Ana içeriğe geç
Sözlük

afal afal ile cümle

afal afal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Habere afalladım.I was astonished at the news.
Bir gök gürültüsü beni afallattı.I was taken aback by a thunderclap.
O sorun yüzünden afallamıştı.He was stumped by the problem.
Onun başarısız olduğunu duyduğumda afallamıştım.I was astonished to hear that he failed.
Gördüğüm şey karşısında tam anlamıyla afallamıştım.I was literally stunned by what I saw.
Nehirde kürek çekmeye devam ettikçe, suyun berraklığı beni afallattı.As I rowed out into the river, the clearness of the water astounded me.
Ben afalladım.I'm astonished.
Tom afallamış.Tom is astonished.
Biz afalladık.We're astonished.
Tom afalladı.Tom is stunned.
Tom afallamış görünüyor.Tom appears stunned.
Onlar hâlâ afallıyor.They're still stunned.
Çok afallamış görünme.Don't look so stunned.
Tom ve ben afal afal birbirimize baktık.Tom and I looked at each other in amazement.
Tom gerçekten afallamıştı.Tom was genuinely astonished.
Figürler afallatıcı.The figures are staggering.
Gerçekten afallamıştım.I was truly astonished.
Tom afal afal etrafına baktı.Tom looked around in amazement.
Kadın öğretmenler birbirlerine baktılar, afallamışça.The women teachers looked at each other, astonished.
Biz hepimiz biraz afallamıştık.We were all a little stunned.
Tom afallamış göründüğümü söyledi.Tom said I looked stunned.
Fransızca öğretmeni, öğrencisinin sorusuyla afalladı.The French teacher was stumped by her student's question.
Afallamış görünüyorsun.You look stunned.
Tom tepki göstermek için çok afallamıştı.Tom was too stunned to react.
Tom afallamış gibi görünüyordu.Tom seemed to be astonished.
Tom afalladığını söyledi.Tom said that he was stunned.
Tom'un afallamış olduğunu biliyorum.I know Tom was astonished.
Odadaki herkes olanlar karşısında afallamıştı.Everybody in the room was stunned by what happened.
Problem Tom'u afallattı.The problem perplexed Tom.
Adad'ın işlerinde her şeyi karanlığa çeviren afallamış şok oldu.There was stunned shock at Adad's deeds which turned everything to blackness.
Ancak sabah, kapısının önüne doluşmuş izdihamda kapıyı açarak afallamıştır.And between timid and frightened, she on day opened the door to the street.
İstatistikleri ilk öğrendiğim zaman, işlerin ne kadar kötü olduğu karşısında afallamıştım.When I first learned the statistics, I was pretty stunned at how bad things are.
Afallamıştım. Ne yapacağımı bilemiyordum.And I was really appalled, and I couldn't figure out what to do.
O bunu söylediğinde, ben afalladım.When she said that, I scrambled.
Bütün bu organizasyon ve yapılmış konuşmalar karşısında afallamış durumdayım.I've been blown away by the whole thing. In fact, I'm leaving.
Birincisinin Hindistan'da, Hindu Tanrısı partisi tarafından yapıldığını öğrenince afalladılar.What blew their mind was the first one took place in India, it was the party of a Hindu God.
Çin Edebiyat yazarlarının 2016'da 41.4 milyar kelime yayımlaması herkesi afallattı.China Literature's writers published a staggering 41.4 billion words in 2016.
Olayı duyduğumda afalladım."I was in completely shock when I heard about it."
Adad'ın işlerinde her şeyi karanlığa çeviren afallamış şok oldu.There was stunned shock at Adad's deeds which turned everything to blackness.
Afalinalar küçük gruplar oluşturarak yaşarlar.Il se nourrit en petits groupes.
Ancak sabah, kapısının önüne doluşmuş izdihamda kapıyı açarak afallamıştır.Chaque matin elle lui apportait un pain à la porte.
Afalinalar küçük gruplar oluşturarak yaşarlar.Se alimenta en grupos pequeños.
Nehirde kürek çekmeye devam ettikçe, suyun berraklığı beni afallattı.Чистота воды поражала меня, пока я продолжал грести по реке.
İnsanlarda bu oran %28, afalinalarda %42.5, şempanzelerde %54, fillerde ise %35'tir.У людей эта масса составляет 28 %, у дельфинов — 42,5 %, у шимпанзе — 54 %.
Potansiyeller ise, vampirlerle savaşmayı öğreten kişinin bir vampir olması konusunda afallamışlardır.Люди всё ещё ищут способ противостоять вампирам.
Afalinalar küçük gruplar oluşturarak yaşarlar.Личинки питаются мелкими членистоногими.
Eleştirmenlerin çoğu, Bush'un yarattığı yoğun ses manzaraları karşısında afallamıştı.Muitos ficaram perplexos com as paisagens sonoras densas que Bush tinha criado .
İnsanlarda bu oran %28, afalinalarda %42.5, şempanzelerde %54, fillerde ise %35'tir.Bij mensen ligt dit op 28%, bij tuimelaars op 42,5%, bij chimpansees op 54%.
İnsangiller, afalina ile birlikte aynada kendisini tanıyabilen yegane canlılardır.Вони одними з тварин, здатними впізнати себе в дзеркалі.
Deyince Sabatay Sevi afallar.Я ж тобі кажу: Бюссі частує обідом твоїх друзів.
Ancak sabah, kapısının önüne doluşmuş izdihamda kapıyı açarak afallamıştır.Azonban a lakásba már nem jutott be, közvetlenül a bejárati ajtó előtt másnap kora reggel holtan találták.
Afalinalar küçük gruplar oluşturarak yaşarlar.Peltoturpiaalit elävät pienissä ryhmissä.
Eski dönemlerde Boğaz'da görülen yunuslar afalina ve mutur denen türlerdi.Αρχαίες εορτές που τελούνταν στην Ανάφη ήταν τα Κάρνεια και τα Υακίνθεια.
İnsangiller, afalina ile birlikte aynada kendisini tanıyabilen yegane canlılardır.Alle blant folkene som kjente deg, grøsset ved synet av deg.
Afalinalar küçük gruplar oluşturarak yaşarlar.Mencari makan dalam kelompok kecil.
Deyince Sabatay Sevi afallar.사바스(Sabbath)는 안식일을 가리킨다.
Afallamıştım. Ne yapacağımı bilemiyordum.Byłem naprawdę przerażony i nie wiedziałem, co robić.
Afallamıştım. Ne yapacağımı bilemiyordum.Eram îngrozit și nu știam ce să fac.
Afallamıştım. Ne yapacağımı bilemiyordum.Ero davvero atterrito, non riuscivo a capire cosa fare.
Afallamıştım. Ne yapacağımı bilemiyordum.Estaba realmente horrorizado y no sabía qué hacer.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod