Nureddin Mahmud Zengi, adil bir hükümdar idi.隋文受禅,进爵为公,授骠骑将军。
Adil Eşrefoğlu'nun kardeşidir.他是平清盛之弟平教盛的次子。
Adil Efendi yine gelmez.不久辭官歸里。
Bunun üzerine Adil Kitboğa sığınmış olduğu Şam iç kalesinden ayrılarak Salhad'a gitti.而在眾多候選者中脫穎而出的是來自愛知縣的鈴木實里。
Dava ABD yasalarında adil kullanım konusunda önemli gelişmelere yol açtı.该案在美国言论自由权的发展过程中具有重要意义。
4 Adil Şirin.四名寶釧。
Adil ve modern toplum.佛教与现代性。
Bu adil mi?그 일이 공정한가?
Samimi dostluk, iyi öğüt takası, adil tutum olmalı, ihanet olmamalı" der.이는 세교(世敎)에 관계되고 치도(治道)에 해로우니, 파직은 실로 너그러운 법이요 과중한 것이 아닙니다."
Cezmi ile Adil Giray bu savaş vesilesiyle tanışmışlardır.다키가와 가즈마스는 간토 공략으로 결석하였다.
Adil yeğenleri arasında arabuluculuk rolü yapmaya başladı.조카인 유지원과는 우익 계열에서 함께 활동하였다.
Adile (Nesime Alış tarafından canlandırılan), Atahan konağının hizmetçisi.배누리 : 잔실 역 (아역 조민아) 무노비(巫奴婢), 도무녀 장씨의 신딸.
Eyyubiler Sultanı Adil Şam'da bulunmaktaydı.싱안 맹의 투취안 현 투취안 진에 있었다.
Yabancı gözlemciler serbest ve adil olarak seçimi onayladı.자유지상주의적 사회주의자들은 전통적으로 종교적 조직에 회의적이고 비판적이여 왔다.
Memurlar genel olarak dürüst ve adil olmayan bir şekilde davranır.באופן כללי הבחירות התנהלו בסדר יחסי והוגן.
Ne var ki, hukuk düzeni her zaman adil olmayabilir.לא כל סמכות בפועל היא תמיד לגיטימית.
Bu adil mi?האם צדק?
Bu adil mi?Справедливо ли е това?
(Masum bir insan olarak ölüyorum, bu karar adil değil."Умирам като един невинен човек, моята присъда е несправедлива.
Bu adil insanların davranışı değil.Те не са искрени хора.
Uluslararası ve yerel gözlemciler seçimi özgür, adil ve güvenilir olarak değerlendirdi.Международните наблюдатели оценяват изборите като честни и демократични, въпреки някои недостатъци.
Bakü, Adiloğlu, 2005.Труд и право, 2005.
Adil muamele ve yaralılar için tıbbi bakım sözü veriliyordu.Последователно провежда принципите на санитарството и грижата за ранените.
Kale kapıları yeniden açılınca Adil Kitbuğa taraftarları şehir kaleiçine girdiler.Когато приближил портите на града, стражата го спряла.
Artaphernes tarafından kurulan barış, uzun süre adil ve dürüst olarak kabul edilmiştir.Mir koji je uspostavio Artafern dugo se pamtio kao pravedan i pošten.
Günümüzde çapraz sorgunun adil ve objektif bir yargılama için zorunluluk olduğu savunulmaktadır.Država mora imati namjeru voditi rat samo zbog pravednog i opravdanog razloga.
4 Adil Şirin.Poštena igra 4.
Linç, hiçbir adil yargılama olmadan insanları cezalandırma yöntemidir.McCoy učini sve što je u njegovoj mogućnosti kako bi spriječio nepravednu presudu.
Yabancı gözlemciler serbest ve adil olarak seçimi onayladı.Pozorovatelia zo Spoločenstva nezávislých štátov považovali bieloruské voľby za slobodné a spravodlivé.
Ticarette, ağırlıklar ve ölçüler adil ve şeffaflık sağlamak adına her zaman hükumet kontrolündedir.V obchode váhy a miery zvyčajne podliehajú vládnej regulácii, aby sa zaistila spravodlivosť a transparentnosť.
