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Lần đầu tiên tôi học thống kê tôi đã rất sửng sốt khi biết mọi chuyện tồi tệ ra sao.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Lorsque j'ai vu les chiffres des États-Unis, j'étais abasourdi de voir combien la situation était déplorable.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Quando consultai le statistiche per la prima volta, rimasi sorpreso nel vedere quanto le cose andassero male.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Quando vi as estatísticas pela primeira vez fiquei atordoado com o quão mal as coisas estavam.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Toen ik voor het eerst de statistieken bekeek was ik erg geschrokken van hoe slecht de dingen ervoor staan.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Όταν πρωτόμαθα τις στατιστικές έμεινα άναυδος με το πόσο άσχημα είναι τα πράγματα.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Когато за пръв път разбрах за статистика Бях доста удивен от това колко зле са нещата.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.Когда я в первый раз ознакомился со статистическими данными Я был ошеломлен, насколько все плохо.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.כשלמדתי לראשונה את הנתונים הייתי די המום מכמה שהמצב גרוע.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.عندما علمت عن الإحصاءات لأول مرة صعقت من مدى سوء الأمور
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.事態の酷さに唖然としてしまいました。 現在、生徒人口の3割以上が、高校を卒業していません。
O bunu söylediğinde, ben afalladım.Al che mi sono sentito davvero confuso.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.Als sie das sagte, wurde ich nervös.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.Amikor ezt mondta, összezavarodtam.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.Atunci am dat în retragere.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.Coś się we mnie załamało.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.Cuando dijo eso, me conmovió.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.Keď to povedala, škrabal som sa.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.Khi cô ấy nói vậy, tôi đã rất bất ngờ.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.그분이 말씀하셨을 때, 저는 당황했습니다.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.Sans espoir. Il y a rien que nous pouvons faire. "
O bunu söylediğinde, ben afalladım.Toen ze dat zei, schrok ik.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.Όταν μου το είπε αυτό, προβληματίστηκα.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.Когато тя ми каза това, се обърках.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.От её слов я смешался.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.כשהיא אמרה את זה, הזדעזעתי.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.عندما قالت هذا، ارتبكت.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.彼女の失望感にどう答えるべきか