Bunların dışında; Kâtib-i Adil: Noter.All except the last are operated by Kordia.
Bu durum, sorumlu silah satıcıları veya alıcıları için adil değil.That's not fair to responsible gun buyers or sellers.
Partneriniz adil olarak seçilecek...Your partner will be decided fairly...
Hiç adil değil. Dünyanın bazı ülkelerinde eşcinsel olduğun için hapse atılabilirsin.I don't want to go there, but I have to because I want to marry someone I like!
Bu Amerika temel olarak adildir.This America is fundamentally fair.
Ama bu yeterince adil.But that's fair enough.
Kaliforniya adil bir eyalet. Ne olursa olsun yarısını alır.So ditch her.
Bu da çok adil gibi gözükmüyor.And that doesn't seem entirely fair.
Gerçekler, adil gerçekler bunlar.This is the straight truth, the righteous truth.
Neyin adil olduğunu bilmek istiyordu.He wanted to know what is just.
Birine göre bir şey adilken, diğerine göre başka bir şey adil.He says something's just. She says something else is just.
Böylece gerçekte neyin adil olup neyin olmadığını bilebilirdik.Then you would know what was really just and what wasn't.
Bu dört değerden ikincisi ise etikliğe ve adilliğe olan yönelim.The second of the four values is this movement toward ethics and fair play.
O adil bir genç adam olduğunu ve düşük garip birlikte konuşmaya kalktı seslendirdi.She was with a fair young man and they stood talking together in low strange voices.
Mary baktı adil genç adam biliyorduMary knew the fair young man who looked
Onlar büyük ve korkmuş olduklarını ve adil bir çocuk memurunun yüzüne yalvarırcasına kaldırdı.They were large and scared and lifted imploringly to the fair boy officer's face.
'Süpürge' heather Gorse bahar aylarında 'inci, yaz güzel adil çiçek.It's fair lovely in spring an' summer when th' gorse an' broom an' heather's in flower.
Mother'sa iyi huylu bir kadındır ama moithered adil olur.Mother's a good-tempered woman but she gets fair moithered.
O yağmurlu günlerde, adil bir hava görünmüyor gibi şeyler görür diyor.He says he sees things on rainy days as doesn't show when it's fair weather.
Bazen tha baş 'in th adil yumuşak görünüyor. "Sometimes tha' looks fair soft in th' head."
Tha en adil tuhaf, tha kadar bildiklerini. "Tha's fair unearthly, tha's so knowin'."
Daha az nöronu olması yönünden basit olabillir, ama bu adil bir ölçek mi?Well, it's simple in the sense that it has fewer neurons, but is that a fair metric?
Adil bir ölçek olmadığını ileri sürüyorum ben.And I would propose it's not a fair metric.
Yeterince adil ...Fair enough...
Oyunun adil olmadığını düşünüyorlar.They think this game is unfair.
Adil olmayan yasalarý izlemek adaletli olamaz."There's no justice in following unjust laws."
Ve aslında, en adil sırayla gidelim.And actually, let's just go in order.
Sadece bu çok adil gözükmüyor.It just didn't seem... very fair.
Adil paralar her zaman %50 ihtimalle yazı yada tura gelir.Fair coins always come up 50% heads or tails.
Adil erkek yok.You fair men don't.
Düşündüler ki insanlar iyi ve adil davranması yeterli olur.They thought if only people would be decent and fair.
Açıkça, adil bir duruşma, eksiksiz sorgulama.Straightforward, fair trial, full investigation.
Hayır, üç dakikayı başlatamazsınız üç dakikayı yeniden başlatın, bu hiç de adil değil.No, you can't start the three minutes. Reset the three minutes, that's just not fair.
Yeterince adil.Fair enough.
Birinci bozuk paramız adil bir para ve çıkacak olan sonuca X1 diyelim.Our first coin is a fair coin, and we're going to denote the outcome by X1.
Fakat konuşma özgürlüğü olmadan, özgür ve adil bir seçim yapabilirsiniz.But without freedom of speech, you can't have free and fair elections.
Endişelenmemiz gereken şey, yabancılığın adil paylaşımını yapıp yapmadığımızdır.The threat to worry about is whether or not we're getting our fair share of strangeness.
- Hiç adil değil !It's unfair!
Daha adil olur !It's more fair!
Adil olmaz !It's low!
Ama yeterince adil.But fair enough.
Biz, adilce oynayan herkesle yarışabiliriz.We can compete with anyone in the world as
Bu yüzden öncelikle, insanların adilce oynamalarını sağlamalıyız.We will have to have people play on a fair basis, that\'92s number one.\
Hiç adil değil.Not fair.
Bir firma ödemek zorundadır çıkarları nedeniyle dikkate alarak, müşteriler ve onlara adil davranın.A firm must pay due regard to the interests of its customers, and treat them fairly.
Bu adil bir durum olabilir.So this might be a fair situation.
"Şimdi, ben size adil uyarı vermek, 'diye konuştu yere damgalama, Kraliçe bağırdı;'Now, I give you fair warning,' shouted the Queen, stamping on the ground as she spoke;
Çünkü zaten Tanrı adildir.Because, after all, God is just.
Ve bunu hayatatı boyunca konserve sığır etinden adil bir pay tüketmiş biri olarak söylüyorum.And I say this as a man who has eaten a fair share of corned beef in his life.
Peki onların bu durumu değiştirmeleri nasıl mümkün diye sormak adil olacaktır.So it's fair to ask, how is it possible for them to change this?
Daha tarafsız, daha adil yolları.More equitable, more fair ways to do this.
Hem de daha güvenli, daha sağlıklı ve daha adil olan şeyleri aramak dururken.That we've actually lost ground on things like safer, healthier and more fair.
Bu hiç adil değil!Hey... that's not fair!
Bu adil değil.That's unfair.
Hiç de adil değil.That's not fair.
Ve her zaman adil de değildir.And it isn't always fair.
E, bunun nesi adil?What's fair about that?
Ve onun odasına kalem kendine özel, onun pencereleri kapatır dışarı adil gün ışığı kilitlerAnd private in his chamber pens himself; Shuts up his windows, locks fair daylight out
Doğru, iyi bir Markman ROMEO - Ve o seviyorum adil.ROMEO A right good markman!--And she's fair I love.
BENVOLIO adil doğru bir işareti, fuar coz, erken isabet.BENVOLlO A right fair mark, fair coz, is soonest hit.