(Masum bir insan olarak ölüyorum, bu karar adil değil.Na takého občana sa hľadí ako na nevinného, kým jeho vina nebola vyslovená právoplatným rozhodnutím.
Efsanelerde adil olduğu vurgulanır.Mnohí však legendu považujú za pravdivú.
Yabancı gözlemciler serbest ve adil olarak seçimi onayladı.Volitve so bile mirne in razglašene kot svobodne in poštene.
Bakü, Adiloğlu, 2005.Radovljica: Didakta, 2005.
Yargıcın takdir yetkisi vardır ve bunu adil kullanır.Taki vodja drži svojo besedo in je pošten.
Bu adil mi?Ar tai teisinga?
Yabancı gözlemciler serbest ve adil olarak seçimi onayladı.Rinkimų laisvumą ir teisingumą paliudijo tarptautiniai stebėtojai.
Ne var ki, hukuk düzeni her zaman adil olmayabilir.Teisinio reguliavimas ne visada būna veiksmingas.
Çıkmak için gerekli izin Adilcevaz yetkililerince verilmektedir.Licencija išduodama dėl licenciato pageidavimų.
Bir Demet Edebiyat, Adile Ayda.E. Koivumies – Hüvasti, öö.
Sadık ama zor bir dosttu, acımasız ama adil bir düşmandı.Ta ei olnud enam sõbralik, vaid tige ja õel hunt.
Bu adil mi?Kas mitte just seda pole õiglane teha?
Uluslararası ve yerel gözlemciler seçimi özgür, adil ve güvenilir olarak değerlendirdi.Rahvusvaheliste vaatlejate hinnangul olid valimised õiglased ja ausad.
Adil savaşın idaresinde ayrım gözetilmelidir.Sõjapidamise põhjus peab olema õiglane.
Efsanelerde adil olduğu vurgulanır.Tema elu on mähitud legendidesse.
Amerikalı diplomatlarda gerçekleşen seçimin adil bir seçim olmadığını düşünüyordu.Ameerika Riikide Organisatsiooni ja Euroopa Parlamendi vaatlejate hinnangul valimispettusi ei esinenud.
Yabancı gözlemciler serbest ve adil olarak seçimi onayladı.Välisvaatlejad hindasid valimisi mittevabadeks ja mittedemokraatlikeks.
1950'de Türkiye ilk özgür ve adil seçimlerini yaptı.1950년에 터키에선 최초의 자유롭고 공정한 선거가 치뤄졌고
1950'de Türkiye ilk özgür ve adil seçimlerini yaptı.ב-1950, טורקיה ערכה לראשונה בחירות חופשיות והוגנות
1950'de Türkiye ilk özgür ve adil seçimlerini yaptı.ففي 1950 جرت اول انتخابات حرة في تركيا
1950'de Türkiye ilk özgür ve adil seçimlerini yaptı.それにより、、独裁的で低俗な政治体制は終わりを告げました。
Aaron, adil olmadýđýna inandýđý bu durumla mücadele etmekte kararlýydý.كان آرون صلبا ويرفض الانحناء .والقبول بما لم يكن يعتقد أنه عادل
Aaron, adil olmadýđýna inandýđý bu durumla mücadele etmekte kararlýydý.受け入れないと固く決心していました。
Açıkça, adil bir duruşma, eksiksiz sorgulama.Alors qu'est-ce qui cloche?
Açıkça, adil bir duruşma, eksiksiz sorgulama.Ce nu-i în regulă? Corectitudine, proces drept, investigații complete.
Açıkça, adil bir duruşma, eksiksiz sorgulama.Egyértelmű, tiszta tárgyalás, teljes kivizsgálás.
Açıkça, adil bir duruşma, eksiksiz sorgulama.Einfacher, fairer Prozess, umfassende Untersuchung.
Açıkça, adil bir duruşma, eksiksiz sorgulama.Enkel, rättvis rättegång, grundlig utredning.
Açıkça, adil bir duruşma, eksiksiz sorgulama.Even opsommen: een eerlijk proces, een volledig onderzoek.
Açıkça, adil bir duruşma, eksiksiz sorgulama.Francamente, julgamento justo, investigação completa.